işte!

listen to the pronunciation of işte!
Türkisch - Englisch
here

Here's my email address. - İşte e-posta adresim.

Hello, I have a reservation, my name is Kaori Yoshikawa. Here is the confirmation card. - Merhaba, benim bir rezervasyonum var, adım Kaori Yoshikawa. İşte onay kartı.

behold
{ü} there

There's a degree of stress in every job. - Her işte bir ölçüde stres vardır.

There comes our teacher. - İşte hocamız geliyor.

Here!, Here it is!, Here you are!, There you are!; See!, Look!; you see
you see
work

When do you usually get off work? - Genellikle işten ne zaman ayrılırsın?

He drinks coffee before work. - O, işten önce kahve içer.

already

Shouldn't you be at work already? - Zaten işte olman gerekmiyor mu?

His mother was already home from work and had supper prepared. - Annesi işten eve zaten dönmüştü ve hazırlanmış akşam yemeğini yedi.

see

See you at work tomorrow. - Yarın işte görüşürüz.

I don't see how Tom can stay up all night and then be so wide awake at work. - Tom'un bütün gece nasıl ayakta kalabildiğini ve sonra işte nasıl uyanık kaldığını anlamıyorum.

here you are
aha
at work

I'd like to spend less time at work and more time at home. - İşte daha az ve evde daha çok zaman geçirmek istiyorum.

Do you spend more time at home or at work? - Evde mi yoksa işte mi daha fazla zaman harcarsın?

lo
as you see
Here!/Here it is!
See!/Look!/Behold!
here is

Here is a list of things you should avoid eating. - İşte yemekten kaçınman gereken şeylerin bir listesi.

Here is the final agenda for the meeting on June 16th. - 16 Haziran'daki toplantı için işte son gündem.

İşte!
Here you are
Türkisch - Türkisch
Anlatılan şeye dikkat çekmek için kullanılır
Anlatılan bir sözün sonucuna gelindiğini gösterir
Gösterilirken veya bir şeye işaret edilirken söylenir
Anlatılan bir sözün sonucuna gelindiğini gösterir: "İşte bütün manzara budur!"- R. E. Ünaydın
Anlatılan şeye dikkat çekmek için kullanılır: "Ekmek, peynir, yumurta, marul, limon, ne bulursan al işte."- N. Cumalı
İşte
ıhı