thro

listen to the pronunciation of thro
İngilizce - Türkçe
arasından

Tom kalabalığın arasından ite kalka yol açtı. - Tom elbowed his way through the crowd.

Bulutların arasından güneş ışığı demeti geldi. - A beam of sunlight came through the clouds.

doğruca
baştan sona

Tom baştan sona kadar derginin sayfalarını çevirdi. - Tom flipped through the pages of the magazine.

Sincap güç kablosunu baştan sona çiğnedi. - The squirrel chewed through the power cable.

doğru

Her şahıs, doğrudan doğruya veya serbestçe seçilmiş temsilciler vasıtasıyla, memleketin kamu işleri yönetimine katılmak hakkını haizdir. - Everyone has the right to take part in the government of his country, directly or through freely chosen representatives.

Deneme yanılma yoluyla doğru cevabı buldu. - Through trial and error, he found the right answer by chance.

kesintisiz
baştan başa

İki çocuk araziyi baştan başa dolaştı. - The two boys traveled throughout the land.

prep. bir uçtan bir uca, içinden, arasından, baştan başa, sayesinde, yüzünden
sayesinde

Arkadaşlarımın iyi ofisleri sayesinde bir iş bulabildim. - I was able to get a job through the good offices of my friend.

Genetik mühendisliği sayesinde, mısır kendi böcek ilaçlarını üretir. - Through genetic engineering, corn can produce its own pesticides.

bir uçtan bir uca

İspanya'dan Parise Pirene'leri bir uçtan bir uca yürüdüm. - I hiked through the Pyrenees from Spain to Paris.

direkt

O direkt gözyaşları ile cevap verdi. - She answered through tears.

tamamen

Ben sadece onu tamamen bitiremedim. - I just couldn't go through with it.

Sen tamamen ödevlerin aracılığıyla mısın? - Are you completely through with your homework?

içinden

Nehir kasabanın içinden geçer. - The river flows through the town.

Bir grup kentin içinden geçit açtı. - A band led the parade through the city.

yüzünden

Orman yangını dikkatsizlik yüzünden oldu. - The forest fire occurred through carelessness.

sürmek

O kar fırtınasında araba sürmek bir kabustu. - Driving through that snowstorm was a nightmare.

geçmek

Bu gemi, kanaldan geçmek için fazla büyük. - This ship is too big to pass through the canal.

Girişinizde gümrükten geçmek gerekiyor. - It is necessary to go through customs at your arrival.

atlatmak
dayanmak

Ayın diskinin yarısı ışıklandırıldığında biz buna ilk çeyrek ay deriz. Bu isim kameri ay boyunca ayın yolun dörtte birinde olduğu gerçeğine dayanmaktadır. - When half of the Moon's disc is illuminated, we call it the first quarter moon. This name comes from the fact that the Moon is now one-quarter of the way through the lunar month.

thro'
bir uçtan bir uca '
through
yoluyla

Deneme yanılma yoluyla doğru cevabı buldu. - Through trial and error, he found the right answer by chance.

Matematiksel hesaplamalar yoluyla Le Verrier Uranüsün ötesindeki başka gezegenin varlığını tahmin etti. Bu gezegenin yer çekimi Uranüsün sıradışı hareketini açıkladı. - Through mathematical calculations, Le Verrier predicted the presence of another planet beyond Uranus. The gravitational pull of this planet would explain the unusual motion of Uranus.

through
baştan sona

Sadece bunu baştan sona konuşalım. - Let's just talk this through.

Sincap güç kablosunu baştan sona çiğnedi. - The squirrel chewed through the power cable.

through
arasında (bir gürültünün)
through
aktarmasız
through
rağmen (bir gürültüye)
through
orasında burasında
through
dolayımıyla
through
doğru

Zamana bağlı bir toplumda zaman lineer olarak görülür-yani geçmişten şimdiki zamana ve geleceğe doğru uzanan düz bir çizgi olarak. - In a time-bound society time is seen as linear- in other words as a straight line extending from the past, through the present, to the future.

Adam Tom'a baktı, sonra sahne kapısından dışarı karanlık Londra caddesine doğru gözden kayboldu. - The man looked at Tom, then vanished through the stage door out into the dark London street.

through
(Tıp) Vasıtasiyle, yolu ile
through
-e kadar
through
süresince

O, gece süresince çalıştı. - He worked through the night.

through
bitirmiş
through
bitmiş

Bu fabrika parçalardan bitmiş ürünlere kadar ölçünlenmiş entegre üretim sistemi kullanmaktadır. - This factory uses an integrated manufacturing system standardized from parts on through to finished products.

through
içeriye

O, pencereden içeriye girdi. - He came in through the window.

Hırsız kırık bir pencereden içeriye girdi. - The burglar got in through a broken window.

through
başarılı bir sonuca
through
başından sonuna kadar
through
sonuna

Sonuna kadar görevi taşımalısın. - You must carry the task through to the end.

through
(İnşaat) içinden, sona ermiş
through
(Yeni Sözcükler) boyunca

Bütün gece boyunca ağladı. - She cried throughout the night.

O gün boyunca İngilizce duyar. - She hears English all through the day.

İngilizce - İngilizce
through
A contraction of Through
thro'
through

Vext the dim sea.

thro'
Thro' is sometimes used as a written abbreviation for through
thro