karşılaştırmak

listen to the pronunciation of karşılaştırmak
Türkisch - Englisch
{f} contrast
confront
match
class with
set against
to compare, to contrast; to confront with; to match
confront smb. with
check against
balance
crosscheck
check
to compare
to cause (chemicals) to react
parallel
to bring (people) face to face
(yazı) collate
{f} oppose
hold a candle to
confront somebody with
compare with
chuck together
confront with
match against
measure
(Kimya) process
bench marking
align
collate
{f} compare
in front of
karşılaştırma
comparison

That's not a valid comparison. - O geçerli bir karşılaştırma değil.

What a ridiculous comparison! - Ne komik bir karşılaştırma!

karşılaştırma
comparision
karşılaştır
compare

Compare your translation with the one on the blackboard. - Çevirini tahtada olanla karşılaştır.

Compared to New York, Tokyo is a much safer place. - New York ile karşılaştırıldığında, Tokyo çok daha güvenli bir yerdir.

karşılaştır
match against
karşılaştırma
(Politika, Siyaset) benchmarking
karşılaştırma
checking
karşılaştırma
contrast
karşılaştırma
benchmark
karşılaştır
{f} compared

Spring has come early this year compared with last year. - Geçen yılla karşılaştırıldığında, bahar bu yıl erken geldi.

Compared to New York, Tokyo is a much safer place. - New York ile karşılaştırıldığında, Tokyo çok daha güvenli bir yerdir.

karşılaştır
{f} collated
karşılaştır
{f} comparing

You're comparing apples with oranges. - Sen elmaları portakallarla karşılaştırıyorsun.

You're comparing chalk and cheese! - Sen tebeşir ve peyniri karşılaştırıyorsun!

karşılaştır
{f} contrasting
karşılaştırma
{i} comparing
karşılaştırma
collation
karşılaştırma
reference
karşılaştır
(Bilgisayar) reconcile
karşılaştırma
(Biyoloji) matching
karşılaştırma
crosscheck
karşılaştırma
check
karşılaştırma
comparison, contrast
karşılaştırma
{i} analogy

Your analogy isn't correct. - Senin karşılaştırman doğru değil.

Türkisch - Türkisch
Kişi veya nesnelerin benzer veya ayrı yanlarını incelemek için kıyaslamak, mukayese etmek
Karşılaştırma işini yaptırmak
Giysinin bir yanına yapılan işlemi, eşitlik sağlamak amacıyla öbür yanında uygulamak
Dikişte giysinin bir yanına yapılan işlemi, eşitlik sağlamak amacıyla öbür yanında uygulamak
(Osmanlı Dönemi) TATBİK
Karşılaştırma
(Osmanlı Dönemi) TEKAZ
karşılaştırma
Kişi veya nesnelerin benzer veya aynı yanlarını incelemek için kıyaslama, mukayese
karşılaştırmak
Favoriten