hep

listen to the pronunciation of hep
İngilizce - Türkçe
baht
açıkgöz
uyanık
talih
şans
argo açıkgöz
Türkçe - İngilizce
always

I've always wondered what it'd be like to have siblings. - Ben her zaman kardeşlere sahip olmanın nasıl bir şey olduğunu hep merak ettim.

Tom always insists that he's right even when we all know that he's wrong. - Hepimiz onun hatalı olduğunu bilsek bile, Tom her zaman haklı olduğunu iddia eder.

all the time

If the universe is full of stars, why doesn't the light from all of them add up to make the whole sky bright all the time? - Evren yıldızlarla doluysa, neden onların hepsinden gelen ışık tüm gökyüzünü sürekli parlatmıyor?

The weather today is great, but lately it's been raining all the time. - Bugün hava harika fakat bu günlerde hep yağmur yağdı.

always, all the time, for ever, forever; all, the whole
ever

I had a lot of money, but spent everything. - Çok param vardı ama hepsini harcadım.

I never see a library without wishing I had time to go there and stay till I had read everything in it. - Ne zaman bir kütüphane görsem; gönlümden hep gidip içindeki her şeyi okuyana kadar orada kalmak geçer.

entirely, altogether (usually translates as "all"): Biz hep aynı sınıftayız. We're all in the same class. Bunu hep Fatma yaptı. Fatma did all this
evermore
omni

Wolverine is omnivorous. - Porsuk bir hepçildir.

This is an omnivorous species. - Bu hepçil bir türdür.

always: Cuma akşamları hep adaya giderdik. On Friday evenings we'd always go to the island
routinely
used in: hepimiz all of us. hepiniz all of you. onların hepsi all of them. onun hepsi all of it
wholly
every time

Every time I read this novel, I find it very interesting. - Ne zaman bu romanı okusam bana hep çok ilginç gelir.

all

There was food enough for us all. - Hepimiz için yeterli yiyecek vardı.

All is completed with this. - Hepsi bununla tamamlandı.

throughout
(deyim) in common with
(Konuşma Dili) until hell freezes over
forever

I've waited forever for this day to come. - Hep bugünün gelmesini bekledim.

ever after

And they all lived happily ever after. - Ve ondan sonra hep mutlu yaşadılar.

(Konuşma Dili) till hell freezes over
ay
night and day
hep beraber
altogether
hep birlikte
bodily
hep birlikte inmek
pile off
hep birlikte inmek
pile out
hep böyle
all along
hep aynı telden çalmak
to harp on sth
hep aynı tür rolleri vermek
typecast
hep beraber
en masse
hep beraber
in a body
hep beraber
all together
hep beraber
with one consent
hep beraber
as one man
hep beraber
in toto
hep beraber
all together, in chorus, with one accord, bodily
hep beraber
with one accord
hep beraber şarkı söyleme
barbershop singing
hep bir ağız olmak
(for several people) to agree to tell the same story (in order to avoid suspicion)
hep bir ağızdan
at once
hep bir ağızdan
all together
hep bir ağızdan
in unison, with one voice, all together
hep bir ağızdan
with one voice
hep bir ağızdan
in unison

We all sang in unison. - Hep bir ağızdan şarkı söyledik.

hep bir ağızdan konuşmak
chorus
hep birden
together
hep birden
at once

Everyone talked at once. - Herkes hep birden konuştu.

I can't invite all my friends at once. - Bütün arkadaşlarımı hep birden davet edemem.

hep birden
all at once

They began to run all at once. - Hep birden koşmaya başladılar.

hep birden
all together
hep birden
with one voice
hep birlikte
in unison
hep birlikte
all together

The pupils began to read all together. - Öğrenciler hep birlikte okumaya başladılar.

Read after me all together. - Benden sonra hep birlikte okuyun.

hep birlikte
in toto
hep birlikte
in a body
hep birlikte
en masse
hep birlikte
with one accord
hep birlikte her taraftan
at all hands
hep birlikte ve aynı anda
in chorus
hep böyle kal
clean living
hep evde kalan kimse
home keeping
hep evde oturan
sedentary
hep yeşil kalan bitki
evergreen
hep-hiç röle
all-or-nothing relay
hep beraber
in unison
hep beraber
bodily
ya hep ya hiç
all-or-nothing
hep beraber
simultaneously
Aksilikler hep üst üste gelir
(Atasözü) It never rains but pours
bensiz mutluysan hep öyle kal
If you happy without so you always be
hep birlikte
as one man
toplumda hep gözü yükseklerde olan kimse
climber
Rabbena, hep bana!
(Konuşma Dili) My God, what a greedy pig he is!
ayvaz kasap hep bir hesap
(Konuşma Dili) It makes no difference
bir defa yaz hep oku
(Askeri) write once read many
düğün dernek, hep bir örnek
(Konuşma Dili) It's always the same old thing
hep beraber
tutti
hep beraber
intoto
hep birden
enbloc
nefesli çalgıların hep birlikte çaldığı parça
fanfare
hep