ayrıca

listen to the pronunciation of ayrıca
Türkçe - İngilizce
also

Also Felicja has blonde straight hair. - Ayrıca Felicja'nın da sarı düz saçları var.

Also Piotr and Lech are good friends. - Ayrıca Piotr ve Lech de iyi arkadaşlardır.

besides

Every rare thing is expensive, besides a cheap horse is rare, therefore a cheap horse is expensive. - Her nadir şey pahalıdır, ayrıca ucuz bir at enderdir, bu nedenle ucuz at pahalıdır.

Besides, we will lose too much time to talk about the various topics. - Ayrıca çeşitli konular hakkında konuşmakla çok fazla zaman kaybedeceğiz.

furthermore

Furthermore, I don't know how to dance. - Ayrıca nasıl dans edileceğini bilmiyorum.

Furthermore, even after the company information session, we sometimes hold company tours. - Ayrıca şirket bilgisi oturumundan sonra bile biz bazen şirket turları düzenleriz.

plus

There was one American, one Canadian, plus about ten Germans. - Bir Amerikalı, bir Kanadalı ve ayrıca yaklaşık on tane Alman vardı.

separately; besides, to boot, in addition, as well, furthermore, into the bargain, in the bargain
thereto
as well

My nose is really big, and it's crooked as well. - Burnum gerçekten büyük ve ayrıca çarpık.

Mary speaks perfect French. She speaks fluent German as well. - Mary mükemmel bir Fransızca biliyor. Ayrıca akıcı Almanca da biliyor.

on top of
morosely
(Konuşma Dili) not to mention
boot
in addition

He is handsome. In addition, he is good at sport. - O yakışıklıdır. Ayrıca sporda iyidir.

In addition, I have to interview a professor. - Ayrıca, bir profesörle görüşmeliyim.

beyond
side

It's a way to make a little extra on the side. - Ayrıca bu biraz ekstra yapmak için bir yoldur.

You should also listen to the other side. - Ayrıca diğer tarafı da dinlemelisin.

and what is more

She is beautiful, and what is more, very graceful. - O güzel ve ayrıca çok zarif.

(Bilgisayar) you can also

You can also replace the mascarpone with cream. - Ayrıca krem peyniri krema ile değiştirebilirsiniz.

You can also get the weather forecast by telephone. - Ayrıca telefonla hava tahin raporunu alabilirsiniz.

otherwise; additionally; then again
under separate cover
and what's more

l know he's stubborn, ill-bred, and what's more, he's crazy. - Onun inatçı, terbiyesiz olduğunu biliyorum ve ayrıca o deli.

not to mention the fact that
over and above
in addition to
into the bargain
further

Furthermore, I don't know how to dance. - Ayrıca nasıl dans edileceğini bilmiyorum.

Google Translate is not good enough for Ubuntu Translations. Furthermore, this is against Ubuntu policy. - Google Translate, Ubuntu Çevirileri için yeterince iyi değildir. Ayrıca bu, Ubuntu ilkesine de aykırıdır.

somewhat apart
again

Google Translate is not good enough for Ubuntu Translations. Furthermore, this is against Ubuntu policy. - Google Translate, Ubuntu Çevirileri için yeterince iyi değildir. Ayrıca bu, Ubuntu ilkesine de aykırıdır.

The price is low, but then again, the quality isn't very good. - Fiyat düşük ama ayrıca kalite çok iyi değil.

extra

It's a way to make a little extra on the side. - Ayrıca bu biraz ekstra yapmak için bir yoldur.

likewise

Tom is tall and likewise strong. - Tom uzundur ve ayrıca güçlüdür.

withal; yea
farther
else
on the side

It's a way to make a little extra on the side. - Ayrıca bu biraz ekstra yapmak için bir yoldur.

I'd like to have mustard on the side. - Ayrıca hardal almak istiyorum.

otherwise
additionally

Precisely speaking, I need six hours to at least think straight. Additionally, I need seven hours to be happy. - Kesin olarak konuşursam, sağlıklı düşünmek için en az altı saate ihtiyacım var. Ayrıca mutlu olmak için yedi saate ihtiyacım var.

too

During the game, it suddenly began to rain and it thundered, too. - Oyun sırasında, aniden yağmur yağmaya başladı ve ayrıca gök gürledi.

Besides, we will lose too much time to talk about the various topics. - Ayrıca çeşitli konular hakkında konuşmakla çok fazla zaman kaybedeceğiz.

you also
addition

He is an excellent piano player. In addition, he is a good singer and a very good dancer. - O mükemmel bir piyano çalıcı. Ayrıca, iyi bir şarkıcı ve iyi bir dansçı.

In addition, I have to interview a professor. - Ayrıca, bir profesörle görüşmeliyim.

yea

He had the privilege of studying abroad for two years. - O, iki yıllığına yurt dışında eğitim görme ayrıcalığına sahipti.

2015 was the International Year of Soil and also the International Year of Light. - 2015 uluslararası toprak yılı ve ayrıca uluslararası ışık yılıydı.

withal
to boot
{k} as far as that goes
item
apart from
then again
ayrıca bir nedendir
it's all the more reason
tip, model ve/veya dizi (ayrıca TMS olarak da kullanılır)
(Askeri) type, model, and/or series (also as TMS)
Türkçe - Türkçe
Ayrı olarak: "Devlet konut ihtiyacını karşılayacak tedbirleri alır, ayrıca toplu konut teşebbüslerini destekler."- Anayasa
Bundan başka
Ayrı olarak
Ayrı bir önem verilerek
başkaca
ayrıca