Karaoke stresi azaltmak için iyidir.
- Karaoke is good for reducing stress.
Ormansızlaşmanın azaltılması, iklim değişikliğinin etkilerini azaltmak için tek yoldur.
- Reducing deforestation is one way to mitigate the impacts of climate change.
O mallarının fiyatını düşürmek zorunda kaldı.
- He had to reduce the price of his wares.
O mağaza, fiyatlarını düşürmek zorunda kaldı.
- That store had to reduce their prices.
Bu ay harcamalarımı azaltmak zorundayım.
- I have to reduce my expenses this month.
O ithalatta vergi azaltmak istedi.
- He wanted to reduce the tax on imports.
O ithalatta vergi azaltmak istedi.
- He wanted to reduce the tax on imports.
Enerji talebini azaltmalıyız.
- We must reduce energy demand.
Biz durgunluk döneminde harcamayı azalttık.
- We reduced our spending during the recession.
Doktor Tom'a kırmızı et tüketimini azaltmasını söyledi.
- The doctor told Tom to reduce his red meat consumption.
... effective in reducing inequality ...
... and education, and reducing our deficit in a sensible way, using the savings from ending ...