önlemek

listen to the pronunciation of önlemek
Türkisch - Englisch
avoid

Jeff and Mia are making a last ditch effort to avoid a divorce. - Jeff ve Mia boşanmayı önlemek için son bir çaba sarfediyorlar.

Please try your best to avoid accidents. - Lütfen kazaları önlemek için elinizden geleni yapın.

prohibit
prevent

Tom couldn't have done anything to prevent the accident. - Tom kazayı önlemek için bir şey yapmış olamazdı.

We must take measures to prevent traffic accidents. - Biz trafik kazalarını önlemek için gerekli önlemleri almamız gerekir.

(Hukuk) to prevent

We have to take steps to prevent air pollution. - Hava kirliliğini önlemek için tedbirler almalıyız.

We must take measures to prevent traffic accidents. - Biz trafik kazalarını önlemek için gerekli önlemleri almamız gerekir.

prevent from
avert
preclude
to prevent, to prohibit, to block, to stop, to check, to avoid, to repress, to thwart, to avert
circumvent
foil
bar
exclude
to stop, check; to prevent
inhibit
counter to
supress
(deyim) put off
to stop, waylay
intercept
foreclose
get under control
face up to
forestall

Our aim is to forestall all those risks. - Amacımız tüm bu riskleri önlemektir.

bank

Cyprus is struggling to avoid bankruptcy. - Kıbrıs iflası önlemek için mücadele ediyor.

counterwork
estop
arrest
(tehlike) ward off
jugulate
occlude
baffle
obviate
head off
keep back
frustrate
ward off

We sprinkle salt to ward off bad luck. - Kötü şansları önlemek için tuz serpiyoruz.

{f} thwart
{f} suppress
block
remedy
check
discourage
stop
interdict
repress
prevent to
{f} stay
{f} ward

We sprinkle salt to ward off bad luck. - Kötü şansları önlemek için tuz serpiyoruz.

önlemek için mücadele etmek
fightback
önle
{f} foiled
önleme
avoidance of
önleme
{i} interception
önle
prevent

We have to take steps to prevent air pollution. - Hava kirliliğini önlemek için tedbirler almalıyız.

We must take measures to prevent traffic accidents. - Biz trafik kazalarını önlemek için gerekli önlemleri almamız gerekir.

akmasını önlemek
stem
buzlanmayı önlemek
de-ice
gelişmesini önlemek
stunt
hareketini önlemek
immobilize
uçuşu önlemek
(Havacılık) ground
önle
(Bilgisayar) block

Southern senators blocked anti-lynching legislation through the 1930s. - Güney senatörleri 1930'lu yıllara kadar linç önleme yasasını engelledi.

önleme
inhibition
önleme
avoidance
önleme
repress
önleme
repressing
önle
{f} repressing
önle
circumvent
önle
repress
önle
{f} precluding
önle
{f} foil
önle
{f} counteracting
önle
{f} repressed
önle
{f} forestalling
önle
{f} prevented

His pride prevented him from asking others for help. - Onun gururu başkalarından yardım istemeyi önledi.

It is a disease that can't be prevented. - Bu önlenemez bir hastalıktır.

önle
obviate
önle
forestall

Our aim is to forestall all those risks. - Amacımız tüm bu riskleri önlemektir.

This campaign cannot forestall new Zika virus outbreaks. - Bu kampanya yeni Zika virüs salgınlarını önleyemez.

önleme
prophylaxis
önleme
repression
önleme
{i} counteracting
önleme
prevention

We are a suicide prevention organization. - Biz bir intihar önleme organizasyonuyuz.

This week is Fire Prevention Week. - Bu hafta yangın önleme haftası.

önleme
{i} forestalling
önleme
clampdown
önleme
{i} precluding
önleme
{i} hindrance
olmasını önlemek
avert
önle
prevent from
buzlanmayı önlemek
de ice
büyümesini önlemek
dwarf
erken davranıp önlemek
forestall
gelişimini önlemek
retard
kartelleşmeyi önlemek
decartalize
kutuplaşmayı önlemek
depolarise
kutupsallığını önlemek
depolarize
manyetizmayı önlemek
(Fizik) demagnetise
sayı yapmasını önlemek
save
sayıyı önlemek
blank
önle
avert

No one can avert death. - Hiç kimse ölümü önleyemez.

That danger can be averted. - O tehlike önlenebilir.

önle
preventfrom
önleme
avoiding
önleme
{i} circumvention
önleme
{i} arrest
önleme
frustration
önleme
containment
önleme
suppression
önleme
preclusion
Türkisch - Türkisch
Bir şeyin olmasına veya yapılmasına engel olmak
Ortaya çıkan veya çıkacağı düşünülen bir tehlikeyi durdurmak, önüne geçmek: "Yakın felaketi önlemek için esaslı tedbir almak güçtür."- F. R. Atay
Bir şeyin olmasına veya yapılmasına engel olmak: "Her an bu tempoyu duymamı kim, nasıl önleyecek?"- H. Taner
Ortaya çıkan veya çıkacağı düşünülen bir tehlikeyi durdurmak, önüne geçmek
önleme
Önlemek işi
önlemek
Favoriten