açık açık

listen to the pronunciation of açık açık
Türkisch - Englisch
clearly
warts and all
openly, frankly
without mincing matters
openly
outspokenly
in round terms
bluntly
openly, baldly, frankly, straight out
frankly
(deyim) in plain english
bridly
in no uncertain terms
baldly
straight out
straight from the shoulder
açık
open

He told me to leave the window open. - Bana pencereyi açık bırakmamı söyledi.

Don't sleep with the windows open. - Pencereler açık uyuma.

açık
bare

I can barely keep my eyes open. - Zar zor gözlerimi açık tutabiliyorum.

açık
clear

It seemed clear the Senate would reject the treaty. - Senatonun antlaşmayı reddedeceği açıkça görünüyordu.

You had better talk as clearly as you can. - Elinden geldiğince açık konuşsan iyi olur.

açık açık konuşmak
speak bluntly
açık açık söylemek
make no bones of it
açık seçik belirtmek
articulate
açık artırma
auction

Instead of preparing a dinner by candlelight, she put her boyfriend up for auction on eBay. - Mum ışığı yanında akşam yemeği hazırlama yerine o, eBay'da açık artırma için erkek arkadaşını satışa sundu.

I have no doubt in my mind that Tom will show up at the auction. - Tom'un açık artırmada ortaya çıkacağından hiç şüphem yok.

açık kontenjan
vacancy
açık oturum
panel
açık oturum yönetmek
anchor
açık
definite

It is definite that he will go to America. - Onun Amerika'ya gideceği açık.

açık
obvious

Obviously, this cannot be the work of one person. This is why Tatoeba is collaborative. - Açıkçası, bu bir kişinin işi olamaz. Tatoeba'nın işbirlikçi olmasının nedeni budur.

Logic is obviously your strong point. - Mantık açıkça senin güçlü noktandır.

açık alan
concourse
açık artırma ile satmak
auction off
açık deniz
(Hukuk) high sea
açık fikirli
Catholic
açık kalplilik
candor
açık sarı
canary
açık saçık fıkra
blue joke
açık sözlü
blunt
açık sözlü
frank

Tom was quite frank about it. - Tom o konuda çok açık sözlüydü.

He is an extremely frank person. - O, oldukça açık sözlü bir kişidir.

açık tribün
bleacher

Eventually, bleachers will be added. - Sonunda açık tribün eklenecek.

açık tribün
bleachers

Eventually, bleachers will be added. - Sonunda açık tribün eklenecek.

ağzı açık kalmış
stunned

Everybody was stunned. - Herkesin ağzı açık kalmıştı.

ardına kadar açık
wide

Keep your eyes wide open! - Gözlerinizi ardına kadar açık tutun.

Fadil found the door wide open. - Fadıl kapıyı ardına kadar açık buldu.

açık sözlü
bluff
açık sözlü
forthcoming

Tom wasn't very forthcoming about what happened with Mary. - Tom Mary ile ilgili ne olduğu hakkında çok açık sözlü değildi.

donuk açık kahverengi
drab
açık oturum yöneticisi
anchor
açık sözlü
outspoken

Tom is an outspoken person. - Tom açık sözlü bir kişidir.

Tom is very outspoken, isn't he? - Tom çok açık sözlü, değil mi?

(telefon) açık
off-hook
alarm açık
(Bilgisayar) alarm on
açık (ifade)
articulate
açık (mali)
deficit
açık bölge
(Matematik) open region
açık söylemek
speak openly
açık
(Otomotiv) open end
açık ve kesin ifade etmek
formulate
açık çek
(Ticaret) a blank cheque
açık çek
(Ticaret) open check
açık çek
(Ticaret) a blank check
açık üniversite
open university
bilgisayar açık
(Bilgisayar) on
burnu açık
peep toe
daha açık
(Bilgisayar) lighter
futbol açık (oyuncu)
winger
gösterge açık
(Bilgisayar) indicator on
güç açık
(Bilgisayar) power up
halka açık
public access
halka açık
open to public
herkese açık
(Ticaret) public

A fan page is always public. - Bir hayran sayfası her zaman herkese açıktır.

All the elements of a data structure are public by default. - Bir veri yapısının tüm bileşenleri varsayılan olarak herkese açıktır.

herkese açık yarışma
free-for-all
hesap) açık
deficit
kapak açık
(Bilgisayar) door open
klima açık
air conditioning on
mülahaza hanesini açık bırakmak
(Ev ile ilgili) I reserve my judgment
mülahazat hanesini açık bırakmak
(Ev ile ilgili) I reserve my judgment
telefon açık
off-hook
yolun açık olsun
god speed
yolun açık olsun!
all the best!
zaten açık
(Bilgisayar) already open
üstü açık araba
roadster
açık havada et ızgarası
barbecue
açık (renk)
light
açık ara
by far the best
açık bir mesaj
an open message
açık bir mesaj
an explicit message, a clear message
açık büfe
Buffet
açık deniz
offshore

Dong Energy will build the world's largest offshore wind farm off the coast of Britain. - Dong Enerji Britanya kıyılarında dünyanın en büyük açık deniz rüzgâr çiftliğini inşa edecek.

açık esmer
light brown
açık hava
1. open air, outdoor; fresh air. 2. clear weather
açık hava basıncı
Atmospheric pressure
açık ihale usulü
Open tender procedure
açık lise
Open High School
açık mektup
open letter
açık oturum
Panel, panel discussion, open forum
açık sözlü
Outspoken, free spoken, straight-out, plainspoken
açık sözlü
straight-out
açık sözlü
explicit
açık sözlü olmak
To be frank
becerikli, açık göz (kadın)
Gadgets, open your eyes (women)
cari açık
(Ekonomi) Current account deficit

Turkey has a current account deficit this year.

gelişmeye açık olmak
to be open to development
halka açık şirket
Public company
ucu açık
Open ended
Türkisch - Türkisch
Saklamaksızın, gizli yer bırakmaksızın, içtenlikle
açık seçik
Anlaşılmaz yanı bulunmayan
mülahaza hanesini açık bırakmak
(Ev ile ilgili) bir kimse hakkında kesin bir kanıya varamayarak zamanla ortaya çıkacak gelişmeleri beklemek
mülahaza hanesini açık bırakmak
(Ev ile ilgili) bir kimse hakkında kesin bir yargıya varamaktan çekinip hüküm vermeyi ertelemek
mülahazat hanesini açık bırakmak
(Ev ile ilgili) bir kimse hakkında kesin bir kanıya varamayarak zamanla ortaya çıkacak gelişmeleri beklemek
mülahazat hanesini açık bırakmak
(Ev ile ilgili) bir kimse hakkında kesin bir yargıya varamaktan çekinip hüküm vermeyi ertelemek
açık büfe
Konukların serbestçe seçebilecekleri yiyecek ve içeceklerin sergilendiği sofra