azıcık

listen to the pronunciation of azıcık
Türkçe - İngilizce
a little bit
a little

Take a little nap on the couch. - Kanepede azıcık kestir.

We'll do a little at a time. - Bir seferde azıcık iş yapacağım.

slight
bare
small amount
just a little bit
very small, very little, a modicum of
sprinkling of
only just
sprinkle of
very small (amount)
few
lick; thimbleful
dollop
slim
little

She lost what little money she had. - Sahip olduğu azıcık parasını kaybetti.

Take a little nap on the sofa. - Kanepede azıcık kestir.

spot of
slightly
just a moment
(Gıda) very little
smidgen
bit

I don't like it one bit. - Bunu azıcık sevmiyorum.

That doesn't scare me one bit. - O beni azıcık korkutmuyor.

for a little
very small
minikin
inappreciable
faintly
the ghost of a
any
fractionally
niggardly
thimbleful
{i} lick
{s} fractional
escarp
azıcık alkollü olmak
have one over the eight
azıcık aşım, kaygısız/ağrısız/ kavgasız başım
(Atasözü) 1. It is good to live simply. 2. It is restful not to have too many people in the house
azıcık kala
short of
azıcık miktar
spot
azıcık miktar
sprinkling
azıcık miktar
sprinkle
azıcık miktar
denier
azıcık miktar
soupcon
azıcık para
hay
azıcık şey
dosage
azıcık şey
farthing
Türkçe - Türkçe
Kısa bir süre, az miktarda: "Azıcık rahatsız olacaksın ama o kadar olur artık."- T. Dursun K
Çok az, biraz
Çok az, biraz: "Kahve caddeye oranla azıcık geride, bir bahçe içinde."- S. Birsel
Kısa bir süre, az miktarda
azıcık