azaltmak

listen to the pronunciation of azaltmak
Turkish - English
decrease

What should you do to decrease your debt? - Borcunu azaltmak için ne yapmalısın?

I would like to drastically decrease the amount of time it takes me to clean the house. - Evi temizlemem için geçen zamanı büyük ölçüde azaltmak istiyorum.

reduce

This company is using new technologies to reduce its environmental footprint. - Bu şirket çevresel kaplama alanını azaltmak için yeni teknolojiler kullanıyor.

He wanted to reduce the tax on imports. - O ithalatta vergi azaltmak istedi.

lessen

I need medicine to lessen the pain. - Ağrıyı azaltmak için ilaca ihtiyacım var.

We had to lessen the impact of the erratic supplies. - Düzensiz malzemelerin etkisini azaltmak zorundaydık.

alleviate
mitigate

Reducing deforestation is one way to mitigate the impacts of climate change. - Ormansızlaşmanın azaltılması, iklim değişikliğinin etkilerini azaltmak için tek yoldur.

minimize
appease
depress
impair
whittle down
abridge
detract
diminish
moderate
drop off
minimise
soothe
subdue
deplete
deduct
dim
labefy
step back
prune
cut in on
wane
whittle away
derogate from
detract from
slacken
allay
dip
relieve
shrink
remit
dull
economise on
downsize
turn down
take up the slack
beat down
whittle at
sink
(Ticaret) impairment
make inroads on
cut

The factory had to cut back its production. - Fabrika üretimini azaltmak zorunda kaldı.

Union members railed against proposals to cut weekend penalty rates. - Birlik üyeleri, hafta sonu ceza oranlarını azaltmak için tekliflere sövüp saydılar.

temper
blunt
diminute
trim
solace
defalk
to cut down
cushion
decrement , decrease
cut down on
derogate
fade in
dock
deaden
attenuate
put down
shorten
(Hukuk) dampen, slah
scale down
to lessen, reduce, lower, decrease
to lessen, to reduce, to lower, to decrease; to deplete, to cut back; to curtail, to to cut down; to relieve, to soothe, to alleviate, to allay; to deaden
bate
axe
slim down
azaltma
reduction

We hope to come to an accord with them about arms reduction. - Biz silah azaltma konusunda onlarla anlaşmak istiyoruz.

azaltmak (masrafları)
retrench
azar azar azaltmak
whittle down
azaltma
deplete
etkisini azaltmak
Emasculate
azaltma
decrease

They should decrease the sugar in these muffins. - Bu kurabiyelerdeki şekeri azaltmalılar.

What should you do to decrease your debt? - Borcunu azaltmak için ne yapmalısın?

etkisini azaltmak
spend
etkisini azaltmak
dilute
azaltma
cut

The doctor advised him to cut down on drinking. - Doktor ona içmeyi azaltmasını tavsiye etti.

Rather than cutting down on cigarettes, sir, why don't you just give them up? - Sigaraları azaltmaktansa, bayım, niçin onları bırakmıyorsun.

azaltma
(İnşaat) muffle
azaltma
remittance
azaltma
damping
azaltma
moderation
azaltma
attenuate
azaltma
(Ticaret) remission
azaltma
{i} retrenchment
azaltma
(Biyokimya) inhibition
azaltma
reduce

The doctor told Tom to reduce his red meat consumption. - Doktor Tom'a kırmızı et tüketimini azaltmasını söyledi.

I have to reduce my expenses this month. - Bu ay masraflarımı azaltmak zorundayım.

azaltma
mitigate

Reducing deforestation is one way to mitigate the impacts of climate change. - Ormansızlaşmanın azaltılması, iklim değişikliğinin etkilerini azaltmak için tek yoldur.

azaltma
diminishment
azaltma
restriction
azaltma
decrement
azaltma
lowering
gitgide azaltmak
taper off
mümkün mertebe azaltmak
minimize
nominal değerini azaltmak
(Ticaret) write down
azal
{f} decrease

Production of rice has decreased. - Pirinç üretimi azaldı.

This medicine will decrease your pain. - Bu ilaç ağrını azaltacak.

azal
diminish

The rights of every man are diminished when the rights of one man are threatened. - Bir insanın haklarının tehdit edildiğinde, her insanın hakları azaltılır.

The population of this country is gradually diminishing. - Bu ülkenin nüfusu giderek azalmaktadır.

azal
{f} decaying
azal
{f} diminished

The rights of every man are diminished when the rights of one man are threatened. - Bir insanın haklarının tehdit edildiğinde, her insanın hakları azaltılır.

His income was diminished by half after retirement. - Emekli olduktan sonra geliri yarı yarıya azaldı.

azal
fell off

Sales fell off in the third quarter. - Üçüncü çeyrekte satışlar azaldı.

azal
tail off
azal
{f} decreasing

Japan's consumption of rice is decreasing. - Japonya'nın pirinç tüketimi azalıyor.

A recent survey shows that the number of smokers is decreasing. - Son zamanlarda yapılan bir araştırma sigara içenlerin sayısının azaldığını göstermektedir.

azal
fallen off
azal
fall off
azal
{f} decreased

The medicine decreased his pain. - İlaç onun acısını azalttı.

Sales have decreased these days. - Satışlar bugünlerde azaldı.

azaltma
abatement
azaltma
minimization
azaltma
mitigation
azaltma
extenuation
azaltma
assuagement
azaltma
curtailment
azaltma
depletion
azaltma
deduction
azaltma
{i} waning
azaltma
diminition
azaltma
alleviate
azaltma
reducing

This article analyzes both the benefits and the drawbacks of reducing military spending. - Bu makale hem askeri harcamaları azaltmanın sakıncalarını hem de faydalarını analiz eder.

Reducing deforestation is one way to mitigate the impacts of climate change. - Ormansızlaşmanın azaltılması, iklim değişikliğinin etkilerini azaltmak için tek yoldur.

azaltma
derogation
acısını azaltmak
reduce pain
azal
mute
azaltma
diminution
azaltma
attenuation
azaltma
discount
azaltma
{i} ax
azaltma
retrenchment; ax
azaltma
{i} axe
azaltma
{i} lessening
azaltma
{i} detraction
azaltma
{i} cutback
azaltma
reduction, deduction, cut
azaltma
reduction, lightening, decrease
azaltma
setdown
aşamalı olarak azaltmak
phase down
baskıyı azaltmak
depressurize
basıncı azaltmak
decompress
etkisini azaltmak
vitiate
etkisini azaltmak
stultify
etkisini azaltmak
make nonsense of
etkisini azaltmak
cushion
faaliyeti azaltmak
run down
gücünü azaltmak
weaken
gücünü azaltmak
damp
gücünü azaltmak
damp down
hararetini azaltmak
damp down
hararetini azaltmak
damp
hararetini azaltmak
quench one's thirst
hassasiyetini azaltmak
desensitize
nüfusu azaltmak
dispeople
nüfusunu azaltmak
unpeople
nüfusunu azaltmak
depopulate
nüfusunu azaltmak
depeople
savunma gücünü azaltmak
soften up
yavaş yavaş azaltmak
whittle away
yavaş yavaş azaltmak
whittle down
yavaş yavaş azaltmak
whittle off
önemini azaltmak
de emphasize
önemli ölçüde azaltmak
decimate
şiddetini azaltmak
de escalate
şiddetini azaltmak
fade out
English - English

Definition of azaltmak in English English dictionary

Azal
A place near the western extremity of the valley near Jerusalem
Turkish - Turkish
Az denecek bir miktara indirmek veya eskisinden az bir duruma getirmek, kırmak
Az denecek bir miktara indirmek veya eskisinden az bir duruma getirmek, kırmak: "İlk işleri kullandıkları renkleri azaltmak oluyor."- B. R. Eyuboğlu
Etkisini yitirmesine sebep olmak, hafifletmek
kısmak
(Osmanlı Dönemi) TASRİD
kısıntı yapmak
düşürmek
(Osmanlı Dönemi) TAHMİZ
AZAL
(Osmanlı Dönemi) (Ezel. C.) Ezeller. Başlangıcı olmayan zamanlar
Azaltma
(Osmanlı Dönemi) İŞFAK
azaltma
Azaltmak işi
azaltmak
Favorites