dengesiz

listen to the pronunciation of dengesiz
Türkçe - İngilizce
out of balance
unbalanced

I don't believe that you're mentally unbalanced. - Senin ruhsal açıdan bir dengesiz olduğuna inanmıyorum.

moody

John has been moody since this morning. - John bu sabahtan beri dengesiz.

unstable

Layla was extremely unstable. - Leyla son derece dengesizdi.

The weather in April is unstable. - Nisan ayında hava dengesiz.

wavy
off-balance
tippy
non-proportional
crinkled
erratic

Fadil's behavior was becoming more controlling and erratic. - Fadıl'ın davranışı daha kontrollü ve dengesiz hale geliyordu.

Share prices have been erratic this last month. - Hisse senedi fiyatları bu son ay dengesizdi.

lop-sided
out-of-balance
(deyim) out to lunch
crinkly
rippled
off-centre
wavelike
out of balance; unbalanced; unstable
lopsided
deranged

Tom said that Mary was deranged. - Tom Mary'nin dengesiz olduğunu söyledi.

non compos mentis
non compos
uneven
astatic
uncompensated
off one's rocker
inequable
immoderate
temperamental

Tom seems temperamental. - Tom dengesiz görünüyor.

Do people ever accuse you of being temperamental? - İnsanlar seni hiç dengesiz olmakla suçlar mı?

imbalanced
off-kilter
astable
non proportional
rocker
denge
equilibrium
denge
balance

Tom regained his balance. - Tom dengesini yeniden kazandı.

Losing his balance from a sudden gust of wind, the tightrope walker fell to his death. - Ani bir fırtınadan dengesini kaybettiği için, ip cambazı ölümüne düştü.

dengesiz (kimse)
disturbed
dengesiz (ruhen/aklen)
disturbed
dengesiz kişi
chameleon
dengesiz olmak
to be unstable
dengesiz beslenme
malnutrition
dengesiz bir şekilde
wonkily
dengesiz faz
unstable phase
dengesiz geri akış vanası
unbalanced back-flow valve
dengesiz hat
unbalanced line
dengesiz hata
unbalanced error
dengesiz karbür
unstable carbide
dengesiz olarak
wonkily
dengesiz olmak
be unbalanced
dengesiz öğe
unstable structural member
denge
countenance
denge
stability

The tail at the rear of the plane provides stability. - Uçağın arkasındaki kuyruk denge sağlar.

denge
(Denizbilim) equlibrium
denge
balance; equilibrium, equipoise; composure, self-possession
denge
(Ticaret) par
denge
balancing

Tom is balancing on a tightrope. - Tom gergin bir ip üzerinde dengesini sağlamaktadır.

Tom is good at balancing things on his head. - Tom şeyleri kafasında dengelemekle iyi.

denge
(Denizbilim) steady state
denge
libra
denge
composure
denge
self-possession
denge
equilibria
denge
aplomb
denge
(Otomotiv) lateral stability
denge
equipoise
denge
equilibration
denge
libration
denge
poise
denge
the balance

Hey, what are you doing? Don't touch it, or you'll break the balance! - Hey, ne yapıyorsun? Ona dokunma, yoksa dengeyi bozarsın!

The person on the left ruins the balance of the picture. - Soldaki kişi resmin dengesini bozuyor.

denge
equilibrium, balance
denge
easiness
denge
(Hukuk) balance, equilibrium
denge
counterpoise
denge
equation
denge
sports balancing
denge
(Tekstil) equilibruim
dengesiz