Çinliler cana yakın bir millettir.
- The Chinese are a friendly people.
İngilizler becerikli bir millettirler.
- The English are a practical people.
Bu onların diğer uluslarla ortak neye sahip olduklarıdır.
- This is what they have in common with other peoples.
Yahudiler Tanrı tarafından seçilmiş bir ulustur.
- Jews are a people chosen by God.
ÇHS'ye göre, 18 yaşından küçük tüm insanlar çocuk olarak kabul edilir.
- According to the CRC, all people under 18 are considered to be children.
Seyahat, insanları bilgili yapar.
- Traveling makes people knowledgeable.
Perdeyi kapa! Caddenin karşısındaki evde yaşayan adam bir röntgenci.
- Close the curtains! The guy living in the house across the street is a Peeping Tom.
O, Şu anda bakıyorsun. Sen röntgenliyorsun Tom dedi kızgınlıkla.
- Just now, you were looking. You Peeping Tom,she said angrily.
Dünyada üç tip insan vardır: sayı sayabilenler, ve sayamayanlar.
- There are three different types of people in the world: those who can count, and those who can't.
Dünyada bazı insanlar, açlıktan çeker.
- Some people in the world suffer from hunger.
Yarış, bir milyona yakın bir kalabalık tarafından izlendi.
- The race was watched by a crowd of nearly a quarter of a million people.
İnsanları işaret etmek kalabalıktır.
- It is rude to point at people.
Onun romanları genç kişiler arasında ünlüdür.
- His novels are popular among young people.
Cömertlik bazı kişilerde doğuştandır.
- Generosity is innate in some people.
Adam duvardaki bir delikten gözetledi.
- The man peeped through a hole in the wall.
Tom kapıdaki gözetleme deliğinden baktı.
- Tom looked through the peephole in the door.
Tom gözetleme deliğinden dikizledi.
- Tom peeked out the peephole.
Biz hiç kimsenin kendi kısa vadeli kazançları için Amerikan halkından yararlanmadıklarından emin olacağız.
- We're gonna make sure that no one is taking advantage of the American people for their own short-term gain.
Hiç kimse kaç kişi öldüğünden emin değildi.
- No one is sure how many people died.
Konserde çok fazla kişi vardı.
- There were too many people at the concert.
Yalnızca birkaç kişi vaktinde geldi.
- Only a few people showed up on time.
Tom kapıyı açmadan önce gözetleme deliğinden baktı.
- Tom looked through the peephole before opening the door.
Tom kapıdaki gözetleme deliğinden baktı.
- Tom looked through the peephole in the door.
Hey my peeps, how are you doing?.
I don't want to hear a peep out of you!.