kurucu

listen to the pronunciation of kurucu
Türkçe - İngilizce
founder

Bill Gates is the founder of Microsoft. - Bill Gates, Microsoft'un kurucusudur.

At the inauguration ceremony a plaque was unveiled in honor of the founder. - Açılış töreninde kurucunun şerefine bir plaket verildi.

(Hukuk) constituent
creator
constitutive
installer
(Avcılık) decocker
constructor
establishing
erector
foundress
founding, establishing; constituent; founder, promoter; organizer
floater
father
incorporator
charter member
builder
framer
promoter
(Nükleer Bilimler) owner
charter
institutor
kur
courtship

Traditionally, men were expected to take the lead in courtship. - Geleneksel olarak erkeklerin kur yapmada öncülük etmesi bekleniyordu.

kur
{i} rate

What is the exchange rate today? - Bugün döviz kuru nedir?

I'd like to know the exact exchange rate for yen. - Yen için tam döviz kurunu bilmek istiyorum.

kurucu ortak
(Ticaret) cofounder
kurucu etkisi
(Pisikoloji, Ruhbilim) founder effect
kurucu iktidar
(Politika, Siyaset) constituent power
kurucu kazancı
(Ticaret) founder profit
kurucu ortak
(Ticaret) co founder
Kurucu Antlaşmalar
(Hukuk) Founding Treaties
kurucu başkan
founding chairman
kurucu başkan
founding president
kurucu bir şekilde
constituently
kurucu hisse senedi
(Ticaret) promoter's stock
kurucu hisse senedi
(Kanun,Ticaret) founder share
kurucu hisse senetleri
(Ticaret) vendor's shares
kurucu hisse senetleri
(Ticaret) founder’s shares
kurucu hisseleri
(Ticaret) promoters' shares
kurucu kurul
(Ticaret) establishment committee
kurucu meclis
constitutional assembly, constitutional convention
kurucu meclis
constituent assembly
kurucu ortaklık
(Kanun) founder share
kurucu pay senedi
(Ticaret) promoters' stock
kurucu payı
(Ticaret) founder's share
kurucu sözleşme
(Ticaret) founding charter
kurucu teşkilat
(Askeri) providing organization
kurucu tümce
(Dilbilim) constituent sentence
kurucu yapı
(Dilbilim) constituent structure
kurucu çözümleme
(Dilbilim) constituent analysis
kurucu üye
charter member
kur
course

If you flunk this exam, you'll have to repeat the course. - Bu sınavda başarısız olursan, kursu tekrar etmek zorunda kalacaksın.

To win his audience, the speaker resorted to using rhetorical techniques he learned from his communication courses. - Seyircisini kazanmak için konuşmacı, iletişim kurslarından öğrendiği retorik teknikleri kullanarak başvurdu.

kur
establish

The town was established in the 18th century. - Kasaba 18. yüzyılda kurulmuştur.

Kublai Khan established the Yuan Dynasty in 1271. - Kubilay Han Yuan Hanedanı'nı 1271 yılında kurmuştur.

kur
institute

The education in that institute is simply pathetic. - O kurumdaki eğitim tek kelimeyle içler acısı.

The research institute was established in the late 1960s. - Araştırma enstitüsü, 1960'ların sonlarında kurulmuştur.

kur
{i} class

Which language class are you taking this semester? Arabic Level 5. - Bu yarıyıl tatilinde hangi dilin kursunu alacaksın? Arapça 5. seviye.

You aren't really going to get rid of your classic car, are you? - Klasik arabandan gerçekten kurtulmayacaksın, değil mi?

kur
flirt
kur
{f} founded

Harvard University was founded in 1636. - Harvard Üniversitesi, 1636'da kuruldu.

This school was founded in 1970. - Bu okul 1970'te kuruldu.

kur
ploughing
kurucular
founding fathers
oyun kurucu
(Spor) point guard
oyun kurucu
(Spor) play maker
oyun kurucu
(Spor) setter
kur
put together

Bush put together a hard-working team. - Bush çalışkan bir ekip kurdu.

Let's put together a pro-soccer team for Nagasaki! - Nagasaki yanlısı bir futbol takımı kuralım.

kur
{f} established

Disneyland was established in 1955. - Disneyland 1955'te kuruldu.

Kublai Khan established the Yuan Dynasty in 1271. - Kubilay Han Yuan Hanedanı'nı 1271 yılında kurmuştur.

kur
setup
kur
install

The man tried to install his own antenna. - Adam kendi antenini kurmaya çalıştı.

One thing I don't like about the iPad is that you can't easily install apps that aren't available through Apple's App Store. - iPad hakkında hoşlanmadığım tek şey Apple'ın Uygulama Mağazasında mevcut olmayan uygulamaları kolaylıkla kuramamandır.

kur
{f} set

It took us half an hour to set up the tent. - Çadırı kurmak yarım saatimizi aldı.

What did the experimental set-up look like? What was connected to what and how? - Deneysel kurulum neye benziyordu? Ne neye ve nasıl bağlıydı?

kur
pass

He passed the law examination and set up a law office. - Hukuk sınavını geçti ve bir hukuk bürosu kurdu.

The rescue party searched for the missing passengers. - Kurtarma ekibi kayıp yolcuları aradı.

kur
{f} establishing
kur
{f} set up

A committee has been set up to investigate the problem. - Sorunu araştırmak için bir komite kuruldu.

The University Administration decided to set up a branch campus in New York. - Üniversite Yönetimi, New York'ta bir şube kampüs kurmaya karar verdi.

kur
{f} installed

We've installed several security cameras. - Tom birkaç güvenlik kamerası kurdu.

Tom installed a surveillance camera. - Tom bir güvenlik kamerası kurdu.

Kurucu ortak
co-founder
kur
attention
kur
addresses
kur
{f} mounting
kur
{f} assembly

Due to the lack of attendees, we have to postpone the general assembly. - Katılımcı olmaması nedeniyle, genel kurulu ertelemek zorundayım.

Everyone has the right to freedom of peaceful assembly and association. - Her şahıs saldırısız toplanma ve dernek kurma ve derneğe katılma serbestisine maliktir.

kurucu ortak
founder partner
kurucular
installers
oyun kurucu
pivot
Kur
G.S.O. (general staff officer)
Kur
(abbr. for Kurmay) mil
Kur
G.S. (general staff)
birincil kurucu
(Dilbilim) immediate constituent
devletin kurucu öğeleri
(Hukuk) constituent elements of state
kadın kurucu
foundress
kur
par

In the Quran there is a part about Saint Mary and the birth of Jesus Christ. - Kuran'da Hz. Meryem ve Hz. İsa'nın doğumu hakkında bir bölüm vardır.

In addition many groups have been formed so that the elderly can socialize with one another and remain active participants in American life. - Ek olarak yaşlılar birbirleriyle sosyalleşebilsin ve Amerikan hayatının aktif üyeleri olarak kalabilsinler diye birçok topluluk kurulmuştur.

kur
flirtation
kur
courting, wooing
kur
suit

Geppetto did not have a penny in his pocket, so he made his son a little suit of flowered paper, a pair of shoes from the bark of a tree, and a tiny cap from a bit of dough. - Geppetto'nun cebinde bir kuruşu yoktu, bu yüzden oğluna çiçekli bir kağıttan küçük bir takım, bir ağacın kabuğundan bir çift ayakkabı ve biraz hamurdan küçük bir kep yaptı.

He began courting her in earnest when he found out that she had another suitor. - Onun diğer talibinin olduğunu öğrendiğinde, ciddi olarak ona kur yapmaya başladı.

kur
court

If I had known before I courted, I never would have courted none. - Kur yapmadan önce bilseydim hiç kur yapmazdım.

He began courting her in earnest when he found out that she had another suitor. - Onun diğer talibinin olduğunu öğrendiğinde, ciddi olarak ona kur yapmaya başladı.

kur
wooing

He tried wooing her with love poems. - O aşk şiirleriyle ona kur yapmaya çalıştı.

kur
rush
kur
rate of exchance
kur
lead

The leader should know where to set up the tent. - Liderin çadırı nereye kuracağını bilmesi gerekir.

No man can know them, no hunter can shoot them, with powder and lead - Thoughts are free! - Hiçbir insan onları bilemez, hiçbir avcı barut ve kurşunla onları vuramaz. - Düşünceler özgürdür!

kur
constituted
kur
puttogether
İngilizce - İngilizce

kurucu teriminin İngilizce İngilizce sözlükte anlamı

Kur
In Sumerian mythology, primarily a mountain or mountains, and usually referred to the Zagros mountains to the east of Sumer
kur
A course of treatment
kur
A course of treatment Also known as cure
kur
to produce
kur
Key User Requirements
kur
A planned course of treatment or supervised series of spa treatments over a period of time
Türkçe - Türkçe
Bir kuruluşu oluşturan kimse
Cümleyi oluşturan ögelerin her biri
Bir kurumun, bir işin kurulmasını sağlayan, müessis
müessis
KÛR
(Osmanlı Dönemi) (C.: Kûrân) f. Kör, âm
kur
Karşı cinsten birine ilgi göstererek onun hoşuna gitme, gönlünü kazanmaya çalışma
kur
Cilve yapma
kur
Yabancı paraların ulusal para cinsinden değeri
kur
Kurs değeri (II)
kur
Birinin duygularını okşayacak biçimde davranarak onu elde etmeye çalışma
kur
Kurs değeri
oyun kurucu
Takımda, savunucular ile akıncılar arasında yer alan, görevi hem savunucular, hem de akıncılara yardım etmek olan üç oyuncudan her biri, haf
kurucu