on top

listen to the pronunciation of on top
İngilizce - Türkçe
(Bilgisayar) üstte

Biz her zaman altta değil ve üstte olabilir miyiz? - May we always be on top and not at the bottom.

üst

Deprem vurduğunda masanın üstündeki her şey tıkırdamaya başladı. - Everything on top of the table started rattling when the earthquake hit.

Tom cüzdanını konsolun üstüne koydu. - Tom put his wallet on top of the dresser.

on top of
-e ek olarak, -in yanı sıra, ile beraber: He's doing this on top of his regular job. Bunu asıl işinden ayrı olarak yapıyor. He asked for a
on top of
ayrıca
in addition
fazladan
in addition
yanı sıra

İyi bir doktor olmasının yanı sıra, o çok ünlü bir roman yazarıydı. - In addition to being a doctor, he was a very famous novelist.

İngilizcenin yanı sıra Fransızca konuşabilir. - In addition to English, he can speak French.

in addition
bundan başka
in addition
yanında
on the top
tepesinde

Orada yüksek bir dağın tepesinde kendilerine ait küçük bir kasaba inşa ettiler ve huzur içinde yaşadılar. - There on the top of a high mountain they built a small town of their own and lived in peace.

Dağın tepesinde bir kule vardı. - There was a tower on the top of the mountain.

on the top
üstünde

Sanırım horozların başının üstündeki ibik çekici. - I think the crest on the top of the head of roosters is attractive.

Kahvemi üstünde bol köpüklü severim. - I like my coffee with lots of foam on the top.

on the top
üstte
on top of
-e ek olarak
on top of
üstüne

Bir ev, çimentodan yapılmış sağlam bir temel üstüne inşa edilmiştir. - A house is built on top of a solid foundation of cement.

Bu kitabı diğerlerinin üstüne koy. - Put this book on top of the others.

on top of
üstünde

Tepenin üstünde bir mahzen kazıldı ve onlar evi yavaşça yoldan tepeye taşıdılar. - A cellar was dug on top of the hill and they slowly moved the house from the road to the hill.

Parmaklığın üstünde iki çocuk oturuyor. - Two children are sitting on top of the fence.

on top of
ile beraber
on top of
-in yanı sıra
on top of
-e ilaveten
on top of
tepesinde

Sen çan eğrisinin tepesindesin. - You're on top of the bell curve.

Aziz Benedict ilk manastırı Monte Cassino'nun tepesinde kurdu. - St. Benedict established his first monastery on top of Monte Cassino.

in addition
ilaveten

İlaveten 5 dolar ödemek zorunda kaldım. - I had to pay 5 dollars in addition.

Matematik, fizik ve astronomiye ilaveten Newton'un aynı zamanda simya, mistisizm ve teolojiye bir ilgisi vardı. - In addition to mathematics, physics and astronomy, Newton also had an interest in alchemy, mysticism and theology.

in addition
ek olarak

Maaşına ek olarak biraz geliri var. - He has some income in addition to his salary.

Ek olarak beş dolar ödedim. - I paid five dollars in addition.

on top of
üstelik
on top of
in tepesinde
in addition
Bir de, hem de, ek olarak, dahası
in addition
Bir de, hem de, buna ek olarak
in addition
İlave olarak

Beni kiralamasına ilave olarak, bana biraz öğüt verdi. - In addition to hiring me, he gave me a piece of advice.

on top of
-e ek olarak, -in yani sıra, ile beraber: "He's doing this on top of his regular job. - Bunu asıl işinden ayrı olarak yapıyor.", "She asked for a promotion, and on top of that she wanted a raise. - Terfiini istedi; bir de üstüne üstlük bir maaş artışı talep etti."
in addition
bir de

Düzenli testler almaya ek olarak, bizim uzun bir deneme teslim etmemiz gerekiyor. - In addition to taking the regular tests, we have to hand in a long essay.

in addition
hem de
on top of
-in tepesinde
İngilizce - İngilizce
In a dominant position

At the end of the season, Manchester United came out on top.

in a leading or the dominant position
on the highest point or surface
in addition
on, located on the top of -, atop; at the summit, at the peak
on top of
Fully informed about, and in control of something; up to speed with

I have sorted out the problems and am now on top of the situation.

on top of
In addition to something else

. . and on top of all that, I got a puncture!.

on top of
Atop
ontop
Common misspelling of on top
ontop
atop

We pulled over to the shore, dragged the boat up ontop the sandbar, stretched our legs and ate some sandwiches.

on top of
over all of, over the surface of; in addition to
on top

    Türkçe nasıl söylenir

    ôn tôp

    Telaffuz

    /ˈôn ˈtôp/ /ˈɔːn ˈtɔːp/

    Etimoloji

    [ 'on, 'än ] (preposition.) before 12th century. Middle English an, on, preposition and adverb, from Old English; akin to Old High German ana on, Greek ana up, on.

    Ortak Eşdizimliler

    on top of

    Videolar

    ... It shows us where our installs come from, like blogs or top ...
    ... 60% of the top 100 apps in Play Store ...

    Günün kelimesi

    senescent