kayma

listen to the pronunciation of kayma
Türkisch - Englisch
glide
gliding
slide
sliding

When I was a child, I used to like sliding down the staircase banister. - Çocukken merdivenden kaymak hoşuma giderdi.

(Gıda,İnşaat) shear
run off
(Bilgisayar) scroll
run
(Otomotiv) skidding
dislocation
slide, sliding, slip
cin. ghost image
slipping

Wear boots to avoid slipping. - Kaymayı önlemek için çizmeler kullanın.

The wolf peered around the corner before slipping silently into the woods. - Kurt sessizce ormana kaymadan önce dikkatle köşeye baktı.

creepage
a children's game
slipping, slip, slide
creep
cin. misframe
slip

Be careful not to slip. - Kaymamak için dikkatli ol.

She walked slowly so she wouldn't slip. - Kaymamak için yavaşça yürüdü.

{i} skating

Is the ice thick enough for skating? - Buz, paten kaymak için yeterince kalın mı?

Tom and Mary went skating on the pond. - Tom ve Mary paten kaymak için gölete gittiler.

slippage
{i} shift

Politics in this country is shifting towards the center. - Bu ülkedeki siyaset merkeze doğru kaymaktadır.

Politics in this country is shifting towards the left. - Bu ülkedeki siyaset sola doğru kaymaktadır.

skid
slıp

Be careful not to slip. - Kaymamak için dikkatli ol.

She walked slowly so she wouldn't slip. - Kaymamak için yavaşça yürüdü.

prolapse
veya gliding
glissando
kaymak
slip
kaymak
{i} cream

Butter is made from cream. - Tereyağı kaymaktan yapılır.

kayma açışı
angle of slip
kayma dayanımı
(Mekanik) shear strength
kayma direnci
(İnşaat) skid resistance
kayma düzlemi
sliding plane
kayma düzlemi
(Fizik,Teknik) glide plane
kayma gerinimi
shear strain
kayma göstergesi
(Askeri) slip indicator
kayma hızı
slip velocity
kayma hızı
(Tıp) shear rate
kayma hızı
(Otomotiv) sliding speed
kayma kuvveti
(Gıda,Tıp) shear force
kayma merkezi
shear center
kayma mesafesi
(Askeri) sliding distance
kayma modu
(Çevre) sliding mode
kayma modülü
(İnşaat) shear modulus
kayma mukavemeti
shear strength
kayma yüzeyi
sliding-surface
kayma önleyici
(Otomotiv) antiskid
kayma akması
gliding flow
kayma akımı
shear flow
kayma bölgesi
sliding zone
kayma dairesi metodu
slip-circle method
kayma dayanımı açısı
angle of shearing resistance
kayma devinimi
sliding movement
kayma devinimi
sliding motion
kayma dikme
retractable stanchion
kayma direnci
sliding resistance
kayma direnci açısı
angle of shearing resistance
kayma direnci açısı
angle of internal friction
kayma doğrultusu
direction of sliding
kayma düzlemi
slip plane
kayma emsali
slip coefficient
kayma erime noktası
(Gıda) slip melting point
kayma faktörü
sliding factor
kayma frekansı
slip frequency
kayma gerilmesi
tangential stress
kayma hareketi
sliding movement
kayma hareketi
sliding motion
kayma hattı
slip line
kayma ile incelen
(Gıda) pseudoplastic
kayma ile kırılma
sliding fracture
kayma incelmesi
shear thinning
kayma izi
skid mark
kayma işareti
(Bilgisayar) glide point
kayma kalınlaşması
shear thickening
kayma kaması
sliding wedge
kayma katsayısı
sliding factor
kayma kontrolü
(Otomotiv) acceleration skid control
kayma koruması
slip protection
kayma kütlesi
sliding mass
kayma kırılması
sliding fracture
kayma sürtünmesi
sliding friction
kayma sıklığı
slip frequency
kayma sınırı
(Havacılık) aquaplaning limit
kayma tehlikesi
danger of sliding
kayma temayülü
sliding tendency
kayma yanılgısı
(Bilgisayar) zero shift error
kayma yenilmesi
failure by shear
kayma yüzeyi
sliding surface
kayma yığını
sliding mass
kayma zonu
sliding zone
kayma çarpanı
sliding factor
kayma çekimi
slip drafting
kayma çekincesi
danger of sliding
kayma çizgisi
slip line
kayma çukuru
skid pan
kayma önleme
antiskid protection
kayma önleyen
anti slip
kayma önleyen
antislip
kayma önleyici
antiskating, antiskid
kayma önleyici düzen
(Otomotiv,Teknik) antiskid device
kayma önleyici düzen
antiskating device
kayma şiddeti
shear intensity
kaymak
{f} slide
kaymak
{f} ski

We went to the mountain to ski. - Kaymak için dağa gittik.

We went to the mountains to ski. - Kaymak için dağlara gittik.

kay
{f} skiing

I may go skiing at Zao next month. - Gelecek ay Zao'da kaymaya gidebilirim.

He broke his leg skiing. - Kayak yaparken bacağını kırdı.

kaymak
glide
kaymak
fuck
kızakla yokuştan kayma
coast
kay
{f} skid

The patrol car skidded to a stop. - Devriye arabası kayarak durdu.

The police car skidded to a stop. - Polis arabası kayarak durdu.

kay
rise

Does depreciation of the yen give rise to inflation? - Yenin değer kaybetmesi enflasyona neden olur mu?

This river rises in the mountains in Nagano. - Bu nehir Nagano dağlarından kaynaklanır.

kay
{f} ski

I prefer swimming to skiing. - Yüzmeyi kaymaya tercih ederim.

He broke his leg skiing. - Kayak yaparken bacağını kırdı.

kaymak
skiing

Skiing is a lot of fun. - Kaymak çok eğlenceli.

I'm glad you enjoy skiing, but I guess it's just not my cup of tea. - Kaymaktan hoşlandığına sevindim ama sadece bu bana göre değil.

kaymak
{f} skate

The ice is too thin to skate on. - Buz kaymak için çok ince.

kay
slid

Tom moved the flower pot to the left and the secret door slid open. - Tom saksıyı sola doğru hareket ettirdi ve gizli kapıyı kaydırarak açtı.

The children were sliding on the ice. - Çocuklar buz üzerinde kayıyorlardı.

kaymak
lay
kaymak
move
kaymak
(Gıda) turkish cream
kaymak
slither
kaymak
creep
kaymak
skimming
kaymak
skid
kaymak
change into
kaymak
slid

When I was a child, I used to like sliding down the staircase banister. - Çocukken merdivenden kaymak hoşuma giderdi.

kaymak
change
kaymak
sashay
kaymak
flow away
kay
slither

The slippery snake slithered right out of his hand. - Kaygan yılan onun tam elinin dışına kaydı.

Tom saw a snake slither across the path. - Tom bir yılanın patikadan kayışını gördü.

kay
{f} gliding
kay
{f} shift

Politics in this country is shifting towards the left. - Bu ülkedeki siyaset sola doğru kaymaktadır.

Politics in this country is shifting towards the center. - Bu ülkedeki siyaset merkeze doğru kaymaktadır.

kay
flow away
kay
{f} sliding

When I was a child, I used to like sliding down the staircase banister. - Çocukken merdivenden kaymak hoşuma giderdi.

The children were sliding on the ice. - Çocuklar buz üzerinde kayıyorlardı.

kay
{f} skate

I think skateboards are usually cheaper than rollerblades. - Kaykayların genellikle tekerlekli patenlerden daha ucuz olduklarını düşünüyorum.

Tom decided to give up skateboarding after his accident. - Tom kazadan sonra kaykay yapmaktan vazgeçmeye karar verdi.

kay
{f} skating

I like skating better. - Patenle kaymayı daha çok severim.

I would not go skating today. - Bugün kayak yapmaya gitmedim.

kay
{f} slipping

Wear boots to avoid slipping. - Kaymayı önlemek için çizmeler kullanın.

The wolf peered around the corner before slipping silently into the woods. - Kurt sessizce ormana kaymadan önce dikkatle köşeye baktı.

kay
{f} slip

He slipped and nearly fell. - O kaydı ve neredeyse düşecekti.

The politician is as slippery as an eel! - Politikacı bir yılan balığı gibi kaygan!

kay
{f} glide

Tom watched the skaters glide across the ice. - Tom patencilerin buzun üzerinde kaydığını izledi.

The skaters glided rapidly around the rink. - Patenciler pistin çevresinde hızla kaydı.

kaymak
junket
kaymak
curd

Tom drank curdled milk. - Tom kaymak tutmuş süt içti.

kay
{f} slide

Sledding is very easy. All you have to do is sit down tight and let it slide. - Kızakla taşımak çok kolaydır. Yapman gereken tek şey sıkı oturmak ve onu kaydırmaktır.

In our park, we have a nice slide for children to play on. - Bizim parkta çocukların oynaması için güzel bir kaydırağımız var.

aşağıya kayma
glissade
aşağıya kayma
descent down a slippery slope
daktilo kayma düzeneği
escapement
dansta yana kayma
glissade
düz kayma
(Askeri) straight running
en az kayma mesafesi
(Askeri) minimum drift distance
en çok kayma mesafesi
(Askeri) maximum drift distance
enine kayma
transverse sliding
kay
prolapse
kay
cay
kay
glissade
kaymak
{i} skimmings
kaymak
{f} prolapse
kaymak
lapse
kaymak
coasting
kaymak
(toprak) slump
kaymak
cream; clotted cream
kaymak
creme
kaymak
glissade
kaymak
{i} head
kaymak
buttermilk
kaymak
(ıslak zeminde) aquaplane
kaymak
slumping
kaymak
slump
kimyasal kayma
chemical shift
konumsal doğruluktaki kayma
(Askeri) position dilution of precision
kritik kayma hızı
(Askeri) critical shear velocity
kızakla kayma
coasting
patenle kayma
skating

Roller skating is fun. - Tekerlekli patenle kaymak eğlencelidir.

I like skating better. - Patenle kaymayı daha çok severim.

patensiz kayma
slide
potansiyel kayma yüzeyi
potential surface of sliding
tabii kayma açısı
angle of repose
tasarruf eğrisinde kayma
(Ticaret) change in the saving schedule
tekerlekli patenle kayma
roller skating

Roller skating is fun. - Tekerlekli patenle kaymak eğlencelidir.

tekerlekli patenle kayma
roller-skating
yana kayma
side slip
yelkenli kızakla kayma
skate sailing
zikzaklı kayma
slalom
Englisch - Englisch

Definition von kayma im Englisch Englisch wörterbuch

Kay
A short form of Katherine and other female names beginning with a "K"; popular as a middle name
Kay
A male given name derived from the surnames, or from a rare medieval given name ( as the Sir Kay of Arthurian legend ), Welsh Cai, Latinized as Caius, related to the modern male name Kai
kay
Abbreviation of okay
kay
The name of the Latin script letter K/k
Kay
In Arthurian legend, the foster brother and steward of King Arthur. The letter k. Boyle Kay Kay Alan Kay John Kay Ulysses Simpson
Kay
short form of Katherine and other names beginning with a "K";popular as a middle name
Kay
derived from the surnames, or from a rare medieval given name ( as the Sir Kay of Arthurian legend ), Welsh Cai, Latinized as Caius, related to the modern male name Kai
Kay
A surname derived from several Old and Middle English words; also adopted by immigrants whose surnames began with a K
Kay
{i} female first name; family name
kay
The letter k
Türkisch - Türkisch
Kaymak (II) işi
Herhangi bir sebeple filmin atlaması veya görüntünün perdeye tam olarak gelmemesi
Kaymak işi
Kaymak
(Osmanlı Dönemi) MEÂL
KAY
(Osmanlı Dönemi) Kusma, istifrağ. Hastalıktan dolayı ağızdan çıkan hazmolmamış gıdâ maddesi.Âlim-i mürşid koyun olmalı; kuş olmamalı. Koyun, kuzusuna süt; kuş, yavrusuna kay verir. M
Kaymak
akınmak
Kaymak
(Osmanlı Dönemi) ZÜBDE
Kaymak
zılak
Kaymak
(Osmanlı Dönemi) ZÜBBAD
kay
Yağmurlu hava
kay
Yağmur, yaz yağmuru
kay
(Osmanlı Dönemi) hazmolmamış gıda. Hazmedilmemiş yiyecek
kay
Kusma
kay
Yaz yağmuru
kaymak
"İstemeden bir şey yapmak" anlamıyla bazı deyimlerde geçer
kaymak
Afyonkarahisar'a özgü bir süt ürünü
kaymak
Yerini değiştirmek: "Ayağımın altından geminin sacları muz kabuğu gibi kayıyordu."- S. F. Abasıyanık
kaymak
Cinsel ilişkide bulunmak
kaymak
Sütü yayvan kaplar içinde ve hafif ateşte tutarak elde edilen koyu, yağlı öz
kaymak
Yağışların etkisiyle toprağın alt tabakasının gevşemesi sonucu üst tabaka oynamak
kaymak
Görüş, düşünce veya tutumunu değiştirmek
kaymak
Anlamı değişmek
kaymak
Sütün yüzünde zar durumunda toplanan, açık sarı renkli, koyu yağlı katman
kaymak
Durum değiştirmek
kaymak
Sütün veya yoğurdun yüzünde zar durumunda toplanan, açık sarı renkli, yoğun yağlı katman
kaymak
Düz, ıslak, donmuş veya kaygan bir yüzey üzerinde sürtünerek kolayca yer değiştirmek
kaymak
Yerini değiştirmek
kaymak
Kurtulmak
kaymak
Kaygan bir yüzey üzerinde birdenbire dengesini yitirmek
kaymak
Bir şeyin en iyi ve seçkin bölümü
kaymak
Yağmur ve selden sonra toprağın üzerinde kalan özlü tabaka
kaymak
Düz, ıslak, donmuş veya kaygan bir yüzey üzerinde sürtünerek kolayca yer değiştirmek: "Sol tekerlekler küçük bir hendeğin içine kaydı."- O. C. Kaygılı
kayma
Favoriten