He died last year of old age.
- O, geçen yıl yaşlılıktan öldü.
I'm saving money for my old age.
- Yaşlılık günlerim için para tasarruf ediyorum.
Senescence is the last stage of life.
- Yaşlılık yaşamın son aşamasıdır.
I'm saving money for my old age.
- Yaşlılık günlerim için para tasarruf ediyorum.
What is old age? First you forget names, then you forget faces, then you forget to pull your zipper up, then you forget to pull it down.
- Yaşlılık nedir? Önce isimleri unutursun, sonra yüzleri unutursun, sonra fermuarını çekmeyi unutursun, sonra onu indirmeyi unutursun.
n. senectude n.old age. senectuous, a. old.
He died last year of old age.
- O, geçen yıl yaşlılıktan öldü.
I'm saving money for my old age.
- Yaşlılık günlerim için para tasarruf ediyorum.
His niece is attractive and mature for her age.
- Onun kız yeğeni çekici ve yaşına göre olgundur.
Wisdom does not automatically come with age.
- Bilim yaş ile otomatik olarak gelmez.
Tom's eyes were wet with tears.
- Tom'un gözleri göz yaşları yüzünden ıslaktı.
I wet the bed until I was ten years old.
- Ben on yaşına kadar yatağı ıslatırdım.
When Justin Bieber started his music career, he was fourteen years old.
- Justin Bieber müzik kariyerine başladığında on dört yaşındaydı.
My father is only fifteen years old.
- Benim babam sadece on beş yaşında.
Fish such as carp and trout live in fresh water.
- Sazan ve alabalık gibi balıklar tatlı suda yaşar.
Fish like carp and trout live in fresh water.
- Sazan ve alabalık gibi balıklar tatlı suda yaşamaktadır.
The older you get, the more difficult it becomes to learn a new language.
- Ne kadar yaşlanırsan, yeni bir dili öğrenmek o kadar zor olur.
Older people are often afraid of trying new things.
- Yaşlı insanlar sık sık yeni şeyleri denemekten korkarlar.
John is not as old as Bill; he is much younger.
- John Bill kadar yaşlı değil; çok daha genç.
Sam is two years younger than Tom.
- Sam Tom'dan iki yaş küçük.
This song is so moving that it brings tears to my eyes.
- Bu şarkı o kadar acıklı ki gözlerimi yaşarttı.
My mother looked at me with tears in her eyes.
- Annem gözlerinde yaşlarla bana baktı.
The best time of life is when we are young.
- Yaşamın en iyi zamanı genç olduğumuz zamandır.
The best time of life is when you are young.
- Yaşamın en iyi zamanı genç olduğun zamandır.