katılan

listen to the pronunciation of katılan
Türkisch - Englisch
participating; participant
participant
attendant

The attendants anticipated all our needs. - Katılanlar tüm ihtiyaçlarımızı tahmin etti.

(Bilgisayar) attendee
participating

I'm excited about participating. - Katılanlar hakkında heyecanlıyım.

(Bilgisayar) contributor
(Ticaret) contributory
(Askeri) joined
(Dilbilim) argument
(Ticaret) associate
partaken
{i} party
kat
{i} storey

All storeys of the house are made of wood. - Evin tüm katları ahşaptan yapılmıştır.

You need an elevator if you want to go down twenty storeys. - Yirmi kat aşağıya gitmek istiyorsan bir asansöre ihtiyacın var.

kat
{i} fold

Tom took a folded piece of paper out of his shirt pocket. - Tom gömlek cebinden bir parça katlanmış kağıt çıkardı.

Quickly Sadako tried to fold the paper before she fell asleep. - Sadako uykuya dalmadan önce hızlı bir şekilde kağıdı katlamayı denedi.

katılan alkol
lacing
katılan arazi
annexation
katılan herkes
all comers
katılan ülke
(Hukuk) accessing country
katılan şey
addition
kampanyaya katılan kimse
campaigner
kat
{i} floor

A fire broke out on the fifth floor. - Beşinci katta bir yangın patlak verdi.

A fire broke out on the first floor. - Birinci katta bir yangın patlak verdi.

kat
story

Kate was surprised by Brian's story. - Kate Brian'in hikayesine şaşırmıştı.

The photo he showed added color to his story. - Onun gösterdiği fotoğraf onun hikayesine renk kattı.

kat
ply
katılanlar
{i} turnout
kat
stair

I carried Tom down two flights of stairs. - Tom'u iki kat aşağıya taşıdım.

The young woman, after running up the stairs, opened the door of the house. - Genç kız, üst kata çıktıktan sonra, evin kapısını açtı.

kat
{i} fall

Church participation has fallen. - Kilise katılımı düştü.

Sami falls into that category of people. - Sami o kategorideki insanlar arasında yer alır.

greve katılan
(Kanun) striker
kat
(Bilgisayar) cube
kat
film

I watched the film named Texas Chainsaw Massacre with my girlfriend yesterday. She was very afraid. - Dün kız arkadaşımla birlikte Teksas Motorlu testere Katliamı adında bir film izledim. O çok korktu.

kat
(Tekstil) fabric
kat
(Tekstil) layer (fabric)
kat
(Jeoloji) horizon
kat
(Bilgisayar) embed
kat
flight

Tom walked down a flight of stairs. - Tom bir kat aşağıya yürüdü.

Tom fell down two flights of stairs and is now in the hospital. - Tom iki kat merdiven düştü ve şimdi hastanede.

kat
slab
kat
times

Light travels around the earth seven and a half times a second. - Işık dünyanın etrafında bir saniyenin 7.5 katı hızında seyahat eder.

He earns three times as much as I do. - O, benim kazandığımın üç katı kadar çok kazanıyor.

katılanlar
(Bilgisayar) attended

No less than 100 people attended the meeting. - Toplantıya katılanlar, 100 kişiden aşağı değildi.

kat
admix
kat
multitude
kat
tier
kat
pucker
kat
covering
kat
multiple
kat
stratum
kat
coat

They put a coat of paint on the chair. - Onlar sandalyeye bir kat boya sürdüler.

The house looked wonderful with its fresh coat of paint. - Ev taze boya katıyla harika görünüyordu.

kat
convolution
kat
layer

The upper ocean has warmed up much more than deeper layers. - Üst okyanus derin katmanlardan çok daha fazla ısındı.

Baklava are sweet pastries made from layers of filo dough filled with chopped nuts. - Baklava kıyılmış fındık ile dolu filo hamur katmanları yapılan tatlı hamurdur.

kat
flat

Do you have a flat or a house? - Bir katınız mı yoksa bir eviniz mi var?

My flat is located on the first floor. - Dairem birinci katta bulunmaktadır.

kat
crease
kat
coating
kat
by the times
aynı partiden seçime katılan aday
running mate
açık oturuma katılan kimse
panelist
içkiye katılan soda
splash
kat
presence, the presence of a distinguished personage
kat
lap
kat
time(s)
kat
floor; storey, story; layer, stratum; covering; fold; coat, coating; multiple; time(s)
kat
(Matematik) multiple
kat
double

The number of employees doubled in ten years. - Çalışan sayısı on yıl içinde iki katına çıktı.

His revenue doubled after retirement. - Onun geliri, emekli olduktan sonra iki katına çıktı.

kat
story, floor, Brit. storey
kat
layer, stratum; fold
kat
deck

The gift shop is on the second deck. - Hediyelik eşya mağazası ikinci katta.

kat
thicknesses
kat
superinduce
kat
set (of clothes)
kat
(dokuma) pile
komünyon ayinine katılan
communicant
konferansa katılan kimse
conferee
una katılan yağ
shortening
yarışmaya katılan güzel
bathing beauty
yarışmaya katılan güzel
bathing belle
yeni katılan ülke
(Hukuk) accessing country
yürüyüşe katılan kimse
marcher
ziyafete katılan kimse
banqueter
Englisch - Englisch

Definition von katılan im Englisch Englisch wörterbuch

Kat
A short form of the female given names Katharine and Katherine

During her childhood she was a romanticized Katherine, dressed by her misty-eyed, fussy mother in dresses that looked like ruffled pillowcases. By high school she'd shed the frills and emerged as a bouncy, round-faced Kathy - - - At university she was Kath, blunt and no-bullshit in her Take-Back-the-Night jeans and checked shirt - - - When she ran away to England, she sliced herself down to Kat. It was economical, street-feline, and pointed as a nail.

kat
alternative spelling of khat
kat
An Arabian shrub (Catha edulis) the leaves of which are used as tea by the Arabs
kat
the leaves of the shrub Catha edulis which are chewed like tobacco or used to make tea; has the effect of a euphoric stimulant; "in Yemen kat is used daily by 85% of adults"
Türkisch - Türkisch

Definition von katılan im Türkisch Türkisch wörterbuch

Kat
(Osmanlı Dönemi) MİRRE
Kat
nezt
Kat
misil
kat
Ön, yan
kat
(Osmanlı Dönemi) tabaka
kat
Giyeceklerde takım: "Birer kat elbise ile kalacağız."- A.Gündüz
kat
Tekrarlanan bir sayının toplamı
kat
Ressam tarafından kullanılan boya hacmi
kat
Takım
kat
Kesme
kat
Makam, mevki
kat
Bükülen ya da kıvrılan bir şeyin her kıvrımı
kat
Bir yüzey üzerine az veya çok kalın bir biçimde, düzgün olarak yayılmış bulunan şey; üst üste konulmuş şeylerden her biri, tabaka
kat
Etyopya ve Yemen'de yetişen, yaprakları uzun süre çiğnenince sarhoşluk veren ağaççık
kat
Bükülen veya kıvrılan bir şeyin her kıvrımı
kat
Daire. Ön, yan: "Salim, Sait Faik'in Yaşar Nabi katındaki telif ücretini artırmakta büyük rol oynamıştır."- S. Birsel
kat
Sonuca bağlama, bitirme
kat
(Osmanlı Dönemi) kesme; yol alma
kat
Nicelikçe kez, defa, misil
kat
Kesme, kesilme. İlgiyi kesme
kat
Bir yapıda iki döşeme arasında yer alan daire veya odaların bütünü
kat
Jeoloji zamanlarından bir dönem içinde oluşmuş katmanlı kayaçlar
kat
İlgiyi kesme
kat
Bir yapıda iki döşeme arasında yer alan daire veya odaların bütünü: "Yemekten sonra evin üst katında, ocaklı bir odaya çıktık."- S. F. Abasıyanık
kat
Huzur
kat
Bir yüzey üzerine az veya çok kalın bir biçimde, düzgün olarak yayılmış bulunan şey. Üst üste konulmuş şeylerden her biri, tabaka
kat
Daire
kat
Yemen ve Etyopya'da yetişen, yaprakları uzun süre çiğnenince sarhoşluk veren bir ağaççık
kat
Kesme, kesilme
kat
Kez, defa, misil
katılan
Favoriten