erkeklik

listen to the pronunciation of erkeklik
Türkisch - Englisch
virility
manhood
masculinity
bravery
maleness
masculine
sexual virility
manhood; masculinity; courage, bravery; sexual virility
sexual potency, virility
manliness
courage, manly behavior
erkek
male

Some people say Japan is a male-dominated society. - Bazı insanlar, Japonya'nın erkek egemen bir toplum olduğunu söylüyorlar.

Two male school pupils sharing an umbrella? That's quite a queer situation. - Bir şemsiyeyi paylaşan iki erkek okul öğrencisi? Bu oldukça nonoş bir durum.

erkek
man

Michael is a man's name but Michelle is a lady's name. - Michael bir erkek adıdır ama Michelle bir bayan adıdır.

How many boys are there in the room? - Odada kaç tane erkek çocuk var?

erkeklik hormonu
(Tıp) androgen
erkeklik torbası
(Tıp) testis
erkeklik uzvu
penis
erkeklik bezi
Testicle
erkeklik erkekliğe adım atmak
grow into a man
erkeklik organı
(Argo) wedding tackle
erkeklik organı
(Tıp) virile member
erkeklik organı
stamen
erkeklik organı
penis
erkeklik organı
(boğa vb) pizzle
erkeklik organı
phallus
erkeklik organı
(Argo) purple-veined
erkeklik organı (bitki)
stamen
erkeklik organına ait
phallic
erkeklik sende kalsın!
(Konuşma Dili) Behave like a gentleman (and don't be a part of anything mean or underhanded)
erkeklik çağı
virility
erkeklik öldü mü?
(Konuşma Dili) Has manly behavior gone out of fashion? (said by someone preparing to perform a manly deed)
erkek
{i} Jack
erkek
he
erkek
mech., carpentry male
erkek
manly

Tom isn't very manly. - Tom çok erkeksi değil.

You're so strong, manly and sweet, how could I resist you? - Çok güçlü, erkeksi ve tatlısın, sana nasıl direnebilirim?

erkek
(hayvan) Tom
erkek
hard

All the boys in class worked hard. - Sınıftaki bütün erkek çocukları çok çalıştı.

My brother pretended to be working very hard. - Erkek kardeşim çok sıkı çalışıyormuş gibi davrandı.

erkek
husband

When we think of the traditional roles of men and women in society, we think of husbands supporting the family, and wives taking care of the house and children. - Ne zaman kadın ve erkeklerin geleneksel rollerini düşünsek, ailesine destek olan kocalar ve de aile ve çocuklarına bakan karılar aklımıza gelir.

Of all the men that I dislike, my husband is certainly the one that I prefer. - Hoşlanmadığım tüm erkeklerden, kocam kesinlikle tercih ettiğimdir.

erkek
good, hard (iron, copper)
erkek
prov. husband
erkek
male, he; manly, courageous, reliable; rigid, hard; man; husband
erkek
rigid
erkek
(genç) boy
erkek
{s} masculine

The yin is feminine and the yang is masculine. - Yin dişil ve yang erkektir.

The radio announcer had a masculine voice. - Radyo spikerinin erkeksi bir sesi vardı.

erkek
menfolk
erkek
courageous
erkek
gent

There is neither Jew nor Gentile, neither slave nor free, nor is there male and female, for you are all one in Christ Jesus. - Ne Musevi, ne de musevi olmayan, ne köle ne de özgür vardır, ne erkek ne de dişi vardır, zira Mesih İsa'da hepiniz birsiniz.

In the amusement park Mary found a boy on his own weeping, and spoke to him gently. Hey, sonny, what is it? Are you lost? Would you like me to take you to the Lost Children Department? - Eğlence parkında kendi kendine ağlayan bir erkek çocuk buldu, ve onunla kibarca konuştu. Hey, evlat, Sorun nedir? Kayboldun mu? Seni kayıp çocuklar bölümüne götürmemi ister misin?

erkek
men

Those young men are independent of their parents. - Bu genç erkekler ebeveynlerinden bağımsızlar.

We men are used to waiting for the women. - Biz, erkekler kadınları beklemeye alışığız.

erkek
men's
erkek
man; male
erkek
manly, courageous, virile, macho
erkek
honest and true
hayvan erkeklik organından yapılan kamçı
pizzle
yapay erkeklik organı
dildo
Türkisch - Türkisch
Erkekçe davranış, yiğitlik, mertlik
Bir erkeğin fizyolojik görevini yerine getirme gücü: "Yaşlı imiş
oktan erkekliği kesilmiş."- K. Tahir
Erkekçe davranış, yiğitlik, mertlik: "Ondan usanmak, onunla didişmemek erkekliğin şanından mıydı?"- S. F. Abasıyanık
Bir erkeğin fizyolojik görevini yerine getirme gücü
Erkek olma durumu
(Osmanlı Dönemi) ZEKURET
(Osmanlı Dönemi) ZÜKURET
(Osmanlı Dönemi) ZEKÂRET
erkeklik bezi
Er beziya da testis, erkek üreme organlarından penisin her iki yanında yer alan yapılardır. Er bezlerinin testosteron hormonu salgılanması, spermlerin üretilmesi ve erkeklere özgü bazı fiziksel özelliklerin gelişmesi gibi görevleri vardır
erkeklik organı
Erkeğin çiftleşme organı, kamış, penis, fallus
Erkek
(Hukuk) MÜZEKKER
Erkek
male
Erkek
er
Erkek
(Osmanlı Dönemi) NERE
Erkek
kişi
Erkek
(Osmanlı Dönemi) IBLIK
erkek
Sözüne güvenilir, mert
erkek
Yetişkin adam, kadın karşıtı
erkek
İnsan, hayvan ve bitkilerin dişiyi dölleyecek cinsten olanı
erkek
Yetişkin adam, kadın karşıtı: "Erkekler gelince buraya, karılar işte böyle kaçar."- O. C. Kaygılı
erkek
Sperma oluşturan organizma
erkek
Koca
erkek
Girintili ve çıkıntılı olmak üzere bir çift oluşturan nesnelerden çıkıntılı olanı
erkek
Marangozculukta geçmelerde bir yuva ya da deliğe giren bölümü üzerinde bulunduran parça
erkek
Sert, kolay bükülmez
Englisch - Türkisch

Definition von erkeklik im Englisch Türkisch wörterbuch

erkek
zıvana mortise
erkeklik
Favoriten