ortalıkta

listen to the pronunciation of ortalıkta
Türkisch - Englisch
in view, in sight
in sight, around
in the wind
abroad
around

Why are these clothes lying around? - Neden bu kıyafetler ortalıkta duruyor?

orta
{s} central

Ski jumping is popular in Nordic countries and Central Europe. - Kayakla atlama İskandinav ülkeleri ve Orta Avrupa'da popülerdir.

Tom wanted to visit Central America. - Tom Orta Amerika'yı ziyaret etmek istedi.

orta
{i} medium

I believe the medium size will fit you better. - İnanıyorum ki orta beden sana daha iyi uyacak.

Television is obsolete as a medium in any case. - Televizyon ortam olarak her halükarda modası geçmiş.

orta
mean

This does not mean that they have nothing in common with other peoples. - Bu, onların diğer insanlarla ortak bir şeyi olmadığı anlamına gelmez.

Tom doesn't have a mean bone in his body. - Tom bedeninde ortalama bir kemiğe sahip değil.

orta
middle

This magnificent cathedral dates back to the Middle Ages. - Bu muhteşem katedral orta çağlara kadar dayanır.

The middle finger is the longest. - En uzun parmak orta parmaktır.

orta
mid

Don't speak in the middle of a lesson. - Dersin ortasında konuşma.

Since the mid-20th century, the number of hutongs in Beijing has dropped dramatically as they are demolished to make way for new roads and buildings. - 20. yüzyılın ortalarından beri Pekin'de su kuyusu sayısı önemli ölçüde düşmüş ve yeni yol ve binalar için bir yol yapmak için yıkılmışlardır.

ortalıkta bırakmak
leave about
ortalıkta dolaşan
in the air

There are rumors in the air. - Ortalıkta dolaşan söylentiler var.

ortalıkta dolaşmak
(söz) be afloat
ortalıkta kalmak
to be left all on one's own, be left all by oneself
orta
moderate

Moderate exercise in the evening helps induce sleep. - Akşamları orta derecede egzersiz uyumaya yardım eder.

Moderate exercise will do you good. - Orta derecede egzersiz sana iyi gelecektir.

Orta
(Tıp) medius
orta
{i} midst

He fainted in the midst of his speech. - Konuşmasının ortasında bayıldı.

America is in the midst of a drug overdose epidemic. - Amerika aşırı dozda bir ilaç salgınının ortasında.

orta
center

This stone has a hole in the center. - Bu taşın ortasında bir deliği var.

The skyscraper is in the center of the city. - Gökdelen şehrin ortasındadır.

orta
mediocre
orta
counter
orta
med

Is early medieval glass production a continuation of Roman glass technology? - Erken Ortaçağ cam üretimi Roma cam teknolojisinin bir devamı mıdır?

I like my steak medium. - Bifteğimi orta büyüklükte severim.

orta
centre point
orta
indifferent
orta
in-between
orta
mid-

Since the mid-20th century, the number of hutongs in Beijing has dropped dramatically as they are demolished to make way for new roads and buildings. - 20. yüzyılın ortalarından beri Pekin'de su kuyusu sayısı önemli ölçüde düşmüş ve yeni yol ve binalar için bir yol yapmak için yıkılmışlardır.

He's going through a mid-life crisis. - Bir orta-yaş krizine giriyor.

orta
center point
orta
normal

I thought that my girlfriend was normal, but she turned out to be a succubus! - Kız arkadaşımın normal olduğunu düşündüm ama onun bir şeytan olduğu ortaya çıktı.

He's just a normal junior high school student, not particularly intelligent. - O sadece normal bir ortaokul öğrencisidir, özellikle akıllı değildir.

orta
cross-ball
orta
(Meteoroloji) mediocris
orta
(Dilbilim) half open
orta
middling
orta
mezzo
orta
median
orta
medial
orta
fair to middling
orta
centro-
orta
intermediate

Intermediate and advanced language courses are given in the language being learned. - Orta ve ileri dil kursları öğretilen dilde verilir.

She can't put together three words in Spanish, and she claims she's intermediate. - İspanyolca üç kelimeyi bir araya getiremiyor, ve orta düzey olduğunu iddia ediyor.

orta
centre
orta
media
orta
midpoint
orta
average

She reads on average three or four books a week. - O, haftada ortalama üç ya da dört kitap okur.

What is the average height of the players? - Oyuncuların boy ortalaması nedir?

orta
fair
orta
tolerable
orta
the middle
orta
of medium
orta
ın the middle
orta
midway
orta
center,centre
orta
{s} intermediary
orta
{s} mesne
orta
{s} mediate
orta
meso

The earliest civilizations arose in Mesopotamia. - En eski uygarlıklar Mezopotamya'da ortaya çıktı.

What makes you think the Middle East is more important than Mesoamerica, for instance? - Örneğin Orta Doğu'nun Orta Amerika'dan daha önemli olduğunu sana düşündürten şey ne?

orta
in between
orta
inbetween
orta
{i} bosom
orta
phys. place, locus, field
orta
ides
orta
middle, central (thing)
orta
middle, centre; central; average, medium, middle, middling; intermediate; moderate, tolerable; mediocre, indifferent
orta
middle, middle part, central part
orta
centre [Brit.]
orta
intermediate , medium
orta
{s} secondary

Only two years after receiving their secondary school diploma, young people today know merely ten percent of what they learned on school. That's crazy! We must strive for 100 percent. - Ortaokul diplomalarını aldıktan sadece iki yıl sonra, bugün genç insanlar okulda öğrendiklerinin sadece yüzde onunu biliyorlar. Bu çılgınca! Yüzde yüz için çaba göstermeliyiz.

He attended only secondary school. - O sadece ortaokula devam etti.

orta
mesial
orta
passable
orta
moderate; average, middling
orta
{i} C
orta
centripetal
Türkisch - Türkisch
Göz önünde, meydanda
Orta
midi
Orta
(Osmanlı Dönemi) VASÎT
Orta
(Osmanlı Dönemi) CEVŞ
Orta
vasat
orta
Görünür, algılanır durum
orta
İyi ile kötü arasındaki durum, hâl
orta
Eğitimde zayıf ile iyi arasındaki derece
orta
Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre
orta
Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen
orta
Her iki yanda kendi türünden eşit sayıda nesneler bulunan: "Hademe orta bölmeyi açmak üzere koştu."- R. H. Karay. İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat
orta
İçinde, arasında
orta
Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer: "Tam bağın ortasına geldikleri zaman düşman askerlerini gördüler."- Y. K. Karaosmanoğlu
orta
Orantı
orta
Bir olayın, içinde gerçekleştiği yer
orta
Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş: "Aut çizgisinden nefis bir orta..."- H. Taner
orta
Görünür, algılanır durum: "Moralinin, inadının, zaman zaman da aşırı ataklığının nedeni ortadadır."- H. Taner
orta
Her iki yanda kendi türünden eşit sayıda nesneler bulunan
orta
Topluluk içinde, arasında
orta
İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat
orta
Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer
orta
Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş
orta
Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm: "Seccadesini ortasından kesip ikiye böldüler."- Ö. Seyfettin. İyi ile kötü arasındaki durum, hâl
orta
Yeniçeri ocağında tabur
orta
Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm
ortalıkta
Favoriten