şeklinde

listen to the pronunciation of şeklinde
Türkçe - İngilizce
shaped

I want a jacket shaped like yours. - Sizinkinin şeklinde bir ceket istiyorum.

He baked her a red cake shaped like a heart. - O, ona bir kalp şeklinde kırmızı bir pasta pişirdi.

in the fashion
in the way that
shaped like
fashion
in form
take the form of
in the shape
oid
linguiform
şekil
{i} figure

I can't make out these figures. - Bu şekilleri anlayamam.

I figured it was easier to do it this way. - Onu bu şekilde yapmanın daha kolay olduğunu düşündüm.

şekil
mold
şekil
shape

The old house was in bad shape. - Eski ev kötü bir şekildeydi.

Our political system was shaped by feudal traditions. - Siyasi sistemimiz feodal gelenekler tarafından şekillendirilmişti.

şekil
image
şekil
mould
şekil
form

Buddha, impressed by the rabbit's efforts, raised him unto the moon and set him in that form forever more. - Tavşanın çabalarından etkilenen Buddha onu aya kadar yükseltti ve onu sonsuza kadar bu şekilde bıraktı.

A form appeared from over there. - Oradan bir şekil ortaya çıktı.

şeklinde sonuçlanmak
come down to
şemsiye şeklinde bitki
umbellifer
şemsiye şeklinde çiçeklenme
umbel
şemsiye şeklinde çiçeklenmiş
umbellate
el yazısı şeklinde matbaa harfleri
script
hilâl şeklinde
crescent

The French croissant is a crescent-shaped pastry. - Fransız kruvasan bir hilal şeklinde pastadır.

şekil
pattern

Patterns of married life are changing a lot. - Evlilik yaşam şekilleri çok değişiyor.

başlık şeklinde olan
hooded
dikdörtgen şeklinde
oblong
kama şeklinde
cuneiform
şekil
{i} contour
kaşık şeklinde balık yemi
spoon
daire şeklinde
round
diken şeklinde
thorny
disk şeklinde
disk-shaped
halka şeklinde
cricoid
halka şeklinde
(Geometri) toroidal
helezon şeklinde olan
worm
iplik şeklinde
threadlike
iplik şeklinde
filamentous
iplik şeklinde
filiform
kalkan şeklinde
scutate
kalp şeklinde
heart#shaped
kare şeklinde olan
square
kron şeklinde
(Tıp) coronoid
kubbe şeklinde
domed
mantar şeklinde
(Tıp) fungiform
tarak kabuğu şeklinde kesmek
scallop
topuz şeklinde merasim asası
mace
yumurta şeklinde
egg-shaped
yumurta şeklinde
ovoidal
şekil
vein
şekil
cast
şekil
(Tıp) forme
şekil
printing
şekil
delineate
şekil
format
şekil
face

If you talk to me that way again, I'm going to smash your face in. - Benimle tekrar o şekilde konuşursan, yüzünü parçalayacağım.

His face is distorted by pain. - Onun yüzü acıdan şekil değiştirmişti.

şekil
diagram
şekil
outline
şekil
line

The refugee crossed the line safely. - Mülteciler güvenli bir şekilde sınır çizgisini geçtiler.

You have to read between the lines to get the most out of anything. - En iyi şekilde yararlanmak için satır aralarını iyi okumak zorundasın.

şekil
configuration
şekil
conformation
dirsek şeklinde parça
knee
Ağ şeklinde dokunmuş bir tür sentetik kumaş
powermesh
düzenleme şeklinde vekalet
(Kanun) Statutory form power of attorney
piramit şeklinde
pyramidal
şekil
{i} wise

A wise man would not act in that way. - Akıllı bir adam bu şekilde hareket etmezdi.

Tablo Şeklinde Biçimlenidirilmiş Hava Veri Dizisi
(Askeri) Table Formatted Aeronautic Data Set
adam şeklinde bira bardağı
toby jug
adam şeklinde bira bardağı
Toby mug
adam şeklinde bira bardağı
toby
altıgen şeklinde
hexagonal

Benzene molecules are hexagonal in shape. - Benzen molekülleri altıgen şeklindedirler.

armut şeklinde
pear shaped
asa şeklinde
virgulate
at kuyruğu şeklinde örülmüş saç
pigtail
at nalı şeklinde
horseshoe
at şeklinde deniz perisi
kelpie
ağ şeklinde
reticulate
ağ şeklinde
reticulated
baca şeklinde
funelled
badem şeklinde
amygdaloid
badem şeklinde
almond shaped
badem şeklinde
amygdaloidal
badem şeklinde
amygdaliform
badem şeklinde olan
amygdaloid
baklava şeklinde cam
quarry
baston şeklinde
virgulate
belgesel şeklinde
documentarily
ben şeklinde olan
(Tıp) nevoid
benek şeklinde
punctiform
bezelye şeklinde
pisiform
bezelye şeklinde
pea
beşgen şeklinde
pentagonal
bilezik şeklinde yapı
(Havacılık) annulus
bir dizi şeklinde
in a sequence
bobin şeklinde ısıtıcı
(Elektrik, Elektronik) coil heater
boru şeklinde
tubular
bulut şeklinde
nubiferous
böbrek şeklinde
kidney shaped
canavar şeklinde heykelcikler
(Sanat) gargoyles
daire şeklinde imzalanan dilekçe
round robin
daire şeklinde imzalanan dilekçe
robin
daire şeklinde oyun
ring around rosy
daire şeklinde yayılan dalga
ripple
daire şeklinde çizelge
pie chart
dalga şeklinde
wavy
dalga şeklinde
undated
dalga şeklinde
undate
damar şeklinde (yaprak)
(Botanik, Bitkibilim) nervation
delta şeklinde
deltoid
deniz kabuğu şeklinde desen
scallop
deniz kabuğu şeklinde sahne
band shell
deniz kabuğu şeklinde süslemek
scallop
dirsek şeklinde spiral boru
corrugated elbow
diş şeklinde
odontoid
dört kopya şeklinde
in quadruplicate
dörtgen şeklinde
tetragonal
düzyazı şeklinde
prosaic
el şeklinde
digitated
el şeklinde
digitate
elips şeklinde
elliptic
elips şeklinde
elliptical
elmas şeklinde
diamond shape
elyaf şeklinde
fibrillar
epigram şeklinde anlatmak
epigrammatize
ettirgen eylem şeklinde
factitively
eşkenar dörtgen şeklinde
rhombic
eşkenar dörtgen şeklinde
rhomboid
fıçı şeklinde
barreled
fıçı şeklinde
barrelled [Brit.]
gaga şeklinde çıkıntı
rostrum
gonca şeklinde süs
ball flower
göbek şeklinde
(Tıp) umbilicate
göz şeklinde
ocellated
göz şeklinde leke
ocellus
güneş şeklinde mücevher
sunburst
halka şeklinde
annular

There are three types of a solar eclipse: total, partial, and annular. - Üç tip güneş tutulması vardır: toplam, kısmi ve halka şeklinde.

halka şeklinde dans
ring around rosy
halka şeklinde duman
wreath
halka şeklinde kabartma
torus
harita şeklinde çatlama
(İnşaat) map cracking
hayvan şeklinde
zoomorphic
helezon şeklinde korozyon
(Havacılık) filiform corrosion
hilal şeklinde
lunately
hilal şeklinde
falcate
hilal şeklinde
crescent shaped
huni şeklinde
funnel shaped
huni şeklinde
fastigiate
huni şeklinde
infundibular
ibrik şeklinde yaprak
pitcher
ikizkenar yamuk şeklinde
trapezoidal
insan şeklinde
homiform
insan şeklinde
anthropomorphous
insan şeklinde robot
android
insan şeklinde sütun
atlas
isim şeklinde olma
substantive
kabartma halka şeklinde
(pervaz) toric
kaburgalar şeklinde
ribbing
kadeh ya da bardak şeklinde
(Botanik, Bitkibilim) scyphiform
kadeh şeklinde
calycate
kadeh şeklinde gonca
chalice
kafes şeklinde
lattice
kalp şeklinde olan
cardioid
kama şeklinde
cuneate
kama şeklinde
wedge-shaped
kama şeklinde
sphenoid
kanat şeklinde
aliform
kanca şeklinde
falcate
kapak şeklinde kapı
trap door
kapı üstü yelpaze şeklinde pencere
fanlight
kare şeklinde
squarish
kare şeklinde
squarely
kare şeklinde
square

We have a square table. - Bizim kare şeklinde bir masamız var.

kare şeklinde olma
squareness
kare şeklinde şey
square
karpuz şeklinde
watermelon shaped
kayık şeklinde
navicular
kaşık şeklinde balık yemi
spoon bait
kelebek şeklinde çiçek açan
papilionaceous
keman şeklinde
panduriform
keman şeklinde
pandurate
kemer şeklinde
archwise
kese şeklinde
saccate
kese şeklinde
sacciform
koloit şeklinde olan
colloidal
koni şeklinde
conical
koni şeklinde
conic
koni şeklinde
coniform
koni şeklinde çadır
bell tent
kozalak şeklinde
pineal
kulak şeklinde
(Anatomi) auriform
kupa şeklinde oluşum
(Hayvan Bilim, Zooloji) acetabula
kurt şeklinde
vermiform
kâkul şeklinde kesilmiş
windblown
kâlp şeklinde
cordate
kâlp şeklinde
heartshaped
kâlp şeklinde yaprak
obcordate
küre şeklinde
spherical
küre şeklinde
spheriform
küre şeklinde
orbicular
küre şeklinde olma
sphericity
küre şeklinde yapmak
orb
kılıç şeklinde olan
xiphoid
lale şeklinde kadeh
tulip styled glass
masa şeklinde
tabular
mazgal şeklinde pencere boşluğu
embrasure
meme şeklinde
nipple shaped
meme şeklinde
mamillate
meme şeklinde
mammiform
meme şeklinde organ
mammilla
mercimek şeklinde
lentiform
merdiven şeklinde
scaliform
mızrak şeklinde
lanceolate
orak şeklinde
falciform
palmiye yaprağı şeklinde
palmate
paralelkenar şeklinde
rhomboidal
petek şeklinde yapmak
honeycomb
pin şeklinde kama
pin key
prizma şeklinde
prismoidal
prizma şeklinde
prismatic
rapor şeklinde bilanço
(Ticaret) reducing balance form
resim şeklinde
pictorial
rulo şeklinde boya fırçası
paint roller
Türkçe - Türkçe

şeklinde teriminin Türkçe Türkçe sözlükte anlamı

ŞEKİL
(Osmanlı Dönemi) Şebih ve misil
ŞEKİL
(Osmanlı Dönemi) (Şekl) Biçim, dış görünüş. Çehre. Tarz. Formül
ŞEKİL
(Osmanlı Dönemi) Geo: Bir veya daha fazla hudut vasıtasiyle mahdut ve mahsur olan şey
ŞEKİL
(Osmanlı Dönemi) Bir adamın tab' ve hevasına muvafık olan şey
ŞEKİL
(Osmanlı Dönemi) Gr: Yazıya nokta, hareke ve i'rab koymak
ŞEKİL
(Osmanlı Dönemi) Suret. Surette benzerlik
ŞEKİL
(Osmanlı Dönemi) Hey'et
ŞEKİL
(Osmanlı Dönemi) Muhtelif, müşkil işlerin her biri
ŞEKİL
(Osmanlı Dönemi) Edb: Aruz ıstılahında mısraların sayısına ve kafiyelerin sırasına göre ortaya çıkan şekil
ŞEKİL
(Osmanlı Dönemi) Birşeyin gerek hissedilen ve gerek mevhum sureti
Şekil
(Osmanlı Dönemi) BÂB
şekil
motif
şekil
Davranış biçimi, tutum, yol, tarz
şekil
Bazı matematiksel varlıkların gösterilmesine yarayan resim
şekil
Bir kavramın, düşüncenin, olayın veya işin değişik oluş biçimi: "Yalnızlığın şekilleri vardır, kimsesiz bir yerde yalnızlık, sosyete ve kalabalık içinde yalnızlık."- R. N. Güntekin
şekil
Bir kavramın, düşüncenin, olayın veya işin değişik oluş biçimi
şekil
Anlatım biçimi
şekil
Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, biçim: "Dünyayı alıp avcuna bir gün Tanrım / Avcunda bu dünyaya bir şekil ver."- A. N. Asya
şekil
Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, biçim
şekil
Biçim
şekil
Bir konuyu açıklamaya yarayan resim
şekil
Anlatım biçimi: "Ne yapıp yapmış, bu havai konuşmayı röportaj şekline sokmuştu."- Y. K. Karaosmanoğlu
şekil
Olma biçimi, durum, hâl
şekil
Toplumsal bir bütünün kuruluş biçimi
şeklinde