Kitapları büyüklüklerine göre düzenledik.
- We arranged the books according to size.
Bizim okulumuz sizinkiyle aynı büyüklükte değildir.
- Our school was not the same size as yours.
Bir insanın kalbi, yaklaşık olarak yumruğuyla aynı boyuttadır.
- A person's heart is approximately the same size as their fist.
Senin kitabın benimkinin boyutunun iki katı kadar.
- Your book is double the size of mine.
Ayakkabı ölçün nedir?
- What's your shoe size?
Daha küçük ölçün var mı?
- Have you got smaller size?
Bu elbise, üç ebatta gelir.
- This dress comes in three sizes.
Onlar değişik ebatlarda üretilmektedir.
- They are manufactured in various sizes.
Altı numara eldiven giyerim.
- I wear size six gloves.
Kaç numara kask giyiyorsun?
- What size helmet do you wear?
Durumu değerlendirdi ve derhal harekete geçti.
- He sized up the situation and acted immediately.
Birçok renk ve boyutlarda kristaller onun masasının karşısında dağıldı.
- Crystals of many colors and sizes were scattered across his desk.
Büyük şirketleri dava etmeyi zorlaştıran diğer önemli etkenler de faaliyetlerinin boyutları ve karmaşıklığıdır.
- Other factors of importance, which make litigation of large corporations more difficult, are the size and complexity of their activities.
Senin kitabın benimkinin boyutunun iki katı kadar.
- Your book is double the size of mine.
Benim köpeğim neredeyse boyunuzun yarısı kadar.
- My dog is almost half the size of yours.
Kitabına macun koyan kişi ben değilim.
- I am not the one who put paste on your book.
Bu etiketleri kavanozlara yapıştır.
- Paste these labels on the jars.
Notu kapıya yapıştırdı.
- He pasted the notice on the door.
Halının büyüklüğü 120'ye 160 santimetredir.
- The size of the carpet is 120 by 160 centimeters.
Tom yirmi yaşındayken giydiği aynı beden pantolonu hâlâ giyebiliyor.
- Tom can still wear the same size jeans he did when he was twenty years old.
I don't think we have the red one in your size.
I will write to you as soon as I can.
- Ben size yazabildiğim kadar kısa sürede yazacağım.
Sorry it took me so long to write to you.
- Üzgünüm size yazmam uzun sürdü.
That's for you to decide.
- Karar vermek size kalmış.
I'm very grateful to you for your help.
- Yardımınız için size çok minnettarım.
What can I get you for drinking?
- İçmek için size ne alabilirim?
I'll boil you the potatoes.
- Size patatesleri haşlayacağım.