Annem gözlerinde yaşlarla bana baktı.
- Mother looked at me with tears in her eyes.
Sakin olmak için gözlerimi kapattım.
- I closed my eyes to calm down.
Pul koleksiyonuna bir göz atmak istiyorum.
- I'd like to have a look at your stamp collection.
Buna bir göz atmak ister misin?
- Would you like to take a look at it?
Bu resme her bakışımda, babamı hatırlarım.
- Every time I look at this picture, I think of my father.
Karlarla örtülü şu dağa bak.
- Look at that mountain which is covered with snow.
Onun gözündeki bakışına göre onun şaka yollu konuştuğunu söyleyebilirdim.
- By the look in his eye I could tell that he was speaking tongue in cheek.
Baştan çıkarıcı bakışların var.
- You have bedroom eyes.
Annem gözlerinde yaşlarla bana baktı.
- My mother looked at me with tears in her eyes.
Sakin olmak için gözlerimi kapattım.
- I closed my eyes to calm down.
Tom'un delikli bir kaşı var.
- Tom has a pierced eyebrow.
Çiçekler bakmak için çok güzeldi.
- The flowers were very beautiful to look at.
Tom arabaya yakından bakmak için durdu.
- Tom stopped to take a close look at the car.
Onun gözü şişmişti ve burnu kanıyordu.
- His eye was swollen and his nose was bleeding.
Benim görüşüm kötüleşiyor.
- My eyesight is getting worse.
Benim kötü görüşüm var.
- I have poor eyesight.
Try to look at it from Tom's point of view.
- Try to look at it from Tom's point of view.
... Look at the sky in this photograph. ...
... So if you look at it at every level, we’re finding that ideas, understanding, comprehension, ...