Herkes şimdi izliyor.
- Adesso tutti stanno guardando.
Neden herkes Tom'a dik dik bakıyor?
- Perché tutti stanno fissando Tom?
Bütün insanlar hür, haysiyet ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler ve birbirlerine karşı kardeşlik zihniyeti ile hareket etmelidirler.
- Tutti gli esseri umani nascono liberi ed eguali in dignità e diritti. Essi sono dotati di ragione e di coscienza e devono agire gli uni verso gli altri in spirito di fratellanza.
Bütün bu kitaplar senin mi?
- Tutti questi libri sono tuoi?
Biz tüm amaçlarımıza ulaştık.
- Abbiamo raggiunto tutti i nostri obiettivi.
Bu tüm ebeveynlerin izlemesi gereken bir filmdir.
- Questo è un film che tutti i genitori dovrebbero vedere.
Aşk, harika bir duygu, herkese hayatında günün birinde gelir.
- L'amore, un sentimento meraviglioso, arriva per tutti a un certo punto della vita.
Herkesin sırlarımı öğrenmesi sence adil mi?
- Secondo te è giusto che tutti apprendano i miei segreti?
Herkesin önünde birinin eşini öpmek bazı ülkelerde normal bir davranış olarak düşünülmektedir.
- Baciare il proprio coniuge davanti a tutti è considerato un comportamento normale in alcuni paesi.
Tom'un o kadar çok arkadaşı var ki onların hepsinin isimlerini hatırlayamıyor.
- Tom ha così tanti amici che non riesce a ricordare tutti i loro nomi.
Onların hepsini yedim.
- Li ho mangiati tutti.
We all know that no one is perfect.
- Sappiamo tutti che nessuno è perfetto.
All cats are grey in the dark.
- Di notte tutti i gatti sono grigi.