yetki̇

listen to the pronunciation of yetki̇
Türkçe - Türkçe
(Hukuk) Bir işi veya görevi yapabilme hakkı
yetki
Bir görevi, bir işi yasaların verdiği imkânlara göre, belli şartlarla yürütmeyi sağlayan hak, salâhiyet, mezuniyet
yetki
Bir görevi, bir işi yasaların verdiği imkânlara göre, belli şartlarla yürütmeyi sağlayan hak, salahiyet, mezuniyet: "Büyük Millet Meclisi Başkumandanlık yetkilerini Mustafa Kemal Paşaya devretmişti."- T. Buğra
YETKİ AŞIMI
(Hukuk) Bir organ, kurum veya kişinin objektif hukuk kurallarının kendisine verdiği yetki alanını aşarak, başka bir kimsenin yetki alanına giren işlemlerde bulunması, böyle bir işlem sakattır
YETKİ DEVRİ
(Hukuk) İdare hukukunda, resmi bir memura ait yetkinin tamamen veya kısmen yetkili makamın onayı ile diğer bir memura devredilmesi
YETKİ GENİŞLİĞİ
(Hukuk) Merkeze ait karar alma yetkisinin taşra teşkilatına tanınması
YETKİ YETKİSİ
(Hukuk) Bir kimsenin kendi yetkisini kendisinin belirlmesi;kompetenz-kompetenz.Yetkiye hüküm yetkisi
Yetki Kanunu
Değişik konularda Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin hükûmete kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi veren kanun
yetki belgesi
Bir makam veya organ adına bir işi veya konuyu yürütmekle görevli olunduğunu gösteren belge
yetki devri
Bir makam veya organın sahip olduğu yetkileri başka bir makam veya organa devretme
yetki gaspı
Hukukî bir işlemin yetkisiz bir kimse tarafından ele geçirilmesi
Yetki
salahiyet
Yetki
mezuniyet
sınırsız yetki
Alabildiğine genişletilmiş yetki
Türkçe - İngilizce

yetki̇ teriminin Türkçe İngilizce sözlükte anlamı

yetki
warrant
yetki
authorization

We need authorization. - Yetkiye ihtiyacımız var.

I need authorization. - Yetkiye ihtiyacım var.

yetki
authority

He abuses his authority. - O yetkisini kötüye kullanıyor.

He gave me authority to fire them. - Onları kovma yetkisini bana verdi.

yetki
power

The document grants full powers to Manuela. - Belge, Manuela'ya tüm yetkileri verir.

During an experiment on powers of observation, Tom was unable to describe any of the pictures hanging on his living room wall, despite having lived in his unit for two years. - Gözlem yetkileri üzerine bir deney sırasında, bu birimde iki yıl yaşamasın rağmen Tom oturma odası duvarında asılı resimlerden hiç birini tanımlayamadı.

yetki vermek
authorise
yetki vermek
warrant
yetki vermek
authorize
yetki
competence
yetki
attribute
yetki
(Ticaret) line position
yetki
province
yetki
(Kanun) license
yetki
(Kanun) venue
yetki
right

All right, I'm in charge now. - Tamam, şimdi yetki bende.

yetki
exercise power
yetki
locus standi
yetki
capacity
yetki
commission
yetki
mandate
yetki
(Kanun) licence
yetki
fiat
yetki
authorization , clearance
yetki
faculty
yetki
authority, delegated power, authorization, warrant
yetki
command
yetki
authority, power
yetki
competence, sufficiency of knowledge, judgment, or skill (in a particular field)
yetki
competency
yetki
vis
yetki
(Hukuk) capacity, power
yetki
warranty
yetki
sword
yetki vermek
accredit
yetki vermek
empower
yetki alanı
realm of authority
yetki alanı
(Kanun) area of jurisdiction
yetki alanında
within one's province
yetki belgeleri
(Bilgisayar) accreditations
yetki belgesi
(Bilgisayar) certificate of authenticity
yetki belgesi
(Kanun) authorization document
yetki belgesi
(Havacılık) concession
yetki belgesi
(Kanun) certificate of authorization
yetki belgesi
(Kanun) authorization
yetki belgesi
(Ticaret) license
yetki belgesi
(Ticaret) authorization certificate
yetki dağıtımı
(Ticaret) decentralization
yetki devri
subsidiarity
yetki devri
(Ticaret) delegation
yetki devri
(Askeri,Ticaret) delegation of authority
yetki dışı
(Latin) ultra vires
yetki dışında
(Ticaret) ultra vires
yetki seviyesi
access level
yetki sınırları
jurisdiction
yetki sınırı
jurisdiction
yetki veren
authorized by
yetki verilmiş
authorised
yetki verilmiş
authorized
yetki verme
empowering
yetki verme
authorisation
yetki vermek
grant authorization
yetki vermek
depute
yetki vermek
authorization
yetki vermek
(Ticaret) delegation of authority
yetki vermek
(Ticaret) avouch
yetki devri
Delegation of authority, transfer of authority (TOA)
yetki devri
Delegation, authority delegation
yetki ikamesi
subsidiarity
Yetki Belgeleri Komitesi
(Hukuk) Credentials Committee
yetki alanı
scope of authority
yetki alanı
pale
yetki alanı
(Hukuk) jurisdiction

This case is outside my jurisdiction. - Bu durum benim yetki alanımın dışında.

yetki alanı
bailiwick

That's not in my bailiwick. - Bu benim yetki alanım değil.

yetki alanım dışında
it's not within my province
yetki almak
obtain authorization
yetki almak
have authorization
yetki almak
get authorization
yetki aşımı
(Kanun) power exceeding
yetki aşımı
(Hukuk) ultra vires
yetki aşımı
ultra visres
yetki aşımı law exceeding the authority delegated
to one
yetki belgesi
authority
yetki belgesi
warrant
yetki bölgesi
bailiwick
yetki dağılımı
(Politika, Siyaset) distribution of authority
yetki dışında
beyond cognizance
yetki ikamesi ilkesi
(Hukuk) subsidiarity principle
yetki ile
ex cathedra
yetki itirazı
(Kanun) jurisdiction plea
yetki kanunu
(Kanun) empowering act
yetki kullanma
exercise of power
yetki kullanmak
exercise one's authority
yetki kullanmak
use power
yetki listesi
(Bilgisayar) authorization list
yetki mektubu
(Ticaret) mandate letter
yetki noksanı
(Kanun) jurisdiction defect
yetki sahası
province
yetki sınırı
line of demarcation
yetki verilmesi
(Hukuk) conferring of powers
yetki verilmesi
(Politika, Siyaset) conferring of power
yetki verilmiş dişçi sınıfı istihkak listesi
(Askeri) authorized dental allowance list
yetki verilmiş sıhhi istihkak listesi
(Askeri) authorized medical allowance list
yetki verme
entitlement
yetki verme
vesting
yetki vermek
(Hukuk) to confer powers, to grant the authority
yetki vermek
to authorize, to empower
yetki vermek
vest with
yetki vermek
vest
yetki vermek
qualify
yetki vermek
license
yetki vermek
licence [Brit.]
yetki vermek
invest
yetki vermek
entitle
yetki vermek
enable
yetki vermek
create
yetki vermek
chair
yetki vermek
capacitate
yetki yok
(Bilgisayar) no authority
yetki çevresi
(Kanun) judicial district
yetki çizgisi
(Politika, Siyaset) line of authority
yetki şartı
(Kanun) jurisdiction clause
Yetki
privilege
verilen yetki
(Ticaret) authorization
yetkiler
(Bilgisayar) permissions
yetki
cognizance
yetki
authority on
yetki
authorize

You are not authorized to enter there. - Orada girmek için yetkili değilsiniz.

You're not authorized to be here. - Burada olmak için yetkili değilsin.

yetki
authorises
yetki
authorise
-nin yetki alanında
will be the competence of
Kara Kuvvetleri Doküman Yetki Sistemi
(Askeri) The Army Authorization Document System
Milli Savunma Yetki Kanunu
(Askeri) National Defense Authorization Act
genel yetki
(Hukuk) general competence
geçici yetki
(Kanun) temporary power
geçici yetki
(Bilgisayar) adopted authority
imza yetki belgesi
letter of authorization
imza yetki belgesi
a letter of attorney
kısıtlı yetki
limited authority
mahkeme yetki alanı dahilinde olan
cognizable
münhasır yetki
(Hukuk) exclusive jurisdiction
olumlu yetki uyuşmazlığı
(Kanun) affirmative conflict of venue
otorite ve yetki
(Askeri) authority and jurisdiction
pazarlama yetki sahibi
(Tıp) marketing authorization holder
polisin yetki alanı
constabulary
resmi yetki
official authorization
sınırsız yetki
carte blanche
tam yetki
(Hukuk) full powers
tam yetki
plenary power
tam yetki
full authority
tam yetki
all authority
tam yetki
carte blanche
tam yetki
free hand
tam yetki
direct responsibility
ulusal yetki
(Hukuk) domestic jurisdiction
vermek (sorumluluk/yetki)
invest with
yarışan yetki
(Hukuk) concurrent jurisdiction
yetki
pale
yetki
{i} jurisdiction

This case is outside my jurisdiction. - Bu durum benim yetki alanımın dışında.

yetki
{i} potency
yetki
dominium
zımni yetki
(Kanun) constructive authority