arkadaki

listen to the pronunciation of arkadaki
Türkçe - İngilizce
hind
rear
rearward
hinder
posterior
back

Let's have our picture taken with the statue in the back, shall we? - Resmimizi arkadaki heykelle çektirelim, değil mi?

postern
arka
back

I am told he has a broad back. - Bana onun geniş bir arkası olduğu söylendi.

Music that doesn't transmit feelings, images, thoughts, or memories is just background noise. - Hisleri, görüntüleri, düşünceleri ya da anıları iletmeyen müzik sadece arka fon gürültüsüdür.

arka
rear

The speeding vehicle skidded and crashed head-on into the rear-end of a truck before the driver could say Jack Robinson. - Hız aracı Jack Robinson diyemeden önce kaydı ve bir kamyonun arkasına direkt çarptı.

Tom noticed a police car in the rear-view mirror. - Tom arka dikiz aynasında bir polis arabası fark etti.

arka
{s} stern
arka
{i} backing
arka
friend at court
arka
posterior
arka
{s} tail

Your right taillight is busted. - Sağ arka lamban patlamış.

The tail at the rear of the plane provides stability. - Uçağın arkasındaki kuyruk denge sağlar.

arka
back-up
arka
aft

Tomorrow I’ll go out with friends after having lunch. - Yarın öğle yemeğinden sonra arkadaşlarla birlikte dışarı çıkacağız.

I spent the whole afternoon chatting with friends. - Bütün öğleden sonrayı arkadaşlarla sohbet ederek geçirdim.

arka
the reverse
arka
dorsal
arka
behind

The boy hid behind the door. - Çocuk, kapının arkasına saklandı.

My cat purrs when I scratch behind his ears. - Kulağının arkasını kaşıdığımda,kedim mırıldanır.

arka
contuniation
arka
backside
arka
back board
arka
buttock
arka
end

Who needs friends! They'll just betray you in the end. - Kimin arkadaşlara ihtiyacı var! Onlar sonunda sana ihanet edeceklerdir sadece.

I've decided to end our friendship. - Arkadaşlığımızı bitirmeye karar verdim.

arka
(Tıp) superior

Sami felt a little bit superior to his friends. - Sami kendini arkadaşlarından biraz üstün hissetti.

arka
upholder
arka
tailback
arka
hind

The horse rose on its hind legs. - At arka ayaklarının üzerinde yükseldi.

Kangaroos have two small forepaws and two large, strong hind paws. - Kanguruların iki küçük ön pençesi ve iki büyük, güçlü arka pençeleri vardır.

arka
rear of
arka
on back
arka
back side
arka
on the back of
arka
on the back
arka
{i} support

His girlfriend was not supportive. - Onun kız arkadaşı destekleyici değildi.

He has a wealthy supporter behind him. - Arkasında zengin bir destekleyicisi var.

arka
{i} continuation
arka
{i} breech
arka
backer
arka
rearward
arka
{i} supporter

He has a wealthy supporter behind him. - Arkasında zengin bir destekleyicisi var.

Your father's friends aren't his only supporters. - Senin babanın arkadaşları onun tek destekçileri değil.

arka
dorso
arka
dors
arka
a back load (of something)
arka
reverse
arka
powerful friend, backer, supporter; pull, influence
arka
the space behind or beyond
arka
sequel, the remaining part
arka
hind, back, posterior
arka
backing; continuation; breech; supporter
arka
back, rear; the reverse (side); continuation, sequel; support, back-up, backing; supporter, backer; backside, buttocks, behind; back; reverse; hind; posterior
arka
situated in the tail or rear section
arka
rearward; stern
arka
back part, rear, back side, reverse
arka
rump, buttocks, fanny
arka
{i} small

Tom wanted to eat at the small restaurant behind the hotel. - Tom otelin arkasındaki küçük restoranda yemek yemek istedi.

There's one small cat hiding behind the car. - Arabanın arkasında saklanan küçük bir kedi var.

arkadakiler
those left behind (by one who has died or departed)
daha arkadaki
hinder
en arkadaki
hindermost
en arkadaki
rearmost
en arkadaki yan yedek yelken
Spencer
İngilizce - İngilizce

arkadaki teriminin İngilizce İngilizce sözlükte anlamı

arka
sun, light; the Vedic hymn
arka
Essence, liquor, arrack
arka
'Arka' is one of the names of the deity of the sun, which is associated with the fire principle (tej) and the sense of sight (vision)
Türkçe - Türkçe

arkadaki teriminin Türkçe Türkçe sözlükte anlamı

arka
eğin
ARKA
(Osmanlı Dönemi) Duvar içinde kerpiç ve taş arasına konulan ağaç
ARKA
(Osmanlı Dönemi) Çadıra diktikleri direk
Arka
zahr
Arka
akab
Arka
mabat
Arka
dal
Arka
peş
arka
Geri kalan bölüm
arka
Mermer işletmeciliğinde taşın yüzüne paralel olan geri taraf
arka
Arkada olan, arkada bulunan
arka
İnsanın vücudu, bedeni
arka
Geçmiş, geride kalmış zaman
arka
Otururken sırtın dayandığıyer
arka
Geri kalan bölüm, kısım
arka
Geçmiş, geride kalmış zaman: "Bütün gözler arkaya, maziye çevrilmişti."- Y. K. Beyatlı
arka
Art, peş
arka
Bir şeyin temel tutulan yüzünün tam ters yanı
arka
Otururken sırtın dayandığı yer
arka
Otururken sırtın dayandığı yer: "Otomobile bindiğimiz zaman başını arkaya yaslamış, gözlerini yummuştu."- T. Buğra. İnsanın vücudu, bedeni: "Arkasında beli kemerli, dar, şık bir pardösü vardı."- R. H. Karay
arka
Bir şeyin sırt durumunda olan yüzeyi
arka
Koruyucu, kayırıcı, iltimasçı, piston: "Memur olmak için büyük bir arka gerek."- H. R. Gürpınar
arka
Koruyucu, kayırıcı, iltimasçı, piston
arkâ
(Osmanlı Dönemi) half
arkadaki