You don't marry someone you can live with — you marry the person whom you cannot live without.
- Sen yaşayabileceğin herhangi biriyle evlenme - sen onsuz yaşayamayacağın kişiyle evlen.
Bilal is a person of knowledge.
- Bilal bilgili bir kişidir.
Weight increase is the easiest method for personal development.
- Kilo almak, kişisel gelişimin en kolay metodudur.
Personal computers are very useful.
- Kişisel bilgisayarlar çok kullanışlıdır.
Were you the one who planned this whole thing?
- Bütün bu şeyi planlayan kişi sen miydin?
The life of a person is a transient thing.
- Bir kişinin hayatı geçici bir şeydir.
A strange figure suddenly came through the door.
- Garip bir kişi aniden kapıdan girdi.
How did you figure out Tom was the one who did it?
- Onu yapan kişinin Tom olduğunu nasıl öğrendin?
I've lost all the contacts from my address book.
- Adres defterimden tüm kişileri kaybettim.
Would you like to add me to your contact list?
- Kişi listene beni eklemek ister misin?
Self-publishing is a way to talk to the public.
- Kişisel yayıncılık, halkla konuşmanın bir yoludur.
Many people suffer from low self-esteem.
- Birçok kişi kendine saygı azlığından muzdarip.
You're a brave soul if you want to climb the Urals.
- Urallara tırmanmak istiyorsan sen cesur bir kişisin.
Tom is a very brave soul.
- Tom çok cesur bir kişidir.
Changes in society come from individuals.
- Toplumdaki değişiklikler kişilerden gelir.
It is likely that the police confused the two individuals as they both had similar facial features.
- Benzer simaları olduğu için polisin iki kişiyi birbiriyle karıştırmış olması muhtemel.
There were two people in it, one of her girl students and a young man.
- Onun içinde iki kişi vardı, onun kız öğrencilerinden birisi ve genç bir adam.
There were too many people at the concert.
- Konserde çok fazla kişi vardı.
What is most important in life differs from person to person.
- Hayatta neyin en önemli olduğu kişiden kişiye değişir.
The life of a person is a transient thing.
- Bir kişinin hayatı geçici bir şeydir.
Fine feathers make fine birds.
- Güzel giysiler kişiyi güzel gösterir.
There were too many people at the concert.
- Konserde çok fazla kişi vardı.
Only a few people showed up on time.
- Yalnızca birkaç kişi vaktinde geldi.
Every person in this community is like a cell in the immune system of a healthy human body.
- Bu toplumda her kişi sağlıklı bir insan vücudunun bağışıklık sisteminde bir hücre gibidir.
Sami was the one who discovered Layla's body.
- Sami, Leyla'nın cesedini keşfeden kişiydi.
José showed himself to be a person of bad character.
- Jose kendini kötü karakterli bir kişi olarak gösterdi.
She has totally changed her character.
- Kişiliğini tamamen değiştirdi.
The per capita consumption of rice of Japanese people is about half of what it was fifty years ago.
- Japon halkının kişi başına düşen pirinç tüketimi yaklaşık elli yıl önce olanın yarısı.
At least four were killed in the explosion of a car bomb outside a police station in the capital, Nairobi.
- Başkent Nairobi'de bir polis karakolunun dışındaki bir araba bombası patlamasında en az dört kişi öldü.
That's one small step for a man, one giant leap for mankind.
- Bu, bir kişi için küçük bir adımdır ama insanlık için dev bir sıçramadır.
One more person will be joining us later.
- Daha sonra bir kişi daha bize katılıyor olacak.
If you want to have an attractive personality, you need to have a good head on your shoulders.
- Eğer çekici bir kişiliğe sahip olmak istiyorsanız, omuzlarınızda iyi bir kafaya sahip olmalısınız.
More than 50 people died from the recent eruption. Volcanic rocks struck some victims in the head.
- Son püskürmede 50'den fazla kişi öldü. Volkanik kayalar bazı kurbanların başına çarptı.