We'll help you, okay?
- Biz size yardım ederiz, tamam mı?
My studies are going okay.
- Benim çalışmalar tamam olacak.
Yesterday, we finished constructing the new stage.
- Dün yeni aşama inşaatını tamamladık.
Yesterday I finished learning Esperanto on Duolingo.
- Dün Duolingo'da Esperanto öğrenmeyi tamamladım.
We're not totally ready yet.
- Biz henüz tamamen hazır değiliz.
OK, I guess I'm ready.
- Tamam, sanırım hazırım.
I know the whole of the story.
- Ben hikayenin tamamını biliyorum.
Tom remained wide awake the whole night.
- Tom bütün gece tamamen uyanık kaldı.
It is utterly impossible to finish the work within a month.
- Bir ayda işi tamamen bitirmek imkansız.
Have you finished the papers?
- Belgeleri tamamladın mı?
Liisa was completely overwhelmed, but there was no one there who could've helped her.
- Liisa tamamen bunalmıştı fakat orada ona yardım edebilecek kimse yoktu.
He was covered all over with paint.
- O tamamen boyayla kaplanmıştı.
Youths who are caught violating the new rules on behaviour will lose their right to free travel, and will have to complete unpaid community work to earn it back.
- Yeni davranış kurallarını ihlâl etmekten yakalanan gençler seyahat özgürlüğü haklarını kaybedecekler, ve bu hakkı geri almak için parasız toplum işini tamamlamak zorunda kalacaklar.
It must bother you to have taken a bad master. I'm stupid too. So, it's all right.
- Kötü bir öğretmene sahip olmak sizi rahatsız ediyor olmalı. Ben de aptalım. Öyleyse, tamam.
Wait a minute, my laundry is done, I'll go hang out the washing.
- Bir dakika bekle, benim çamaşır tamam, çamaşırı asmaya gideceğim.
I think our work here is done.
- Sanırım buradaki işimiz tamam.
I am quite all right now.
- Ben şimdi tamamen iyiyim.
I think it's all right now.
- Sanırım o şimdi tamam.
OK, we've got a deal.
- Tamam, bir anlaşmamız var.
You're exactly right, Tom.
- Tamamen haklısın, Tom.
It isn't totally exact.
- O tamamen kesin değildir.
It's all right, Tom. Everything's all right now.
- Tamam Tom. Şu anda her şey yolunda.
It must bother you to have taken a bad master. I'm stupid too. So, it's all right.
- Kötü bir öğretmene sahip olmak sizi rahatsız ediyor olmalı. Ben de aptalım. Öyleyse, tamam.
His family are all very well.
- Onun ailesi tamamen çok iyidir.
Tom can understand perfectly well.
- Tom tamamen iyi bir şekilde anlayabiliyor.
The cherry trees are in full blossom.
- Kiraz ağaçları tamamen çiçeklenmişler.
He fully realizes that he was the cause of the accident.
- Kazanın sebebi olduğunun tamamen farkındadır.
I'll hide and you find me. O.K.?
- Saklanacağım ve sen beni bulacaksın. Tamam mı?
Oh yeah, I totally agree.
- Oh evet, ben tamamen katılıyorum.
Yeah, show us your t... ranslations...
- Tamam, bize çevirilerini göster.
Tom finished eating all the ice cream that was in the freezer.
- Tom dondurucudaki dondurmayı tamamen bitirdi.
I haven't quite finished eating.
- Ben yemeği tamamen bitirmedim.
He was completely absorbed in his work.
- Tamamen işine dalmıştı.
All is completed with this.
- Hepsi bununla tamamlandı.
I didn't have to open the letter. I knew exactly what it said.
- Mektubu açmak zorunda değildim. Ne söylediğini tamamen biliyordum.
You and Tom are exactly the same.
- Sen ve Tom tamamen aynısınız.
Alright, mom, I get it!
- Tamam, anne, bunu anlıyorum!
Alright, see you then.
- Tamam, görüşürüz o zaman.
My studies are going okay.
- Benim çalışmalar tamam olacak.
OK, you keep quiet while we're in the store.
- Tamam, biz mağazadayken sessiz durun.
You are entirely correct.
- Sen tamamen hatasızsın.
You are entirely correct; habits play a very large role in people's lives.
- Sen tamamen doğru söylüyorsun; alışkanlıklar insanların hayatında çok büyük rol oynar.
He has done the work completely.
- O, işi tamamen yaptı.
All my homework is done.
- Bütün ödevlerim tamam.