i̇z

listen to the pronunciation of i̇z
Türkisch - Englisch
military

Tom liked to watch military documentaries. - Tom, askeri belgeselleri izlemekten hoşlandı.

iz
{i} trail
iz
{i} track
iz
{i} trace
izler
{i} remains
iz
streak
iz
{i} impression
iz
kenning
iz
{i} clue
iz
{i} smack
iz
suggestion
iz
{i} mark
iz
footprint
iz
{i} touch
iz
furrow
iz
hound
iz
token
iz
rutting
iz
path
iz
(Otomotiv) tracking
iz
footing
iz
chip
iz
print
iz
stamp
iz
strain
iz
indication
iz
smell
izler
marks

There are teeth marks on the end of that pencil. - O kalemin ucunda diş izleri var.

The pregnancy left her with stretch marks. - Gebelik onu gerilme izleriyle bıraktı.

iz
tracings
iz
trace to
izler
traces

The police didn't find anyone's traces. - Polis kimsenin izlerini bulmadı.

NASA's Mars rover discovered traces of a river bed. - NASA'nın Mars gezicisi bir nehir yatağının izlerini keşfetti.

iz
{i} dint
iz
{i} wale
iz
{i} ray
iz
{i} hint
iz
{i} scar
iz
{i} odor
iz
{i} tincture
iz
{i} shades
iz
{i} weal
iz
{i} taint
iz
{i} odour
iz
{i} clew
iz
{i} birthmark
iz
{i} tinge
iz
{i} shadow
iz
{i} ghost
iz
{i} imprint
iz
{i} suspicion
iz
sling
iz
{i} sign
iz
{i} wheal
iz
spoor
iz
{i} inkling
iz
trace , track , trail
iz
odour [Brit.]
iz
evidence
iz
stigma
iz
(Geometri) trace
iz
footprint, track
iz
trace, mark, evidence, clue
iz
impress
iz
spark
iz
{i} vestige
iz
ichno
iz
pockmark
iz
trace, trail, track; print, mark
izler
footprints

There are footprints of a cat on the table. - Masanın üstünde bir kedinin ayak izleri var.

The criminal left footprints. - Suçlu ayak izleri bıraktı.

Englisch - Englisch

Definition von i̇z im Englisch Englisch wörterbuch

iz
2-letter shorthand for Iraq
iz
(v) 3rd person singular form of the verb "to be"
Türkisch - Türkisch
(Osmanlı Dönemi) (İZİN) "Hem, vakt, yevm, hîn" gibi kelimelerden sonra ek olarak kullanılır. Meselâ: Hîneizin: O vakit ki. Yevmeizin: O gün ki, kelimelerinde olduğu gibi
(Osmanlı Dönemi) Mâzi fiillerinden evvel "iz" gelirse: İzküntü muallimen: Muallim olduğum zaman mânasına geliyor. (iz) Yazılmasa mânası, muallim idim olur
(Osmanlı Dönemi)
çığır
(Osmanlı Dönemi) KÜVR
yer
cızık
iz
Bir şeyin geçtiği veya önce bulunduğu yerde bıraktığı belirti, nişan, alamet: "Nihayet bir dönemeçte izlerin sahibini gördüm."- S. F. Abasıyanık
iz
Bir olay, bir durum veya yaşayıştan geride kalan belirti, eser
iz
Bir şeyin dokunmasıyla geride kalan belirti: "Yüzünde birtakım diş ve tırnak izleri vardı."- Y. K. Karaosmanoğlu
iz
Bir olay veya bir durumdan geride kalan belirti
iz
Nişan
iz
Yeşim Ustaoğlu'nun bir filmi(1993)
iz
Bir olay veya bir durumdan geride kalan belirti, ip ucu, emare
iz
Bir düzlemin başka bir düzlemle veya bir doğru ile kesişmesinden doğan ara kesit
iz
Bir şeyin geçtiği veya önce bulunduğu yerde bıraktığı belirti, nişan, alâmet
iz
Bir şeyin dokunmasıyla geride kalan belirti
i̇z
Favoriten