planlamak

listen to the pronunciation of planlamak
Türkisch - Englisch
plan

The revolutionary council met to plan strategy. - Devrim konseyi strateji planlamak için toplandı.

Tom and Mary are busy planning their wedding. - Tom ve Mary düğünlerini planlamakla meşgul.

concert
intend
blue-print
orchestrate
plan out

It rains so often in the wet season that it's hard to plan outings. - Yağışlı mevsimde o kadar sık yağmur yağar ki gezintileri planlamak zordur.

figure on
schema
think out
lay out
schedule

I'd like to schedule an appointment. - Bir randevu planlamak istiyorum.

I'd like to schedule an appointment for tomorrow. - Yarın için bir randevu planlamak istiyorum.

map out
map something out
arrange
architect
program
blue print
programme [Brit.]
to plan

I have to plan everything. - Her şeyi planlamak zorundayım.

The revolutionary council met to plan strategy. - Devrim konseyi strateji planlamak için toplandı.

devise
mark out
have in view
think
structure
calculate
draft
design
project
to plan, to arrange, to map sth out
map
work up
contrive
chart
premeditate
envisage
{f} programme
envision
planlama
planning

The attack began without enough planning. - Saldırı yeterli planlama yapılmadan başladı.

I was just wondering if any of you are planning to go to our high school reunion this weekend. - Sizlerden herhangi birinin bu hafta sonu bizim lise toplantısına gitmeyi planlayıp planlamadığınızı sadece merak ediyordum.

planla
{f} schedule

The training session is scheduled to begin at 4 p.m. - Eğitim oturumunun 16:00'da başlaması planlandı.

I believe we have a staff meeting scheduled for 2:30. - 2.30'da planlanan bir personel toplantımız olduğuna inanıyorum.

planlama
envisaging
planlama
envisioning
planlama
sparseness
planlama
pianning
planlama
schedule

I'd like to schedule an appointment. - Bir randevu planlamak istiyorum.

I'd like to schedule an appointment with Dr. Jackson. - Doktor Jackson'la bir randevu planlamak istiyorum.

planla
lay out
planla
map out
planla
{f} scheduled

What time is your plane scheduled to leave? - Senin uçağının saat kaçta kalkması planlanmıştır.

Tom is scheduled to give a concert in Boston on October 20th. - Tom 20 Ekimde Boston'da bir konser vermeyi planladı.

planla
{f} plan

I'm following the plans made by congress. - Kongre tarafından yapılan planlara uyuyorum.

Things didn't go as planned. - İşler planlandığı gibi gitmedi.

planla
{f} planned

Tom had only planned to stay in Boston for just a day or two. - Tom iş için sadece bir ya da iki gün Boston'da kalmayı planlamıştı.

I doubt that Tom planned to spend so much time on that project. - Tom'un o proje üzerinde çok fazla zaman harcamayı planladığından şüpheliyim.

planla
{f} schema
planla
{f} intended

I'd intended to have my homework finished by now. - Şimdiye kadar ev ödevimi bitirtmeyi planlamıştım.

Things did not go as intended. - İşler planlandığı gibi gitmedi.

planla
{f} planning

Tom said that he thought Mary knew what time John was planning to start cooking. - Tom, John'un ne zaman aşçılığa başlamayı planladığını Mary'nin bildiğini düşündüğünü söyledi.

The attack began without enough planning. - Saldırı yeterli planlama yapılmadan başladı.

planla
think out
bütçe planlamak
plan a budget
planla
structure
planla
mapout
planla
thinkout
planlama
projection
önceden planlamak
plan ahead
Türkisch - Türkisch
Yapılacak bir işi belli plana göre düzenlemek
planlama
Planlamak işi
planlama
Hükûmet tarafından ulaşılacak amaçları belirleyen, tarım, ulaşım, sanayi gibi kesimlerdeki artış ölçüsünü tespit eden ve uygulanması gerekli çareleri önceden gösteren ekonomik, sosyal programın belli süreler için hazırlanması işi
planlamak
Favoriten