gruplandırılıp

listen to the pronunciation of gruplandırılıp
Türkçe - İngilizce
regrouped
grup
group

The group claimed responsibility for the bombings. - Grup bombalama sorumluluğunu üstlendi.

A group of gangsters stole money. - Bir grup çete parayı çaldı.

grup
batch
grup
band

What's your favorite band? - Senin en sevdiğin grup hangisidir?

A band led the parade through the city. - Bir grup kentin içinden geçit açtı.

grup
set

The band has just finished their first set. - Grup sadece ilk setini bitirdi.

grup
{i} gang

A group of gangsters stole the money. - Bir grup gangster parayı çaldı.

A group of gangsters stole money. - Bir grup çete parayı çaldı.

grup
{i} bunch

A bunch of people died in the explosion. - Patlamada bir grup insan öldü.

I thought a bunch of people would go water skiing with us, but absolutely no one else showed up. - Bir grup insanın bizimle birlikte su kayağına gideceğini düşünmüştüm. Fakat kesinlikle başka hiç kimse gelmedi.

grup
series
grup
party

The group was planning a bull session to talk about the upcoming party. - Grup, yaklaşmakta olan parti hakkında konuşmak için bir boğa oturumu planlıyordu.

The party did not succeed in climbing the mountain. - Grup dağa çıkmayı başaramadı.

grup
coterie
grup
(Bilgisayar) groupof
grup
team

The team was divided into smaller groups. - Ekip küçük gruplara ayrıldı.

grup
troop
grup
tribe
grup
(Çevre) cohort
grup
(Bilgisayar) grouping
grup
lot

We'll send the textbooks in three different lots. - Üç farklı grup halinde ders kitabı göndereceğiz.

There were a lot of great bands at the festival. - Festivalde bir sürü büyük gruplar vardı.

grup
section
grup
clique
grup
fellowship
grup
(Ticaret) bracket
grup
(Havacılık) battery
grup
(Bilgisayar) groups

He made speeches to many groups. - O, birçok gruplara konuşmalar yaptı.

They formed themselves in groups of five. - Onlar beşer kişilik gruplar oluşturdular.

grup
posse
grup
(Astronomi) reseau
grup
social group
grup
pocket
grup
bevy
grup
ingroup
grup
(Muzik) (Music) band
grup
{i} body
grup
crop
grup
{i} class

In the first years that Coca-Cola was produced, it contained cocaine. In 1914, cocaine was classified as a narcotic, after which they used caffeine instead of cocaine in the production of Coca-Cola. - Coca-Cola'nın üretildiği ilk yıllarda, o kokain içeriyordu. 1914'te, kokain bir uyuşturucu olarak gruplandırıldı ve sonra Coca-Cola'nın üretimi için kokain yerine kafein kullandılar.

Do you like to exercise alone or with a class? - Tek başına mı yoksa bir grupla birlikte mi egzersiz yapmayı seversin?

grup
knot
grup
{i} push
grup
contingent
grup
covey
grup
category
grup
ensemble
grup
fleet
grup
(Askeriye) group
grup
clan
grup
clutch
grup
ring
grup
group; band; party; troop
grup
{i} clump
Türkçe - Türkçe

gruplandırılıp teriminin Türkçe Türkçe sözlükte anlamı

Grup
(Hukuk) FRAKSİYON
Grup
saf
grup
Ortak özellikleri olan varlıklar, nesneler bütünü. Çeşitli sınıf veya birliklere bağlı elemanların, belirli bir taktik görevi gerçekleştirmek üzere, tek komutanın emri altında birleştirilmesinden oluşan kıta topluluğu
grup
Kategori
grup
Çeşitli sınıf veya birliklere bağlı elemanların, belirli bir taktik görevi gerçekleştirmek üzere, tek komutanın emri altında birleştirilmesinden oluşan kıta topluluğu
grup
Aynı yerde bulunan kimse ve nesneler bütünü, küme, öbek
grup
Küme: "Bir kadın grubu gözleri komutanın penceresine dikili duruyor."- H. E. Adıvar
grup
Görüşleri, çıkarları bir olan kimseler bütünü
grup
Ortak özellikleri olan varlıklar, nesneler bütünü
gruplandırılıp