çok az

listen to the pronunciation of çok az
Türkçe - İngilizce
too little

One enemy is too much, a hundred friends is too little. - Bir düşman çok fazla, yüz arkadaş çok az.

We drink too little water. - Biz çok az su içiyoruz.

slightly

You may be right, but we have a slightly different opinion. - Haklı olabilirsin, ama bizim çok az farklı bir görüşümüz var.

I'm slightly worried about Tom. - Tom hakkında çok az endişeliyim.

merely
too few

Too bad! Too few rich people donate to the orphanage. - Çok kötü! Çok az sayıda zengin insan yetimhaneye bağış yapıyor.

Malnutrition occurs when a person's diet contains too few or too many nutrients. - Kötü beslenme bir kişinin diyetinde çok az ya da çok besin içerdiği zaman oluşur.

barely

Tom could barely speak French. - Tom çok az Fransızca konuşabildi.

We've been standing here for more than an hour and the line has barely moved. - Bir saatten daha fazla bir süredir burada bekliyoruz ve sıra çok az hareket etti.

hard line
shabby
very few

I have very few books in English. - Çok az sayıda İngilizce kitabım var.

She has very few close friends. - Çok az sayıda samimi arkadaşı var.

bitty
very little

His observation is sharp, but he says very little. - Onun gözlemi şiddetli fakat o çok az diyor.

She wrote the book with very little effort. - Çok az bir gayretle kitabı yazdı.

minikin
a drop in the ocean
the ghost of a
scanty
{s} beggarly
{s} niggardly
spot of
minute
Türkçe - Türkçe
bir damla
kıl payı
apaz
tadımlık
kırk para
bir karış
çok az