The road came to a dead end.
- Yol bir çıkmaz sokağa geldi.
This road is a dead end.
- Bu yol bir çıkmaz sokak.
We must try to break the deadlock.
- Bu çıkmazdan kurtulmaya çalışmalıyız.
The road came to a dead end.
- Yol bir çıkmaz sokağa geldi.
It's kind of a dead end.
- Bu bir tür çıkmazdır.
Tom found himself in a terrible fix.
- Tom kendini berbat bir çıkmazda buldu.
If you had followed my advice, you wouldn't be in such a fix now.
- Eğer benim tavsiyemi dinleseydin böyle bir çıkmaz içinde olmazdın.
We're in a blind alley.
- Biz çıkmaz bir sokaktayız.
We're in a blind alley.
- Biz çıkmaz bir sokaktayız.
This road is a dead end.
- Bu yol bir çıkmaz sokak.
He took a walk before breakfast.
- O, kahvaltıdan önce bir yürüyüşe çıktı.
What would you do if war were to break out?
- Savaş çıksa ne yaparsın?
Tom pointed to the fire escape.
- Tom yangın çıkışını işaret etti.
They wanted to escape on vacation.
- Tatile çıkmak istediler.
Emergency exits must be kept free of blockages for public safety.
- Acil çıkış yolları, kamu güvenliği için tıkanıklıklardan uzak tutulmalıdır.
Please use this exit when there is a fire.
- Bir yangın olduğunda, lütfen bu çıkışı kullanın.
Tom got out of the hospital.
- Tom hastaneden çıktı.
Tom got out of prison after 30 years.
- Tom otuz yıldan sonra hapishaneden çıktı.
Dan exited the train station at seven thirty.
- Dan 7.30'da tren istasyonundan çıktı.
The old woman exited the bus.
- Yaşlı kadın otobüsten çıktı.
Daddy, may I go out and play?
- Baba, dışarıya çıkıp oyun oynayabilir miyim?
I'm going to go out this afternoon.
- Bu öğleden sonra dışarıya çıkacağım.
It will be four years before the definite result of beef liberalization emerges.
- Sığır serbestleştirilmesinin kesin sonucu ortaya çıkmadan önce dört yıl olacak.
Emergency exits must be kept free of blockages for public safety.
- Acil çıkış yolları, kamu güvenliği için tıkanıklıklardan uzak tutulmalıdır.
They'll get out of class in forty minutes.
- Kırk dakika içerisinde sınıftan çıkacaklar.
By the time you get out of prison, she'll have been married.
- Sen hapishaneden çıkıncaya kadar o evlenmiş olacak.
She advised him to take a long holiday, so he immediately quit work and took a trip around the world.
- O, ona uzun bir tatile çıkmasını tavsiye etti, bu yüzden o, derhal işi bıraktı ve dünya yolculuğuna çıktı.
Jane is very content with her job and has no desire to quit it.
- Jane işinden çok memnun ve çıkma arzusu yok.