hemen hemen hiç

listen to the pronunciation of hemen hemen hiç
Türkisch - Englisch
hardly

I could hardly understand him. - Ben onu hemen hemen hiç anlayamadım.

Your ideas are hardly practical. - Sizin fikirleriniz hemen hemen hiç pratik değil.

hardly ever

I hardly ever take my dog for a walk. - Köpeğimi hemen hemen hiç yürüyüşe götürmem.

Tom hardly ever listens to the radio. - Tom hemen hemen hiç radyo dinlemez.

little or nothing
next to nothing
little

The mother said little to the daughters. - Anne kızlarına hemen hemen hiç bir şey söylemedi.

The mother said little to the sons. - Anne oğullarına hemen hemen hiç bir şey söylemedi.

barely

It barely ever rains here. - Burada hemen hemen hiç yağmur yağmaz.

He barely speaks to me anymore. - O artık benimle hemen hemen hiç konuşmuyor.

scarcely

Tom scarcely ever gets any exercise. - Tom hemen hemen hiç egzersiz yapmaz.

scarcely ever

I scarcely ever get excited before an exam.

Tom scarcely ever gets any exercise. - Tom hemen hemen hiç egzersiz yapmaz.

almost never

Tom almost never goes to bed before midnight. - Tom hemen hemen hiçbir zaman gece yarısından önce yatağa gitmez.

I'm almost never wrong. - Hemen hemen hiç hatalı değilim.

hemen hiç
hardly

I could hardly understand him. - Ben onu hemen hemen hiç anlayamadım.

It's hardly raining at all. - Hemen hemen hiç yağmur yağmıyor.

hemen hiç
scarcely

Tom scarcely ever gets any exercise. - Tom hemen hemen hiç egzersiz yapmaz.

hemen memen hiç
hardly ever
hemen hemen hiç
Favoriten