Bu süreçte biz özne miyiz, yoksa nesne miyiz?
- Are we subjects or objects in this process?
İngilizcede normal cümle yapısı özne - yüklem - nesne /tümleçtir.
- In English, the usual sentence structure is Subject - Verb - Object/Complement.
Ben, dikkatimi konuya yoğunlaştırdım.
- I concentrated my attention on the subject.
Matematik iyi bir konudur.
- Mathematics is a good subject.
İngilizce en sevdiğim ders oldu.
- English has become my favorite subject.
Lisede birçok konuda ders alıyoruz.
- We study many subjects in high school.
Tarih onun ana branşı değil.
- History is not his major subject.
Esas branş olarak hangi konuyu seçtin?
- What subject do you major in?
Güçlü bir adam yolsuzluğa tabi olamaz.
- A man of strong will is not subject to corruption.
Her şey tabiat kanunlarına tabidir.
- Everything is subject to the laws of nature.
İnsan embesil olmaya maruz kalan tek hayvandır.
- Man is the only animal subject to becoming an imbecile.
Jack çamı kozalakları, örneğin, büyük bir ısıya maruz kalıncaya kadar tohumlarını bırakmak için kolayca açılmazlar.
- The cones of the jack pine, for example, do not readily open to release their seeds until they have been subjected to great heat.
Kral, vatandaşları üzerinde hüküm sürer.
- The king rules over his subjects.
Bu süreçte biz özne miyiz, yoksa nesne miyiz?
- Are we subjects or objects in this process?
Aşağıdaki sözcüklere adıl denir ve cümlede özne olarak kullanılırlar. Onlar bir kişi veya nesne sunarlar.
- The following words are called pronouns and are used as the subject of a sentence. They represent a person or a thing.
Her şey tabiat kanunlarına tabidir.
- Everything is subject to the laws of nature.
Plan onun onayına tabidir.
- The plan is subject to his approval.
İnsan embesil olmaya maruz kalan tek hayvandır.
- Man is the only animal subject to becoming an imbecile.
Ezbere öğrenme sınavları geçmenizde fayda sağlayabilir ama konuyu gerçekten anlayacağınızın teminatı değildir.
- Rote learning might help you to pass exams, but it's no guarantee that you'll really understand the subject matter.
Biz Japonya anayasasına bağlıyız.
- We are subject to the Constitution of Japan.
Her biri için bir dizüstü bilgisayar yerine bütün konularım için üç halkalı klasör kullanırım.
- I use a three-ring binder for all my subjects instead of a notebook for each one.
Bütün konular içerisinde en çok İngilizceyi severim.
- I like English best of all subjects.
Çeşitli konular hakkında konuştular.
- They talked about various subjects.
The Roman Empire ruled many subject territories.
Her favorite subject is physics.
I am a British subject.
“In the sentence ‘The mouse is eaten by the cat in the kitchen.’, ‘The mouse’ is the subject, ‘the cat’ being the agent.”.
In the sentence That house seems haunted!, 'that house' is the subject and 'haunted' is the subject complement (in this case an adjective).
The divorce court was overturned when it rendered a criminal conviction against a party, because it lacked the subject matter jurisdiction to hear a criminal case.
... bring in a different subject here. Mr. President, I'll be right back with you. ...
... educators care about, namely subject ...