erkeklik

listen to the pronunciation of erkeklik
Türkçe - İngilizce
virility
manhood
masculinity
bravery
maleness
masculine
sexual virility
manhood; masculinity; courage, bravery; sexual virility
sexual potency, virility
manliness
courage, manly behavior
erkek
male

The male peacock has colorful tail feathers. - Erkek tavus kuşunun renkli kuyruk tüyleri vardır.

Some people say Japan is a male-dominated society. - Bazı insanlar, Japonya'nın erkek egemen bir toplum olduğunu söylüyorlar.

erkek
man

How many boys are there in the room? - Odada kaç tane erkek çocuk var?

A woman without a man is nothing. - Bir kadın erkeksiz bir şey değildir.

erkeklik hormonu
(Tıp) androgen
erkeklik torbası
(Tıp) testis
erkeklik uzvu
penis
erkeklik bezi
Testicle
erkeklik erkekliğe adım atmak
grow into a man
erkeklik organı
(Argo) wedding tackle
erkeklik organı
(Tıp) virile member
erkeklik organı
stamen
erkeklik organı
penis
erkeklik organı
(boğa vb) pizzle
erkeklik organı
phallus
erkeklik organı
(Argo) purple-veined
erkeklik organı (bitki)
stamen
erkeklik organına ait
phallic
erkeklik sende kalsın!
(Konuşma Dili) Behave like a gentleman (and don't be a part of anything mean or underhanded)
erkeklik çağı
virility
erkeklik öldü mü?
(Konuşma Dili) Has manly behavior gone out of fashion? (said by someone preparing to perform a manly deed)
erkek
{i} Jack
erkek
he
erkek
mech., carpentry male
erkek
manly

Tom isn't very manly. - Tom çok erkeksi değil.

You're so strong, manly and sweet, how could I resist you? - Çok güçlü, erkeksi ve tatlısın, sana nasıl direnebilirim?

erkek
(hayvan) Tom
erkek
hard

My brother studies as hard as I do. - Erkek kardeşim benim kadar çok çalışır.

My brother pretended to be working very hard. - Erkek kardeşim çok sıkı çalışıyormuş gibi davrandı.

erkek
husband

Of all the men that I dislike, my husband is certainly the one that I prefer. - Hoşlanmadığım tüm erkeklerden, kocam kesinlikle tercih ettiğimdir.

When we think of the traditional roles of men and women in society, we think of husbands supporting the family, and wives taking care of the house and children. - Ne zaman kadın ve erkeklerin geleneksel rollerini düşünsek, ailesine destek olan kocalar ve de aile ve çocuklarına bakan karılar aklımıza gelir.

erkek
good, hard (iron, copper)
erkek
prov. husband
erkek
male, he; manly, courageous, reliable; rigid, hard; man; husband
erkek
rigid
erkek
(genç) boy
erkek
{s} masculine

The yin is feminine and the yang is masculine. - Yin dişil ve yang erkektir.

Some women look more masculine than feminine. - Bazı kadınlar kadınsıdan daha çok erkeksi görünüyor.

erkek
menfolk
erkek
courageous
erkek
gent

There is neither Jew nor Gentile, neither slave nor free, nor is there male and female, for you are all one in Christ Jesus. - Ne Musevi, ne de musevi olmayan, ne köle ne de özgür vardır, ne erkek ne de dişi vardır, zira Mesih İsa'da hepiniz birsiniz.

The gentleman was killed by a slave in revolt. - Soylu erkek isyanda bir köle tarafından öldürüldü.

erkek
men

This building is a capsule hotel lodging men and women. - Bu yapı erkekleri ve kadınları konaklayan kapsül bir oteldir.

Soccer is not necessarily confined to men. - Futbol zorunlu olarak erkeklerle sınırlı değildir.

erkek
men's
erkek
man; male
erkek
manly, courageous, virile, macho
erkek
honest and true
hayvan erkeklik organından yapılan kamçı
pizzle
yapay erkeklik organı
dildo
Türkçe - Türkçe
Erkekçe davranış, yiğitlik, mertlik
Bir erkeğin fizyolojik görevini yerine getirme gücü: "Yaşlı imiş
oktan erkekliği kesilmiş."- K. Tahir
Erkekçe davranış, yiğitlik, mertlik: "Ondan usanmak, onunla didişmemek erkekliğin şanından mıydı?"- S. F. Abasıyanık
Bir erkeğin fizyolojik görevini yerine getirme gücü
Erkek olma durumu
(Osmanlı Dönemi) ZEKURET
(Osmanlı Dönemi) ZÜKURET
(Osmanlı Dönemi) ZEKÂRET
erkeklik bezi
Er beziya da testis, erkek üreme organlarından penisin her iki yanında yer alan yapılardır. Er bezlerinin testosteron hormonu salgılanması, spermlerin üretilmesi ve erkeklere özgü bazı fiziksel özelliklerin gelişmesi gibi görevleri vardır
erkeklik organı
Erkeğin çiftleşme organı, kamış, penis, fallus
Erkek
(Hukuk) MÜZEKKER
Erkek
male
Erkek
er
Erkek
(Osmanlı Dönemi) NERE
Erkek
kişi
Erkek
(Osmanlı Dönemi) IBLIK
erkek
Sözüne güvenilir, mert
erkek
Yetişkin adam, kadın karşıtı
erkek
İnsan, hayvan ve bitkilerin dişiyi dölleyecek cinsten olanı
erkek
Yetişkin adam, kadın karşıtı: "Erkekler gelince buraya, karılar işte böyle kaçar."- O. C. Kaygılı
erkek
Sperma oluşturan organizma
erkek
Koca
erkek
Girintili ve çıkıntılı olmak üzere bir çift oluşturan nesnelerden çıkıntılı olanı
erkek
Marangozculukta geçmelerde bir yuva ya da deliğe giren bölümü üzerinde bulunduran parça
erkek
Sert, kolay bükülmez
İngilizce - Türkçe

erkeklik teriminin İngilizce Türkçe sözlükte anlamı

erkek
zıvana mortise
erkeklik