noktasında

listen to the pronunciation of noktasında
Türkçe - İngilizce
in point
on point
in the point
nokta
dot

Turkish distinguishes between dotted and dotless Is. There are capital and lowercase versions of both. - Türkçe noktalı ve noktasız I arasında ayrım yapıyor. Her ikisinin de büyük ve küçük versiyonları var.

Blind people read by touching, using a system of raised dots called Braille. - Görme engelli insanlar Braille denilen kabartılmış noktalardan oluşan bir sistem kullanarak, dokunarak okurlar.

nokta
point

Fourthly, my first three points do not exist. - Dördüncü olarak, benim ilk üç noktam yoktur.

This lake is deepest at this point. - Bu göl bu noktada en derin.

nokta
spot

Seeing the face of his wife covered in green spots, he had a heart attack. Yet another victim of the killer cucumber! - Karısının yeşil noktalarla kaplanmış yüzünü görünce kalp krizi geçirdi. Katil salatalığın bir kurbanı daha!

There were ten police officers on the spot. - Noktada on polis memuru vardı.

nokta
full stop

Please add a full stop at the end of your sentence. - Lütfen cümlenizin sonuna bir nokta ekleyin.

One should add a full stop at the end of the sentence. - Cümlenin sonunda nokta konulmalı.

nokta
{i} period

You can't replace the comma with a period in this sentence. - Bu cümlede virgülü bir noktayla değiştiremezsin.

In my language, the , is called comma, the ; is called semicolon, : is called colon, ... are called ellipsis, and this sentence ends with a period. - Benim dilimde , virgül, ; noktalı virgül, : iki nokta üstüste, ... üç nokta şeklinde adlandırılır ve bu cümle bir noktayla biter.

nokta
(Bilgisayar) points

Every man has his own strong points. - Her insanın kendi güçlü noktaları vardır.

Everyone has both strong and weak points. - Herkesin hem güçlü hem de zayıf noktaları vardır.

nokta
{i} speck
nokta
subject
nokta
police post
nokta
(Bilgisayar) pels
nokta
(Havacılık) spool
nokta
vertex
nokta
(Bilgisayar) dots

Blind people read by touching, using a system of raised dots called Braille. - Görme engelli insanlar Braille denilen kabartılmış noktalardan oluşan bir sistem kullanarak, dokunarak okurlar.

Sami connected the dots. - Sami noktaları birleştirdi.

nokta
stage
nokta
punctum
nokta
the point is
dönüm noktasında
at the crossroads
nokta
{s} pinpoint
nokta
{i} fleck
nokta
spot, speck
nokta
{i} macula
nokta
point, item, particular (under discussion)
nokta
full point
nokta
{i} tittle
nokta
{i} POST
nokta
point, dot; full stop, period; speck, spot; place, spot; subject, point; military post, police post
nokta
{i} particular

The teacher particularly emphasized that point. - Öğretmen özellikle o noktaya vurgu yaptı.

nokta
speckle
nokta
punctuation period, Brit. full stop
nokta
stop

One should add a full stop at the end of the sentence. - Cümlenin sonunda nokta konulmalı.

We need to put a stop to this now. - Şimdi buna bir nokta koymalıyız.

nokta
point (along a road where a policeman or soldier is always to be found)
nokta
place, spot
nokta
(Matematik) point
nokta
point, dot
nokta
period , dot , point
Türkçe - Türkçe

noktasında teriminin Türkçe Türkçe sözlükte anlamı

NOKTA
(Osmanlı Dönemi) Durak işareti
NOKTA
(Osmanlı Dönemi) Göze ârız olan leke
NOKTA
(Osmanlı Dönemi) Durak, mevki. Mahâl
NOKTA
(Osmanlı Dönemi) Tek karakol, tek nöbetçi
NOKTA
(Osmanlı Dönemi) (Nukta) Benek
NOKTA
(Osmanlı Dönemi) Yazıdaki durak işâreti
NOKTA
(Osmanlı Dönemi) Mat: Hiçbir uzunluğu olmayan şekil
Nokta
(Osmanlı Dönemi) VEKTE
nokta
Cümlenin bittiğini anlatmak için sonuna konulan, küçük benek biçimindeki noktalama işareti
nokta
Konu, konu ile ilgili önemli bölüm: "Genç adam, o noktada alaka uyandırıcı bir şey keşfetmiş gibiydi."- Y. K. Karaosmanoğlu
nokta
r: "Köşkten çıktık ve bahçenin her noktasını uzun uzun durup konuşarak dolaştık."- A. Haşim
nokta
Yer
nokta
Sınır, derece, radde
nokta
Tek nöbetçi bulunan yer
nokta
Nöbetçi, gözcü, bekçi: "O yokuşun başındaki küçücük karakolun her gece çıkardığı noktayı unutuyorsunuz."- Ö. Seyfettin
nokta
Nöbetçi bulunan yer
nokta
Konu, konu ile ilgili önemli bölüm
nokta
Çok küçük boyutlarda işaret, benek
nokta
Nöbetçi, gözcü, bekçi
nokta
Hiçbir boyutu olmayan işaret
nokta
Bazı harflerin üzerine konulan ufak işaret
nokta
Cümlenin bittiğini anlatmak için sonuna konulan küçük benek biçimindeki işaret, durak
noktasında