akılcı

listen to the pronunciation of akılcı
Türkçe - İngilizce
rational

Tom is rational, isn't he? - Tom akılcı, değil mi?

rationalistic
believer in the doctrine of rationalism
rationalist usçu, rasyonalist
reasonable
level-headed
(a) rationalist
rationalist
rationalistic, rationalist
supporter of rationalism
levelheaded
{s} orthodox
level headed
{s} level
akıl
wisdom
akıl
{i} intelligence

Someone famous said that imagination is more important than intelligence. - Ünlü biri hayal akıldan daha önemlidir dedi.

akıl
mind

One should bear in mind that time is money. - İnsan paranın zaman olduğunu akılda tutmalıdır.

So many men, so many minds. - Çok sayıda insan çok sayıda akıl.

akıl
wit

She knows better than to argue with him. - O, onunla tartışmayacak kadar akıllıdır.

I'm going with Ken. He is cool, gentle and smart. What's more, he is single! - Ken ile gidiyorum. O, serin, nazik ve akıllı. Dahası, o bekar!

akıl
reason

A smart dog never barks for no reason. - Akıllı bir köpek asla sebepsiz havlamaz.

This is an elementary error of reasoning. - Bu akıl yürütme ile ilgili temel bir hatadır.

akılcı olmak
rationalize
akıl
{i} memory
akıl
brain

Who is the brains of this operation? - Bu operasonun akıl hocaları kimdi?

The brain is the center of every mind, soul, and muscle energy. - Beyin her akıl, ruh ve kas enerjisinin merkezidir.

akıl
{i} advice

He was wise enough to take her advice. - Ondan tavsiye alacak kadar akıllıydı.

Sami was smart enough to listen to Layla's advice. - Sami, Leyla'nın tavsiyesini dinleyecek kadar akıllıydı.

akıl
mental

Are you mentally ill? - Akıl hastası mısınız?

She was sent to a mental hospital. - Akıl hastanesine gönderildi.

akıl
gray matter
akıl
{i} Psyche
akıl
guidance
akıl
idea

That's a clever idea. - Bu akıllıca bir fikir.

The ideal woman for me would be well-mannered, intelligent and a polyglot. - Benim için ideal kadın, iyi huylu, akıllı ve birçok dilli olacaktır.

akıl
long
akıl
understanding
akıl
mentality
akıl
fettle
akıl
sapience
akıl
head

You've got a good head on your shoulders. - Sen akıllı ve zeki birisin.

Use your head to save your heels. - Akılsız başın cezasını ayaklar çekermiş.

akıl
discernment
akıl
headpiece
akıl
intellect

Health and intellect are the two blessings of life. - Sağlık ve akıl, hayatın iki nimetidir.

Akıl
rational faculty
akıl
ıntellect
akıl
mind, comprehension
akıl
comprehension
akıl
{i} nous
akıl
grey matter
akıl
{i} chump
akıl
strength of mind
akıl
{i} prudence
akıl
{i} bean
akıl
sentient
akıl
{i} loaf
akıl
{i} consciousness
akıl
reason, intelligence; wisdom, discernment, discretion
akıl
intelligence, brain, reason " us; memory" " bellek; advice" " öğüt; opinion, idea
akıl
pate
akıl
sense
akıl
prudent
akıl
psycho
akıl
idea, opinion, thought
akıl
{i} senses
Türkçe - Türkçe
Akılcılıktan yana olan, usçu, rasyonalist (kimse)
Akılcılıkla ilgili
AKILCI
(Hukuk) Akla uygun, akla yatkın, akılcı, mantıksal mantığa uygun
Akıl
(Osmanlı Dönemi) DERS
âkıl
(Osmanlı Dönemi) akıllı
akıl
Vaka'nin duyu organlarıyla hissedilip beyne nakledilmesi ve on bilgilerle yoğrulup yorumlanması
AKIL
(Osmanlı Dönemi) Bak: Akl
Akıl
us
Akıl
(Osmanlı Dönemi) HULÜM
Akıl
(Osmanlı Dönemi) CÂL
Akıl
(Osmanlı Dönemi) MİRRE
Akıl
(Osmanlı Dönemi) HULM
Akıl
(Osmanlı Dönemi) HÜRMAN
Akıl
(Osmanlı Dönemi) SEDAD
Akıl
(Osmanlı Dönemi) UNAB
Akıl
(Osmanlı Dönemi) MECR
akıl
Öğüt, salık verilen yol
akıl
Düşünme, anlama ve kavrama gücü, us: "Akıl yaşta değil baştadır."- Atasözü
akıl
Düşünce, kanı: "Şimdiki aklım olsaydı bu dükkânın yerine aç bir kahve!"- A. K. Tecer
akıl
Hafıza, bellek
akıl
Düşünce, niyet
akıl
Hafıza, bellek: "Hâlâ aklımda o tufan yağmuru."- C. S. Tarancı. Öğüt, salık verilen yol
akıl
Düşünce, kanı
akıl
Düşünme, anlama ve kavrama gücü, us
ÂKIL
(Osmanlı Dönemi) (E) Uyanık. Aklı başında. Tedbirli. Düşüncesi sağlam. Huşyâr
akılcı