akıllılık

listen to the pronunciation of akıllılık
Türkçe - İngilizce
intelligence
wisdom
deepness
cleverness
sharpness
an intelligent act
smartness
intelligence, cleverness
shrewdness
intelligence, wisdom, cleverness
keenness
discretion
keen
saneness
sanity
sensibleness
wiseness
braininess
astuteness
good sense
judiciousness
akıl
wisdom
akıl
{i} intelligence

Someone famous said that imagination is more important than intelligence. - Ünlü biri hayal akıldan daha önemlidir dedi.

akıl
mind

So many men, so many minds. - Çok sayıda insan çok sayıda akıl.

Little thing please little minds. - Küçük şey küçük akılları memnun eder.

akıl
wit

I'm going with Ken. He is cool, gentle and smart. What's more, he is single! - Ken ile gidiyorum. O, serin, nazik ve akıllı. Dahası, o bekar!

Who lives without folly is not so wise as he thinks. - Çılgınlık yapmadan yaşayan insan düşündüğü kadar akıllı değildir.

akıl
reason

This is an elementary error of reasoning. - Bu akıl yürütme ile ilgili temel bir hatadır.

All human beings are born free and equal in dignity and rights. They are endowed with reason and conscience and should act towards one another in a spirit of brotherhood. - Tüm insanlar özgür, şeref ve haklar bakımından eşit doğar. Akıl ve vicdana sahiplerdir ve birbirlerine karşı kardeşlik ruhuyla hareket etmelidir.

akıllılık etmek
to act intelligently
akıllılık etmek
to act intelligently, do something smart
akıl
{i} memory
akıl
brain

Who is the brains of this operation? - Bu operasonun akıl hocaları kimdi?

The brain is the center of every mind, soul, and muscle energy. - Beyin her akıl, ruh ve kas enerjisinin merkezidir.

akıl
{i} advice

It was wise for you not to follow his advice. - Onun tavsiyesine uymamanız akıllıca oldu.

Sami was smart enough to listen to Layla's advice. - Sami, Leyla'nın tavsiyesini dinleyecek kadar akıllıydı.

akıl
mental

Tom is in a mental institution. - Tom bir akıl hastanesinde.

Tom was sent to a mental hospital. - Tom bir akıl hastanesine gönderildi.

akıl
gray matter
akıl
{i} Psyche
akıl
long
akıl
idea

The ideal woman for me would be well-mannered, intelligent and a polyglot. - Benim için ideal kadın, iyi huylu, akıllı ve birçok dilli olacaktır.

That's a clever idea. - Bu akıllıca bir fikir.

akıl
guidance
akıl
understanding
akıl
fettle
akıl
sapience
akıl
mentality
akıl
head

Use your head to save your heels. - Akılsız başın cezasını ayaklar çekermiş.

I admit he's smart, but does he have to talk over everyone's heads all the time? - Onun akıllı olduğunu kabul ediyorum ama o her zaman karşısındakinin anlayamayacağı şekilde konuşmak zorunda mı?

akıl
discernment
akıl
intellect

Health and intellect are the two blessings of life. - Sağlık ve akıl, hayatın iki nimetidir.

akıl
headpiece
Akıl
rational faculty
akıl
ıntellect
akıl
nous
akıl
strength of mind
akıl
intelligence, brain, reason " us; memory" " bellek; advice" " öğüt; opinion, idea
akıl
{i} chump
akıl
idea, opinion, thought
akıl
mind, comprehension
akıl
{i} bean
akıl
sentient
akıl
comprehension
akıl
sense
akıl
{i} prudence
akıl
pate
akıl
senses
akıl
grey matter
akıl
reason, intelligence; wisdom, discernment, discretion
akıl
loaf
akıl
prudent
akıl
{i} consciousness
akıl
psycho
duygusal kıt akıllılık
(Pisikoloji, Ruhbilim) affective feeble-mindedness
Türkçe - Türkçe
Akıllı olma durumu, uyanıklık
Akıllı olma durumu; uyanıklık
(Osmanlı Dönemi) SEKAFE
(Osmanlı Dönemi) NEDS
(Osmanlı Dönemi) LEHAN
(Osmanlı Dönemi) İRB
(Osmanlı Dönemi) KIRRA
akıllılık etmek
Yerinde ve uygun davranmak
Akıl
(Osmanlı Dönemi) DERS
âkıl
(Osmanlı Dönemi) akıllı
akıl
Vaka'nin duyu organlarıyla hissedilip beyne nakledilmesi ve on bilgilerle yoğrulup yorumlanması
AKIL
(Osmanlı Dönemi) Bak: Akl
Akıl
(Osmanlı Dönemi) UNAB
Akıl
(Osmanlı Dönemi) HULÜM
Akıl
us
Akıl
(Osmanlı Dönemi) CÂL
Akıl
(Osmanlı Dönemi) MİRRE
Akıl
(Osmanlı Dönemi) HULM
Akıl
(Osmanlı Dönemi) SEDAD
Akıl
(Osmanlı Dönemi) HÜRMAN
Akıl
(Osmanlı Dönemi) MECR
akıl
Hafıza, bellek
akıl
Düşünme, anlama ve kavrama gücü, us: "Akıl yaşta değil baştadır."- Atasözü
akıl
Öğüt, salık verilen yol
akıl
Düşünce, kanı: "Şimdiki aklım olsaydı bu dükkânın yerine aç bir kahve!"- A. K. Tecer
akıl
Düşünce, niyet
akıl
Düşünce, kanı
akıl
Hafıza, bellek: "Hâlâ aklımda o tufan yağmuru."- C. S. Tarancı. Öğüt, salık verilen yol
akıl
Düşünme, anlama ve kavrama gücü, us
ÂKIL
(Osmanlı Dönemi) (E) Uyanık. Aklı başında. Tedbirli. Düşüncesi sağlam. Huşyâr
akıllılık