My pet dog was seriously ill.
- Benim evcil köpeğim ağır hastaydı.
Barney was wounded seriously.
- Barney ağır şekilde yaralandı.
It was like watching a slow motion movie.
- Ağır çekim bir film izlemek gibiydi.
I'm taking it slow right now.
- Şimdi ağırdan alıyorum.
There is a heavy tax on tobacco.
- Tütünde ağır bir vergi vardır.
It's good now; neither too heavy nor too light.
- O şimdi iyi; ne çok ağır ne de çok hafif.
He was subjected to severe criticism.
- Ağır eleştiriye maruz kaldı.
Air traffic controllers are under severe mental strain.
- Hava trafik kontrolörleri ağır zihinsel yük altındadırlar.
Thanks for the hard work.
- Ağır iş için teşekkürler.
The soldiers had artillery.
- Askerlerin ağır silahları vardı.
Barney was wounded seriously.
- Barney ağır şekilde yaralandı.
kodaman, önemli kimse.
His dog is hard of hearing.
- Onun köpeği ağır duyar.
Tom pretended to be hard of hearing.
- Tom kulağı ağır işitiyor gibi davranıyordu.
He will fight the heavyweight champion tomorrow.
- Yarın ağır siklet şampiyonu ile karşılaşacak.
All these goods are heavily taxed.
- Tüm bu mallar ağır biçimde vergilendiriliyor.
Were they heavily armed?
- Onlar ağır silahlı mıydı?
Both were seriously wounded.
- Her ikisi de ağır yaralandı.
My pet dog was seriously ill.
- Benim evcil köpeğim ağır hastaydı.
He was injured badly in the accident.
- O, kazada ağır yaralandı.
Tom's bag was badly damaged.
- Tom'un çantası ağır hasar gördü.
What a dignified man!
- Ne ağırbaşlı bir adam!
At the funeral, the widow looked very dignified, with her black suit, hat and gloves.
- Cenazede, dul kadın siyah takım elbisesi, şapkası ve eldiveni ile çok ağırbaşlı görünüyordu.
After the hatchet job my boss did on my proposal, I'm not sure how long I want to keep on working here.
- Teklifimle ilgili patronumun yaptığı ağır eleştiriden sonra, burada çalışmayı ne kadar süre sürdürmek istediğimden emin değilim.
He will fight the heavyweight champion tomorrow.
- Yarın ağır siklet şampiyonu ile karşılaşacak.
He will fight the heavyweight champion tomorrow.
- Yarın ağır siklet şampiyonu ile karşılaşacak.
The building was heavily damaged by fire.
- Bina yangında ağır şekilde hasar gördü.
I was heavily sedated.
- Ağır şekilde sakinleşmiştim.