-e doğru

listen to the pronunciation of -e doğru
Türkçe - İngilizce

-e doğru teriminin Türkçe İngilizce sözlükte anlamı

-e doğru
toward
-e doğru
towards
-e doğru
over
-e doğru
unto
-e doğru
due
-e doğru
on
-e doğru
against
-e doğru
t.o
doğru
accurate

My watch is more accurate than yours. - Saatim sizinkinden daha doğru.

Your analysis of the situation is accurate. - Sizin durum analiziniz doğrudur.

doğru
true

The story seems true. - Hikâye doğru görünüyor.

What he said is true. - Onun söylediği doğru.

doğru dürüst
properly

If you understand, then do it properly. - Eğer anlıyorsan, öyleyse onu doğru dürüst yap.

Don't play dumb. Answer my question properly! - Aptal numarası yapma. Soruma doğru dürüst cevap ver.

içe doğru
inward
doğru
straight

He said the words came straight from his heart. - O kelimelerin doğruca kalbinden geldiğini söyledi.

After the meeting she headed straight to her desk. - Toplantıdan sonra o doğrudan masasına doğru yöneldi.

doğru
right

It is right that you should write it. - Onu yazman gerektiği doğrudur.

The right mind is the mind that does not remain in one place. - Doğru akıl bir yerde kalmayan akıldır.

-e doğru yönelmek
(Dilbilim) head towards
doğru
through

In a time-bound society time is seen as linear- in other words as a straight line extending from the past, through the present, to the future. - Zamana bağlı bir toplumda zaman lineer olarak görülür-yani geçmişten şimdiki zamana ve geleceğe doğru uzanan düz bir çizgi olarak.

Through trial and error, he found the right answer by chance. - Deneme yanılma yoluyla doğru cevabı buldu.

e doğru
towards
geriye doğru
backwards

Life can only be understood backwards, but it must be lived forwards. - Hayat sadece geriye doğru anlaşılabilir ama ileriye doğru yaşanmalıdır.

Why is it easier to park the car backwards than forwards? - Arabayı geriye doğru park etmek neden ileriye doğru park etmekten daha kolaydır?

doğru
authentic
doğru
for

The ship made for the shore. - Gemi kıyıya doğru gitti.

We've found him to be the right man for the job. - Biz, onun bu iş için doğru adam olduğunu keşfettik.

doğru
(Hukuk) fair

As soon as the three doctors had left the room, the Fairy went to Pinocchio's bed and, touching him on the forehead, noticed that he was burning with fever. - Üç doktor odadan çıkar çıkmaz Peri, Pinokyo'nun yatağına doğru gitti ve alnına dokununca onun ateşler içinde yandığını gördü.

Tom is telling the truth, I'm fairly certain. - Tom doğruyu söylüyor, ben oldukça eminim.

doğru
fair enough
askerlik yapmayı doğru bulmayan kimse
conscientious objector
doğru
due

Due to Tom's behavior, the court is convinced that Mary's account is accurate. - Tom'un davranışı nedeniyle mahkeme Mary'nin hesabının doğru olduğuna inanıyor.

doğru varsaymak
postulate
doğru yol
the right way

Is this the right way to go to the railway station? - Tren istasyonuna gitmek için doğru yol bu mu?

Is this the right way to Yokohama Station? - Bu Yokohama İstasyonuna giden doğru yol mu?

geriye doğru
backward

Why is it easier to park the car backwards than forwards? - Arabayı geriye doğru park etmek neden ileriye doğru park etmekten daha kolaydır?

Tom is walking backwards. - Tom geriye doğru yürüyor.

doğru dürüst
real
doğru dürüst
decent
doğru dürüst
straight
doğru dürüst
aright
doğru dürüst
decently
doğru dürüst
duly
doğru düzgün
straight
doğru ve dürüst
fair and square
eve doğru
homeward-bound
geriye doğru sürmek
back up
gerçek doğru
(Bilgisayar) real line
ileri doğru
forward
ileriye doğru
forwardly
ileriye doğru
frontward
ileriye doğru
on
ileriye doğru eğilmek
(Dilbilim) lean forward
ileriye doğru hareket
course
ileriye doğru sürmek
propel
kesik çizgili doğru
dotted line
tepeden köke doğru kurumak
die back
geriye doğru sürmek
back
doğru
faithful
başını öne doğru eğmek
bend one's head
başını öne doğru eğmek
lower one's head
başını öne doğru eğmek
bow one's head
bir yere doğru bakan (ev, oda vb.)
minister to a place (house, room, etc.)
doğru
above board
doğru bir biçimde
properly
doğru cevap
correct answer
doğru cevap
right answer
doğru söz
correct words
yukarı doğru hareket ettirmek
move up
doğru doğru
expression of agreement
doğru doğru
hear! hear!
doğru doğru dosdoğru .... The exact truth
(of the matter) is that
-e doğru