nedenle

listen to the pronunciation of nedenle
Türkisch - Englisch
Therefore
for reason
reason to
bu nedenle
therefore

Tom is one of Tatoeba's sacred icons. Therefore, he is untouchable. - Tom, Tatoeba'nın en kutsal simgelerinden biridir. Bu nedenle, o dokunulmazdır.

Four metres of this material cost nine francs; therefore, two metres cost four and a half francs. - Bu malzemenin dört metresi dokuz franka mal oluyor; Bu nedenle, iki metresi dört buçuk frank mal olur.

neden
cause

The accident has caused many deaths. - Kaza çok fazla ölüme neden oldu.

An earthquake, 8.9 on the Richter scale, hits Japan and causes a massive tsunami. - Richter ölçeğine göre 8.9 büyüklüğünde bir deprem Japonya'yı vurdu ve ağır bir tsunamiye neden oldu.

bu nedenle
for this reason

For this reason, I cannot go with you. - Bu nedenle, seninle gidemem.

For this reason I cannot agree with you. - Bu nedenle seninle aynı düşüncede değilim.

neden
reason

There are a good many reasons why you shouldn't do it. - Onu yapmaman için çok sayıda nedenler var.

Women really are quite dangerous. The more I think about this, the more I'm able to understand the reasoning behind face covering. - Kadınlar gerçekten oldukça tehlikeliler. Bu konuda ne kadar çok düşünürsem, o kadar çok yüz örtüsünün arkasındaki nedeni anlayabileceğim.

neden
why

Why did you paint the bank red? - Neden bankı kırmızıya boyadın?

There is no reason why he should resign. - Onun istifa etmesi için bir neden yok.

nedenle used as follows: bu nedenle
for this reason, because of this
bu nedenle
thus

Thus fought the Okinawan people. - Bu nedenle Okinava insanları savaştı.

Many women pursue higher education and careers, thus delaying marriage and childbirth. - Birçok kadın yüksek öğretime ve kariyere devam ediyor, bu nedenle evlilik ve doğum gecikiyor.

bu nedenle
thereof
bu nedenle
accordingly
bu nedenle
consequently

Cassava is a drought-tolerant crop and consequently a major staple food for millions of people. - Manyok kuraklığa dayanıklı bir ekindir ve bu nedenle milyonlarca insan için önemli bir temel gıdadır.

neden
{i} ground

Adultery was a ground for divorce. - Zina bir boşanma nedeniydi.

Mars is red because of rusty iron in the ground. - Mars, zemindeki paslı demir nedeniyle kırmızıdır.

bu nedenle
therefore, so, consequently, hence
bu nedenle
that's why

I think that's why Tom doesn't have any friends. - Bence bu nedenle Tom'un hiç arkadaşı yok.

That's why I didn't tell you. - Bu nedenle sana söylemedim.

neden
motive

Jealousy was the motive for the murder. - Cinayetin nedeni kıskançlıktı.

The motive for the murder is not yet known. - Cinayetin nedeni henüz bilinmiyor.

neden
what for?
bu nedenle
herewith
neden
causatively
neden
wherefrom
neden
{i} rise

It may give rise to serious trouble. - O, ciddi bir soruna neden olabilir.

Does depreciation of the yen give rise to inflation? - Yenin değer kaybetmesi enflasyona neden olur mu?

bu nedenle
wherefore
bu nedenle
so
bu nedenle
(Konuşma Dili) on that account
bu nedenle
and therefore

He was born in England, and therefore speaks English. - İngiltere'de doğmuş ve bu nedenle İngilizce konuşuyor.

Everything is transient and therefore sorrowful. - Her şey geçicidir ve bu nedenle üzücüdür.

bu nedenle
and so

I want a wife and children, and so I need a house. - Bir eş ve çocuk istiyorum ve bu nedenle bana bir ev lazım.

bu nedenle
and consequently

Cassava is a drought-tolerant crop and consequently a major staple food for millions of people. - Manyok kuraklığa dayanıklı bir ekindir ve bu nedenle milyonlarca insan için önemli bir temel gıdadır.

bu nedenle
that being the case

That being the case, he had little to say. - Bu nedenle, onun söyleyecek çok az şeyi vardı.

bu nedenle
as a consequence
bu nedenle
thusly
bu nedenle
hereat
bu nedenle
this is why
bu nedenle
in consequence
bu nedenle
hence
neden
grounds
neden
motivation
neden
whyever
neden
(Kanun) instance
neden
matter of
neden
incentive
neden
factor

I'm just a simple factory worker. Why do you bother me? - Ben sadece basit bir fabrika işçisiyim. Neden beni rahatsız ediyorsunuz?

neden
score
neden
why on earth

Why on earth did you sell your newly-built house? - Allah aşkına neden yeni yapılmış evini sattın?

neden
y (why)
neden
argument

Why do you always have to get so personal when we have an argument? - Bir anlaşmazlığımız olduğunda, neden her zaman bu kadar şahsi algılıyorsun?

neden
matter for
o nedenle
therefore
o nedenle
consequently
neden
point

Why do I have to do this? What's the point? - Neden bunu yapmak zorundayım? Anlamı ne?

Love your enemies, for they point out your mistakes. - Senin hatalarını belirttikleri nedeniyle düşmanlarını sev.

neden
matter

Why does it matter so much to you? - Neden senin için bu kadar önemli?

Why don't we let Tom handle this matter? After all, he's the expert, right? - Neden Tom'un bu mesele ile ilgilenmesine izin vermiyoruz? Nede olsa, o uzman, değil mi?

neden
spring

Do you know why spring rolls are called spring rolls? - İngilizcede sigara böreğine neden bahar sarması dendiğini biliyor musun?

neden
whys
neden
to cause
neden
the cause
neden
the reason
neden
the cause of
neden
{i} case

That being the case, he had little to say. - Bu nedenle, onun söyleyecek çok az şeyi vardı.

daha güçlü bir nedenle
a fortiori
dinsel nedenle evlenmemek
celibacy
hiç bir nedenle
on no consider
neden
occasion
neden
whence
neden
cause; reason
neden
forwhy
neden
room

Why don't we share a room? - Neden bir odayı paylaşmıyoruz?

Although the life of Chinese people is getting better and better now, there is still room for improvement. - Çin halkının yaşamı şimdi gittikçe iyileşmesine rağmen, gelişme için hâlâ bir neden vardır.

neden
(Hukuk) reason, ground
neden
Why?/What for?/For what reason?/For what reason ...?/Why ...?
neden
inducement
neden
causation

Correlation doesn't imply causation. - Korelasyon nedensellik anlamına gelmez.

Correlation doesn't equal causation. - Korelasyon nedenselliğe eşit değildir.

neden
wherefore
neden
cause, reason; why, what for
neden
wherefores
neden
what for
neden
seeds
o nedenle
thereat
yalnız bu nedenle
ipso facto
özel bir nedenle değil
for no particular reason
Türkisch - Türkisch

Definition von nedenle im Türkisch Türkisch wörterbuch

neden
Bir varlığı veya olayı etkileyen, oluşturan, doğuran şey, sebep, illet
neden
Bir olayı doğuran başka bir olayı sormak için kullanılır; niçin
neden
Bir olayı veya durumu gerektiren veya doğuran başka olay veya durum, sebep
neden
Bir olayı veya durumu gerektiren veya doğuran başka olay veya durum, sebep: "İzmir'in işgali faciası, özel nedenlerden, onu ayrıca ilgilendiriyor."- A. İlhan
neden
Bir olayı doğuran başka bir olayı sormak için kullanılır; niçin: "Biz şarklılar neden ille her şeyi büyütüp efsaneleştiririz?"- H. Taner
nedenle
Favoriten