We will have to upgrade our servers.
- Biz sunucularımızı yükseltmek zorunda kalacağız.
Tom got a free upgrade to business class.
- Tom business class için ücretsiz bir yükseltme aldı.
Tom didn't have to raise his voice.
- Tom sesini yükseltmek zorunda değildi.
You don't have to raise your voice.
- Sesini yükseltmek zorunda değilsin.
What can we do to increase our profits?
- Kârlarımızı yükseltmek için ne yapabiliriz?
The index rose 4% from the preceding month.
- Endeks bir önceki aya göre % 4 yükseldi.
The yen rose to the dollar.
- Yen dolar karşısında yükseldi.
The balloon went up in the sky.
- Balon gökyüzüne doğru yükseliyor.
A cheer went up from the audience.
- Seyircilerden bir tezahürat yükseldi.
The cost of living has risen.
- Yaşamanın maliyeti yükseldi.
Prices are still on the rise.
- Fiyatlar hâlâ yükseliştedir.
The tree was so tall that it towered over the garden wall.
- Ağaç o kadar yüksekti ki bahçe duvarının üzerinde yükseldi.
My grades at school have gone up.
- Okulda notlarım yükseldi.
Why have coffee prices gone up?
- Kahve fiyatları neden yükseldi?
The river's water level has risen.
- Nehrin su seviyesi yükseldi.
The cost of living has risen.
- Yaşamanın maliyeti yükseldi.
The Recruit scandal is a corruption scandal concerning public officials and politicians who accepted as bribes undisclosed shares from the RecruitCoscom company. The shares had been rising steadily.
- Acemi asker skandalı kamu görevlilerini ve rüşvet olarak RecruitCoscom'dan gizli payları alan politikacıları ilgilendiren bir rüşvet skandalıdır. Hisseler sürekli yükseliyordu.
The sun is rising now.
- Güneş şimdi yükseliyor.
The tower rose up against the blue sky.
- Kule mavi gökyüzüne doğru yükseldi.
The tree was so tall that it towered over the garden wall.
- Ağaç o kadar yüksekti ki bahçe duvarının üzerinde yükseldi.
As global warming increases, sea levels get higher and higher.
- Küresel ısınma artarken deniz seviyesi gittikçe yükseliyor.
There's no guarantee that the stock will go up.
- Hisse senedinin yükseleceğinin bir garantisi yok.
It is certain that the price of gold will go up.
- Altın fiyatının yükseleceği kesin.
His job is to promote sales.
- Onun işi satışları yükseltmektir.
We will have to upgrade our servers.
- Biz sunucularımızı yükseltmek zorunda kalacağız.
To upgrade the firmware, you must go to the download page and download the latest version.
- Yazılımını yükseltmek için indirme sayfasına gitmelisin ve en son sürümü indirmelisin.
To raise one's name in later generations and thereby glorify one's parents, this is the greatest expression of filial piety.
- Birinin adını daha sonraki kuşaklarda yükseltmek ve böylece birinin ebeveynlerini övmek, bu anne babaya saygının en büyük ifadesidir.