kontrol etmek

listen to the pronunciation of kontrol etmek
Türkçe - İngilizce
check

Hope is when you suddenly run to the kitchen like a mad man to check if the empty chocolate cookie box you just finished an hour ago is magically full again. - Ümit; bir saat önce bitirdiğin çikolatalı çörek kutusunun sihirle tekrar dolup dolmadığını kontrol etmek için çılgın bir adam gibi birdenbire mutfağa doğru koştuğundadır.

How many bags do you want to check? - Kaç tane çanta kontrol etmek istiyorsun?

control

Anger is hard to control. - Öfkeyi kontrol etmek zordur.

Hand washing is one way to control bacteria. - El yıkama, bakterileri kontrol etmek için bir yoldur.

go through
superintend
check out

I'll go to check out the bedroom. - Yatak odasını kontrol etmek için gideceğim.

I'd like to check out. - Ben kontrol etmek istiyorum.

make sure something is ok
check on

I just want to check on something. - Sadece bir şeyi kontrol etmek istiyorum.

I'll be back to check on him before I head out today. - Bugün yola çıkmadan önce onu kontrol etmek için döneceğim.

manage
abuse
discipline
take something in hand
check over
examine
supervise
check through
versant
go over
make check
police
take a fresh look
check up
audit
govern

They needed a new government to control the anarchy. - Onların anarşiyi kontrol etmek için yeni bir hükümete ihtiyaçları vardı.

to check, inspect
choke down
keep tabs on
choke back
test
command
(Hukuk) to check, to monitor
a) to control, to check b) to inspect c) to test d) to audit
explore
inspect
check up on
guard
regulate
break
to control
see over
kontrol et
{f} check

We should check the spread of the disease. - Biz hastalığın yayılmasını kontrol etmeliyiz.

He checked that all the doors were safely shut. - Bütün kapıların güvenli bir şekilde kapatılıp kapatılmadığını kontrol etti.

kontrol et
{f} overhaul
kontrol et
check it out

Should I go check it out? - Onu kontrol etmeye gitmeli miyim?

We'd better check it out. - Bunu kontrol etsek iyi olur.

kontrol etme
inspection
kontrol et
{f} discipline
kontrol et
{f} controlling

I have trouble controlling my anger. - Öfkemi kontrol etmekte zorlanıyorum.

Controlling my emotions is not my forte. - Duygularımı kontrol etmek benim görevim değil.

kontrol et
{f} controlled

Tom wanted to hit Mary, but he controlled himself. - Tom Mary'ye vurmak istedi ama kendini kontrol etti.

The government of the Inca Empire controlled everything. - İnka İmparatorluğu yönetimi her şeyi kontrol etti.

kontrol et
{f} control

Try to control yourself. - Kendinizi kontrol etmeye çalışın.

You must control yourself. - Kendinizi kontrol etmelisiniz.

kontrol etme
{i} controlling

I have trouble controlling my anger. - Öfkemi kontrol etmekte zorlanıyorum.

Controlling my emotions is not my forte. - Duygularımı kontrol etmek benim görevim değil.

kontrol et
checked

The defenders checked the onslaught by the attackers. - Savunucular saldırganlar tarafından yapılan saldırıyı kontrol etti.

Tom started the coffee brewing, then checked his email. - Tom kahve demlemeye başladı, sonra epostasını kontrol etti.

dikliğini kontrol etmek
raise a perpendicular
gelişigüzel kontrol etmek
spot check
kontrol etme
going over
sikkelerin ayarını kontrol etmek
pyx
çifte kontrol etmek
double check
Türkçe - Türkçe
Denetlemek
Yoklamak, gözden geçirmek
denetleme yapmak
inspection
kontrol etme
(Osmanlı Dönemi) teftiş
kontrol etmek