sökme

listen to the pronunciation of sökme
Türkisch - Englisch
takedown
dismantlement
unstitching
tearing down
disassembly
pulling out; tearing down; unstitching; removal
ripping
taking apart
remove
wrecking
break
pulling out
removing
disconnecting
demolition
eradication
dismantling
dismantle
sökmek
disassemble
sökmek
{f} dismantle
sökmek
remove
sökmek
rip off
sökmek
rip
sökme işi
removal work
sökme aleti
ripper
sökme aleti
extractor
sökme banyosu
stripping bath
sökme maddesi
(boya) stripping agent
sökme makinesi
lifter, lifting plough
sökme manivelası
wrecking bar
sök
dissemble
sökmek
withdraw
sökmek
work
sökmek
dissemble
sökmek
strike
sökmek
disconnect
sökmek
effective
sökmek
be able to read
sökmek
extract
sökmek
pull out
sökmek
take out
sökmek
strip
sökmek
uproot
sökmek
pull up
sökmek
dismember
sökmek
knock down
sökmek
take

I want to take it apart. - Onu sökmek istiyorum.

sök
pull out
sök
{f} dismantling
sök
dismantle

Dan sent the machines to a site where they would be dismantled. - Dan makineleri sökülecekleri bir yere gönderdi.

sök
teardown
sökmek
unravel
sökmek
take apart
sökmek
read
sökmek
winkle
sökmek
take to pieces
sökmek
demount
sökmek
disjoint
Sökmek
denest
sök
disassemble

The boy knows how to disassemble the toy. - Çocuk oyuncağı nasıl sökeceğini biliyor.

sök
dismount
(çiçek vb) sökme
deplantation
ağaç sökme makinesi
tree lifter
elle sökme
hand lifting
haşıl sökme maddesi
desizing agent
haşıl sökme makinesi
desizing machine
kök sökme aleti
rooter
kökünü sökme
extirpation
lastik sökme
dismantling wheels
motor sökme
(Otomotiv) engine removal
pancar sökme makinesi
beet lifter
patates sökme makinesi
(Tarım) potato lifter
patates sökme makinesi
(Tarım) potato raising machine
piston sökme aleti
(Otomotiv) piston expander
rulman sökme aparatı
(Otomotiv) bearing remover attachment
rulman sökme takımı
(Otomotiv) bearing remover
sök
unknit
sök
unsewn
sök
unroot
sök
unwoven
sök
unweave
sök
unsew
sök
dismantled

Dan sent the machines to a site where they would be dismantled. - Dan makineleri sökülecekleri bir yere gönderdi.

sök
unpick
sök
unfix
sök
unwove
sök
unthread
sök
unseam
sökmek
(for mucus, urine, feces) to begin to be discharged
sökmek
{f} unrig
sökmek
to learn to read (an alphabet); to learn (to read)
sökmek
to pull out, to pull up, to uproot; to tear down; to unravel, to rip, to unstitch; to take sth apart, to take sth down, to dismantle, to disassemble; to extract; to to decipher; to be able to read; to break through;" "to break; to be effective, to work
sökmek
spell
sökmek
cut loose
sökmek
unpick
sökmek
unstitch
sökmek
take down
sökmek
to get through or over (a place difficult of passage). 4 to read, decipher (handwriting); to understand, get the meaning of (an abstruse passage)
sökmek
to appear suddenly
sökmek
ravel
sökmek
(şafak) spring
sökmek
to begin to come one after the other
sökmek
slit
sökmek
{f} detach
sökmek
undo
sökmek
slang to make a dent on (someone), affect (someone): Cakan bana sökmez! Your big talk doesn't cut any ice with me!
sökmek
tear down
sökmek
to pull up; to uproot; to pull out; to rip out; to take out; to take down
sökmek
unfix
sökmek
(for a drug) to cause (mucus, urine, feces) to be discharged
sökmek
to dismantle, take apart; to rip, undo, unstitch; to unravel
sökmek
(örgü) unravel
sökmek
ravel out
sökmek
dismount
sökmek
unweave
teyel sökme aleti
(Tekstil) stitch ripper
Türkisch - Türkisch
Sökmek işi: "Dikmenin vakti ve dikilmiş olanı sökmenin vakti var."- H. Taner
Sökmek işi
sökmek
Geçmek, etki yapmak
sökmek
Kurulmuş bir şeyi parçalarına ayırmak
sökmek
Bir şeyi bulunduğu yerden kuvvet kullanarak veya gevşeterek çıkarmak, çekip ayırmak
sökmek
Okuyabilme beceresini kazanmak
sökmek
Karışık bir yazıyı okumak
sökmek
Okuyabilme beceresini kazanmak: "Bunların Fransızcasını sökmek bir mesele, manalarını sökmek ikinci bir meseledir."- R. N. Güntekin. Çıkması, akması kolaylaşmak
sökmek
Ayırmak, uzaklaştırmak, vazgeçirmek: "Saplandığı fikirlerden sökemezdiniz."- Y. Z. Ortaç. Örülmüş veya dikilmiş şeyin, örgüsünü veya dikişini ayırmak
sökmek
Bir şeyi bulunduğu yerden kuvvet kullanarak veya gevşeterek çıkarmak, çekip ayırmak: "Bu çoban öyle güçlü görünüyor ki şu yandaki ağacı kavrasa dibinden söker götürür."- Y. Kemal
sökmek
Ayırmak, uzaklaştırmak, vazgeçirmek
sökmek
Gelmeye başlamak veya çıkagelmek
sökmek
Karışık bir yazıyı okumak: "Çok okunaksız bir yazı
sökmek
Çıkması, akması kolaylaşmak
sökmek
Geçmek, etki yapmak: "Ne yaparsın, dedi, burada böyle söküyor!"- F. R. Atay
sökmek
Örülmüş veya dikilmiş şeyin, örgüsünü veya dikişini ayırmak
sökmek
Ben söker gibi oldum."- H. Taner
sökmek
Rüzgâr, sel, akarsu, bir şeyi yerinden çıkarmak, götürmek
sökmek
Gelmeye başlamak veya çıkagelmek: "Şermin'le Nermin tam bir saat sonra, yani saat beş buçukta söktüler."- H. E. Adıvar
sökmek
Geçip gitmeye engel olan zorlukları atlatmak
sökme
Favoriten