dereceli

listen to the pronunciation of dereceli
Türkisch - Englisch
grade
notchy
graduate
graduated; graded
graduated
staggered
gradational
derece
degree

The thermometer stood at 15 degrees. - Termometre 15 derecede durdu.

It is ten degrees below zero now. - Şimdi sıcaklık sıfırın altında on derece.

derece
rating

Tom's approval rating is dropping. - Tom'un onay derecesi düşüyor.

derece
extent

I trust him to some extent. - Bir dereceye kadar ona güvenirim.

The rumor is true to some extent. - Söylenti bir dereceye kadar doğru.

dereceli bozulma
(Bilgisayar) graceful degradation
dereceli cetvel
scale
dereceli gönye
(Mekanik) bevel protractor
dereceli kötüleşme
(Bilgisayar) graceful degradation
dereceli tüp
(Tıp) graduated tube
dereceli cam ölçü kabı
measuring glass
dereceli değişim
(Askeri) gradient slope
dereceli dolguyu kullan
(Bilgisayar) use gradient fill
dereceli hayat tablosu
(Ticaret) graduated life table
dereceli hayat tablosu
graduate life table
dereceli kap
graduate
dereceli olarak
gradationally
dereceli olarak
by stages
dereceli olarak
progressively
dereceli oturma
gradual settlement
dereceli pipet
(Tıp) graduated pipet
dereceli silindir
graduated cylinder
dereceli sıfatlar
(Dilbilim) graded adjectives
dereceli ölçü kabı
measuring jar
dereceli ölçü şişesi
measuring glass
dereceli ölçüm silindiri
(Tıp) graduated measuring cylinder
derece
rate
derece
scale

These are graded on a hundred-point scale. - Bunlar yüz puanlık bir ölçekte derecelendirilir.

derece
rank
derece
grade

She got good grades in English. - O, İngilizcede iyi dereceler aldı.

We all try hard to make the grade in life, but only a few succeed. - Hayatta derece yapmak için hepimiz çok çalışırız fakat sadece birkaç kişi başarır.

orta dereceli şey
intermediate
derece
stage
derece
step
ikinci dereceli
secondary
derece
(Ticaret) points
derece
(Bilgisayar) deg

It is ten degrees below zero now. - Şimdi sıcaklık sıfırın altında on derece.

The thermometer stood at 15 degrees. - Termometre 15 derecede durdu.

derece
degrees

Today, the temperature rose as high as 30 degrees Celsius. - Bugün ısı 30 santigrat dereceye kadar yükseldi.

The thermometer stood at 15 degrees. - Termometre 15 derecede durdu.

derece
temperature

To find degrees in centigrade, subtract 32 from the Fahrenheit temperature, then multiply by 5/9. - Santigrat dereceyi bulmak için, fahrenhayt ısıdan 32 çıkar, sonra 5/9 ile çarp.

Today, the temperature rose as high as 30 degrees Celsius. - Bugün ısı 30 santigrat dereceye kadar yükseldi.

ehliyet dereceli
(Askeri) qualified
gizlilik dereceli
(Askeri) classified
gizlilik dereceli bilgi
(Askeri) classified information
derece
level

Due to overfishing, some fish stocks are now at perilously low levels. - Çok fazla balık avı dolayısıyla, bazı balık stokları şimdi tehlikeli derecede düşük seviyelerde.

Water boils at 100 degrees Celsius at sea level. - Su, deniz seviyesinde 100 santigrat derecede kaynar.

derece
point

This is an extremely important point. - Bu son derece önemli bir konu.

Under normal conditions, the boiling point of water is 100 degrees Celsius. - Normal şartlar altında, suyun kaynama sıcaklığı 100 santigrat derece.

derece
remove
derece
range

Because the distance between the Sun and Mars varies, temperatures range from -125 degrees Celsius in the Martian winter to 22 degrees Celsius in the Martian summer. - Güneş ve Mars arasındaki mesafe değiştiği için, sıcaklıklar Mars kışında -125 santigrat derece ile Mars yazında 22 santigrat derece arasında değişir.

alt dereceli mahkemenin verdiği görevsizlik kararı
(Hukuk) committal proceedings
derece
degree; rank, grade; extent, point; thermometer
derece
{i} pitch
derece
{i} standard
derece
States
derece
rank, degree, grade
derece
so ... (that)
derece
degree , grade
derece
thermometer

The thermometer says it's thirty degrees. - Termometre otuz derece olduğunu söylüyor.

The thermometer reads 10 degrees. - Termometre 10 dereceyi gösteriyor.

derece
{i} measure

The austerity measures that many city governments have implemented are hugely unpopular. - Pek çok kent yöneticilerinin uyguladığı kemer sıkma politikası son derece sevimsizdir.

derece
clinical thermometer
derece
notch
derece
chop
derece
{i} gradation
derece
regulo
derece
stending
derece
dignity
gizlilik dereceli sözleşme
(Askeri) classified contract
ikinci dereceli
second
ikinci dereceli şey
secondary
orta dereceli
secondary
orta dereceli okul
secondary school
yüksek dereceli
of high degree
dereceli
Favoriten