Mary'nin ne dediğini zorlukla duyabildim.
- Tom konnte kaum hören, was Mary sagte.
Tom ancak kirasını ödeyebiliyor.
- Tom kann kaum seine Miete bezahlen.
Tom neredeyse hiçbir şey hakkında şikayet etmezdi.
- Tom beklagt sich kaum jemals über etwas.
Onun hakkında neredeyse hiçbir şey bilmiyor.
- Er weiß kaum etwas darüber.
Tom bacağını incitti ve zar zor yürüyebiliyor.
- Tom hurt his leg and can barely walk.
Çarpılmaktan zar zor kurtuldum.
- I barely missed being struck.
Ekmek ve süt alacak kadar parası ancak vardı.
- He had barely enough money to buy bread and milk.
Ben ancak iki veya üç saat uyudum.
- I slept barely two or three hours.
O artık benimle hemen hemen hiç konuşmuyor.
- He barely speaks to me anymore.
Burada hemen hemen hiç yağmur yağmaz.
- It barely ever rains here.
Bir saatten daha fazla bir süredir burada bekliyoruz ve sıra çok az hareket etti.
- We've been standing here for more than an hour and the line has barely moved.
Tom çok çok az ilgileniyor gibi görünüyor.
- Tom seems to be barely paying attention.
Tom çok çok az ilgileniyor gibi görünüyor.
- Tom seems to be barely paying attention.
O artık benimle hemen hemen hiç konuşmuyor.
- He barely speaks to me anymore.
Şehri hemen hemen hiç bilmiyorum.
- I barely know the city.
Bunu güçbela zamanında yaptım.
- I barely made it on time.
Bazen içecek çok fazla şey ancak yeterlidir.
- Sometimes too much to drink is barely enough.
Tom ancak kirasını ödeyebiliyor.
- Tom can barely pay his rent.
I had hardly fallen asleep when the telephone rang.
- Kaum war ich eingeschlafen, klingelte das Telefon.
The wounded soldier could hardly walk.
- Der verwundete Soldat konnte kaum laufen.
I had no sooner left the shop than I met my teacher.
- Kaum hatte ich den Laden verlassen, da traf ich meinen Lehrer.
No sooner had he done it than he began reading.
- Kaum war er fertig, da begann er zu lesen.
It was so terribly hot inside that that woman wore scarcely any clothes.
- Es war drinnen so schrecklich heiß, dass die Frau kaum bekleidet war.
Scarcely anyone is capable of learning another natural language as well as his own mother tongue.
- Kaum jemand vermag eine andere natürliche Sprache so gut zu erlernen wie seine Muttersprache.