kontrol etmek

listen to the pronunciation of kontrol etmek
Türkçe - İngilizce
check

I'd like to check out. - Ben kontrol etmek istiyorum.

I have to check and see what the contract says. - Sözleşmenin ne dediğini kontrol etmek ve görmek zorundayım.

control

I would like to stress that it is more convenient to control tariffs as a bloc rather than country by country. - Tarifeleri blok olarak kontrol etmenin ülke ülke kontrol etmekten daha uygun olduğunu vurgulamak istiyorum.

They formed a company to control it. - Onu kontrol etmek için bir şirket kurdular.

go through
superintend
check out

I'd like to check out. - Ben kontrol etmek istiyorum.

I'll go to check out the bedroom. - Yatak odasını kontrol etmek için gideceğim.

make sure something is ok
check on

I just want to check on something. - Sadece bir şeyi kontrol etmek istiyorum.

I'll be back in an hour to check on you again. - Seni tekrar kontrol etmek için bir saat içinde döneceğim.

manage
abuse
discipline
take something in hand
check over
examine
supervise
check through
versant
go over
make check
police
take a fresh look
check up
audit
govern

They needed a new government to control the anarchy. - Onların anarşiyi kontrol etmek için yeni bir hükümete ihtiyaçları vardı.

to check, inspect
choke down
keep tabs on
choke back
test
command
(Hukuk) to check, to monitor
a) to control, to check b) to inspect c) to test d) to audit
explore
inspect
check up on
regulate
guard
break
to control
see over
kontrol et
{f} check

Hope is when you suddenly run to the kitchen like a mad man to check if the empty chocolate cookie box you just finished an hour ago is magically full again. - Ümit; bir saat önce bitirdiğin çikolatalı çörek kutusunun sihirle tekrar dolup dolmadığını kontrol etmek için çılgın bir adam gibi birdenbire mutfağa doğru koştuğundadır.

He checked that all the doors were safely shut. - Bütün kapıların güvenli bir şekilde kapatılıp kapatılmadığını kontrol etti.

kontrol et
{f} overhaul
kontrol et
check it out

Should I go check it out? - Onu kontrol etmeye gitmeli miyim?

We'd better check it out. - Bunu kontrol etsek iyi olur.

kontrol etme
inspection
kontrol et
{f} controlling

Would it be fair to say you have a problem controlling your anger? - Öfkenizi kontrol etmekte bir sorununuzun olduğunu söylemek adil olur mu?

I have trouble controlling my anger. - Öfkemi kontrol etmekte zorlanıyorum.

kontrol et
{f} controlled

Tom wanted to hit Mary, but he controlled himself. - Tom Mary'ye vurmak istedi ama kendini kontrol etti.

Fadil controlled the drug trade in the area. - Fadıl, bölgedeki uyuşturucu ticaretini kontrol etti.

kontrol et
{f} discipline
kontrol et
{f} control

You must control yourself. - Kendinizi kontrol etmelisiniz.

Try to control yourselves. - Kendinizi kontrol etmeye çalışın.

kontrol etme
{i} controlling

The next four to six weeks are crucial in controlling the massive Ebola outbreak. - Önümüzdeki 4 ila 6 hafta, büyük Ebola salgınını kontrol etmekte çok önemlidir.

I have trouble controlling my anger. - Öfkemi kontrol etmekte zorlanıyorum.

kontrol et
checked

Tom started the coffee brewing, then checked his email. - Tom kahve demlemeye başladı, sonra epostasını kontrol etti.

He checked that all the doors were safely shut. - Bütün kapıların güvenli bir şekilde kapatılıp kapatılmadığını kontrol etti.

dikliğini kontrol etmek
raise a perpendicular
gelişigüzel kontrol etmek
spot check
kontrol etme
going over
sikkelerin ayarını kontrol etmek
pyx
çifte kontrol etmek
double check
Türkçe - Türkçe
Denetlemek
Yoklamak, gözden geçirmek
denetleme yapmak
inspection
kontrol etme
(Osmanlı Dönemi) teftiş
kontrol etmek