He died last year of old age.
- O, geçen yıl yaşlılıktan öldü.
He died of old age two years ago.
- İki yıl önce yaşlılıktan öldü.
Senescence is the last stage of life.
- Yaşlılık yaşamın son aşamasıdır.
He died last year of old age.
- O, geçen yıl yaşlılıktan öldü.
I'm saving money for my old age.
- Yaşlılık günlerim için para tasarruf ediyorum.
n. senectude n.old age. senectuous, a. old.
He died last year of old age.
- O, geçen yıl yaşlılıktan öldü.
What is old age? First you forget names, then you forget faces, then you forget to pull your zipper up, then you forget to pull it down.
- Yaşlılık nedir? Önce isimleri unutursun, sonra yüzleri unutursun, sonra fermuarını çekmeyi unutursun, sonra onu indirmeyi unutursun.
At the age of six he had learned to use the typewriter and told the teacher that he did not need to learn to write by hand.
- Altı yaşında o, daktiloyu kullanmayı öğrendi ve öğretmenine el ile yazmayı öğrenmesine gerek kalmadığını söyledi.
He has a son of your age.
- Senin yaşında bir oğlu var.
Tom's eyes were wet with tears.
- Tom'un gözleri göz yaşları yüzünden ıslaktı.
The paint on the seat on which you are sitting is still wet.
- Oturduğun yerdeki boya hâlâ yaştır.
Sam is two years younger than Tom.
- Sam Tom'dan iki yaş küçük.
My father is only fifteen years old.
- Benim babam sadece on beş yaşında.
Take a fresh look at your lifestyle.
- Yaşam tarzınıza dikkatle bir göz atın.
That fish lives in fresh water.
- O balık tatlı suda yaşar.
The older you get, the more difficult it becomes to learn a new language.
- Ne kadar yaşlanırsan, yeni bir dili öğrenmek o kadar zor olur.
John lives in New York.
- John New York'ta yaşar.
Sam is two years younger than Tom.
- Sam Tom'dan iki yaş küçük.
John is not as old as Bill; he is much younger.
- John Bill kadar yaşlı değil; çok daha genç.
My mother looked at me with tears in her eyes.
- Annem gözlerinde yaşlarla bana baktı.
She called out to him, with tears running down her cheeks.
- Yanaklarından süzülen yaşlarla ona seslendi.
The best time of life is when you are young.
- Yaşamın en iyi zamanı genç olduğun zamandır.
The best time of life is when we are young.
- Yaşamın en iyi zamanı genç olduğumuz zamandır.