Biraz daha biber ekle.
- Add a little more pepper.
Biraz daha yavaşça konuşabilir misin?
- Could you please speak a little bit more slowly?
Bir seferde azıcık iş yapacağım.
- We'll do a little at a time.
Tom azıcık erken geldi.
- Tom was a little early.
Lütfen AC'yi bir parça aç.
- Please turn up the AC a little bit.
Tom pastanın bir parçasını aldı.
- Tom got a little pie.
Tom çok az kıskanç görünüyordu.
- Tom sounded slightly jealous.
Tom hakkında çok az endişeliyim.
- I'm slightly worried about Tom.
Şişe içinde kalan sadece bir miktar süt vardı.
- There was only a little milk left in the bottle.
Tom bir saatten biraz fazla bir süredir bekliyor.
- Tom has been waiting for slightly over an hour.
Tom, bugün biraz keyfsiz.
- Tom is slightly under the weather today.
I was a little surprised.
- Ich war ein wenig überrascht.
I slept a little during lunch break because I was so tired.
- Ich habe während der Mittagspause ein wenig geschlafen, weil ich so müde war.