Some cookies are stored indefinitely on users' hard drives.
- Bazı cookie'ler kullanıcıların sabit disklerinde süresiz olarak kaydedilir.
The game has been indefinitely postponed.
- Oyun süresiz ertelendi.
We can't protect Tom indefinitely.
- Tom'u süresiz olarak koruyamıyoruz.
The Regency Hotel was closed indefinitely.
- Regency Oteli süresiz olarak kapatıldı.
Go easy on Bob. You know, he's been going though a rough period recently.
- Bob'ın üzerine fazla gitmeyin.Bilirsiniz, o, son zamanlarda zor bir sürece rağmen devam etmektedir.
The union went out on a strike for an indefinite period.
- Sendika belirsiz bir süre için greve gitti.
The room has been empty for a long time.
- Oda uzun süredir boş.
I haven't seen anything of him for some time.
- Bir süredir onunla ilgili bir şey görmedim.
He has a short attention span.
- Kısa bir dikkat süresi var.
Tom has a short attention span.
- Tom'un kısa bir dikkat süresi var.
Some cookies are stored indefinitely on users' hard drives.
- Bazı cookie'ler kullanıcıların sabit disklerinde süresiz olarak kaydedilir.
We can't protect Tom indefinitely.
- Tom'u süresiz olarak koruyamıyoruz.
The president's term lasts four years.
- Cumhurbaşkanının görev süresi dört yıl sürer.
I have been on friendly terms with him for more than twenty years.
- Onunla yirmi yıldan daha fazla süredir samimiyim.
Keep distance from trucks and other vehicles when driving.
- Araba sürerken kamyonlardan ve diğer araçlardan uzak durun.
Many have suffered oppression and misery for a long period of time under the rule of colonialism.
- Birçoğu sömürgeciliğin egemenliği altında uzun bir süre baskı ve sefaletten çekmiştir.
She was sent to a psychiatric hospital for an indefinite period of time.
- O belirsiz bir süre için bir akıl hastanesine gönderildi.
Tom soon adapted himself to school life.
- Tom kısa sürede kendini okul hayatına alıştırdı.
She soon adjusted to his way of life.
- Kısa sürede yaşam tarzına alıştı.
Tom has made steady progress.
- Tom sürekli ilerleme kaydetti.
Her deathly paleness is due to long illness.
- Uzun süredir hasta olduğundan rengi bembeyaz olmuş.
Applications are due by Monday.
- Başvurular için süre sonu pazartesi.
Prices have risen steadily during the past decade.
- Fiyatlar son on yıl boyunca sürekli arttı.
I'd like to go to Takayama during festival time.
- Ben festival süresince Takayama'ya gitmek istiyorum.
I haven't seen anything of him for some time.
- Bir süredir onunla ilgili bir şey görmedim.
I've been in China for less than a month.
- Bir aydan kısa bir süredir Çin'de bulunuyorum.
For a while she did nothing but stare at me.
- Bir süre bana bakmaktan başka bir şey yapmadı.
While there is life, there is hope.
- Yaşam olduğu sürece umut da olacaktır.
Dr. Valeri Polyakov, a Russian cosmonaut, was in space from January 8, 1994 to March 1995. He holds the record for the longest continuous stay in space.
- Dr. Valeri 8 ocak 1994 ten Mart 1995 e kadar uzayda kalan bir Rus kozmonottur. Uzayda en uzun süre kalma rekorunu elinde bulunduruyor.
Air atoms and molecules are constantly escaping to space from the exosphere.
- Hava atomları ve molekülleri sürekli egzosferden uzaya kaçmaktadır.
In the meantime you can just put on a sweater if you're cold.
- Bu süre zarfında eğer üşüyorsan sadece bir kazak giy.
The natives were tormented by a long spell of dry weather.
- Yerlilere uzun süre kurak havayla işkence yapıldı.
My season ticket expires on March 31.
- Benim sezon biletimin süresi 31 Martta doluyor.
The length of our stay there will be one week.
- Bizim orada kalma süremiz bir hafta olacak.
How long can we survive in here before we run out of air?
- Havayı bitirmeden önce ne kadar süre burada yaşayabiliriz?
How long does Tony run every day?
- Tony her gün ne kadar süre çalışır?
A bout lasts about five minutes.
- Bir nöbet yaklaşık beş dakika sürer.