alıştırma

listen to the pronunciation of alıştırma
Türkisch - Englisch
{i} training
{i} exercise

Why is exercise important? - Alıştırma neden önemli?

These French exercises are not easy. - Bu Fransızca alıştırmalar kolay değil.

{i} practice

Practice makes perfect. - Alıştırma mükemmel yapar.

Learning a second language requires a lot of practice. - İkinci bir dil öğrenmek birçok alıştırma gerektirir.

lapping
familiarization
breaking in
exercise, drill; practice; training
breaking something in
(Jeoloji) bedding
(Otomotiv) running in
fit
habituation
shakedown
{i} readjustment
green run
{i} drill
alıştırmak
accustom
alış
{i} taking

He was in the habit of taking a walk before breakfast every morning. - Onun her sabah kahvaltıdan önce yürüme alışkanlığı vardı.

I am in the habit of taking a shower in the morning. - Sabah duş almaya alışkınım.

alış
{i} receiving
alış
{i} buying

I went to the department store with a view to buying a present. - Ben bir hediye satın almak amacıyla bir alışveriş merkezine gittim.

Whenever she goes shopping, she ends up buying more than she can afford. - O ne zaman alışverişe gitse, kendini gücünün yettiğinden daha fazlasını alarak bitirir.

alış
{i} reception

His new book met with a favorable reception. - Onun yeni kitabı tatminkar bir alışla karşılaştı.

alıştırma kitabı
workbook
alıştırma yapmak
train
alıştırma yapmak
practice
alıştırma defteri
exercise book
alıştırma macunu
lapping compound
alıştırma yapmak
practise
alıştırma yapmak
to exercise, to practise
alıştırmak
{f} adjust

Tom waited a while to let his eyes adjust to the darkness. - Tom gözlerini karanlığa alıştırmak için bir süre bekledi.

alıştırmak
break in
alış
(Bilgisayar) receive
alıştırmak
habituate
alıştırmak
accommodate
alıştırmak
inure
motoru alıştırma
run in
alış
(Ticaret) procurement
alış
(Ticaret) bid
alış
(Ticaret) purchasing
alıştırmak
{f} attune
alıştırmak
coordinate
alıştırmak
tame
alıştırmak
temper
alıştırmak
run something in
alıştırmak
match
tatlı alıştırma
(Mekanik) medium fit
alıştırmak
condition
alış
gotten used to
alış
got used to
alış
get used

It always takes time to get used to a new place. - Yeni bir yere alışmak her zaman zaman almaktadır.

It'll take some time to get used to living here. - Burada yaşamaya alışmak biraz zaman alacak.

alıştırmak
readjust
alıştırmak
drill
alıştırmak
familiarize
alıştırmak
season
alıştırmalar
exercises

I am helping my sister to do her math exercises. - Matematik alıştırmaları için kız kardeşime yardım ediyorum.

Mary's sentences can be used in exercises. - Mary'nin cümleleri alıştırmalarda kullanılabilir.

alıştırma eğitimi
orientation
işe alıştırma
orientation
işe alıştırma eğitimi
orientation
alış
taking; receiving; purchase, buying
alış
taking, receiving
alış
we buy
alış
purchase, buying
alıştırmak
harden
alıştırmak
to allow (someone) to become addicted (to)
alıştırmak
to train (someone) to do or accept (something)
alıştırmak
to set (something) on fire
alıştırmak
to accustom, to habituate, to acclimatize, to familiarize; to inure sb to; to train, to tame, to break in; to run sth in
alıştırmak
regrind
alıştırmak
exercise
alıştırmak
{f} school
alıştırmak
{f} addict
alıştırmak
to make (something) work smoothly, break (something) in
alıştırmak
{f} enure
alıştırmak
dovetail
alıştırmak
{f} conform
alıştırmak
to make (a part) work smoothly with (another part)
alıştırmak
{f} train
iklime alıştırma
acclimation
iklime alıştırma
acclimatization
kaygan alıştırma
(Otomotiv) sliding-fit
motoru alıştırma
(uçak) run up
ortama alıştırma
acclimation
ortama alıştırma
acclimatization
zincirleme alıştırma
(Dilbilim) chain drill
alıştırma
Favoriten