yaklaşma

listen to the pronunciation of yaklaşma
Türkçe - İngilizce
approach

According to the weather forecast, the typhoon is likely to approach the coast. - Hava tahmini göre tayfunun sahile yaklaşması muhtemeldir.

Don't let him approach. - Onun yaklaşmasına izin verme.

coming

His ex-wife obtained a court order that forbid him from coming closer than 200 yards. - Eski karısı, adamın kendisine 200 metreden fazla yaklaşmasını yasaklayan bir mahkeme emri çıkarttı.

oncoming
(Hukuk) approximation
access
imminence
convergence
merging
yaklaşmak
approach

The president is difficult to approach. - Başkana yaklaşmak zordur.

The horse did not want to even approach the trailer. - At, römorka bile yaklaşmak istemedi.

yaklaşma açısı
approach angle
yaklaşma bikını
approach beacon
yaklaşma ışıkları
approach lighting
yaklaşmak
approximate
yaklaşmak
come on
yaklaşmak
be pushing
yaklaşmak
{f} close

Tom has halitosis and his friends are reluctant to get too close to him. - Tom'un ağız kokusu var ve arkadaşları ona çok yaklaşmak için isteksiz.

In order to see that picture better, I want to get a little closer. - O resmi daha iyi görmek için, biraz yaklaşmak istiyorum.

yaklaşmak
come up
yaklaşmak
neighbor
tehlikeli yaklaşma
(Havacılık) near miss
yaklaş
(Bilgisayar) zoom in
yaklaş
(Bilgisayar) zoom
yaklaşmak
(deyim) gain on
yaklaşmak
verge on
yaklaşmak
close in
yaklaşmak
edge

It would be dangerous to go too near the edge of the cliff. - Uçurumun kenarına çok yaklaşmak tehlikeli olurdu.

yaklaş
{f} nearing

The end of my probation period is nearing. - Benim deneme süremin sonu yaklaşıyor.

We're slowly nearing the end. - Biz yavaş yavaş sona yaklaşıyoruz.

yaklaş
{f} near

He's offended at the slightest thing, he takes exception to nearly everything we say to him. - O en ufak bir şeye darılıyor, ona söylediğimiz yaklaşık her şeye itiraz ediyor.

The dictionary gathers nearly half a million words. - Sözlük yaklaşık yarım milyon kelime toplar.

yaklaş
{f} approach

He is a hard man to approach. - O yaklaşması zor bir adamdır.

He approached and fell on his knees. - O yaklaştı ve dizlerinin üzerine düştü.

yaklaş
{f} approximate

The bridge is approximately a mile long. - Köprü yaklaşık bir mil uzunluğunda.

The number pi is approximately equal to 3.14 or 22/7. Its symbol is π. - Pi sayısı, yaklaşık olarak 3,14 ya da 22/7'ye eşdeğerdir. Sembolü π'dir.

yaklaş
come near

He does not let the opponent come near him. - O, rakibin ona yaklaşmasına izin vermez.

Don't let anyone come near the fire. - Herhangi birinin ateşe yaklaşmasına izin vermeyin.

yaklaşmak
come near
yaklaşmak
close in on
yaklaşmak
near

I don't want to go near Tom. - Tom'a yaklaşmak istemiyorum.

I don't want to go near her. - Ona yaklaşmak istemiyorum.

yaklaşmak
draw near
yaklaşmak
get close
yaklaşmak
step closer
Yaklaşma!
Keep out
aletle yaklaşma
instrument approach
ara yaklaşma
intermediate approach
başkanın program değerlendirmesi; en yakın yaklaşma noktası
(Askeri) Chairman's program assessment; closest point of approach
değerlendirme temsilcisi; yaklaşma yolu
(Askeri) assessment agent; avenue of approach
direkt yaklaşma
(Havacılık) straight-in approach
direkt yaklaşma uçuşu
(Askeri) contour flight
düzgün yaklaşma
(Havacılık) straight-in approach
gizlice yaklaşma
sheathed stalk
grid yaklaşma açısı
(Askeri) grid convergence
görerek yaklaşma
visual approach
hassas yaklaşma
precision approach
hassas yaklaşma ve iniş sistemi
(Askeri) precision approach landing system
hedefe yaklaşma
run up
helikopter yaklaşma yolu
(Askeri) helicopter retirement route
ilk yaklaşma nirengisi
(Askeri) initial approach fix
küresel alçaktan yaklaşma
(Askeri) global reach laydown
meydan yaklaşma farı
(Havacılık) aerodrome proximity light
performans değerlendirme raporu; risk altındaki grup; hassas yaklaşma radarı
(Askeri) performance assessment report; population at risk; precision approach radar
pist yaklaşma güzergahları
(Havacılık) runway approach paths
teorik yaklaşma
theoretic approach
tercihli yaklaşma
(Havacılık) option approach
terminal kontrol sahası; en yakın yaklaşma zamanı; geleneksel Başkomutanlık faal
(Askeri) terminal control area; time of closest approach; traditional CINC activity
terminal radar yaklaşma kontrol tesisi
(Askeri) terminal radar approach control facility
turlu yaklaşma manevrası
(Havacılık) circle-to-land manoeuvre
uçak gemisi kontrollü yaklaşma; merkezi sözleşme makamı; devre kart montajı; kon
(Askeri) carrier-controlled approach; central contracting authority; circuit card assembly; container control activity; contamination control area; contingency capabilities assessment; contract construction agent (DOD)
yaklaşmak
draw close
yaklaşmak
draw on
yaklaşmak
to approach, draw near (to); to come close (to)
yaklaşmak
to approach, to near, to draw near, to come near; to approximate, to verge on
yaklaşmak
come close to
yaklaşmak
get warmer
yaklaşmak
converge
yaklaşmak
(Fiili Deyim ) draw nigh
yaklaşmak
to have sexual intercourse (with), have sex (with)
yaklaşmak
bear down on
yaklaşmak
(yaş) push
yaklaşmak
walk up to
yaklaşmak
verge
yaklaşmak
get hotter
yaklaşmak
walk up
yaklaşmak
go on for
yaklaşmak
{f} draw
yaklaşmak
step up
yaklaşmak
walk-up
yer kontrollü yaklaşma
(Askeri) ground controlled approach
yerden kontrollü yaklaşma
(Askeri) ground control approach
yerden kontrollü yaklaşma
(Askeri) ground-controlled approach
Türkçe - Türkçe
Yaklaşmak işi, iktiran
iktiran
(Osmanlı Dönemi) takarrüb
yaklaşma eylemi
bakınız: yakınlık fiili
yaklaşma fiili
bakınız: yakınlık fiili
Yaklaşmak
uğramak
yaklaşmak
Arada az bir aralık kalacak biçimde ilerlemek, aradaki uzaklığı azaltmak veya büsbütün ortadan kaldırmak için ileri gitmek
yaklaşmak
Benzemek, andırmak, uygun olmak
yaklaşmak
Zaman veya yer için arada az bir aralık kalacak biçimde ilerlemek, aradaki uzaklığı azaltmak veya büsbütün ortadan kaldırmak için ileri gitmek: "Saat sekiz buçuğa yaklaşıyordu."- S. F. Abasıyanık
yaklaşmak
Yakınlaşmak
yaklaşmak
Yakınlaşmak: "Aydın vapuru geçmiş, Kınalı önlerine yaklaşıyor."- S. M. Alus
yaklaşmak
Bir konuyu, bir sorunu ele alarak değerlendirmek
yaklaşma